Popüler siyaset terimlerinin Türkçe meali

İç siyaset, 90’larda Türk popunun yaşadığı patlamayı yaşıyor!

Haberin Devamı

7’den 70’e ilgi büyük, kendi yıldızları ve oynak bir ritmi var! Peki doyamadığımız tartışmalarda “Algı operasyonu”, “Normalleşme” filan diyenler aslında neyi kastediyor?


İÇ siyaset, popülarite açısından altın devrini yaşıyor. Minibüs muavinlerinin bile Haşim Kılıç’la ilgili bir yorumu var. Gelecekteki başbakanımızın kim olacağı sorusu, altın günlerinde, geçen yılın “Yeni Hürrem kim olacak” merakını aşıyor. İsimlerle ilgili müşterek bahisler açıldı, tahminler uçuşup kaçışıyor.
Tartışma programları dizilerin reytingine yaklaşıyorken, Ahmet Hakan’ın seyirci sayısı Kıvanç Tatlıtuğ’unkine rakip çıkmışken, Kurtlar Vadisi, Dört Bir Taraf’taki çatışma ve gerilimin yanında gözyaşları içinde kalmışken, yazmadan olmazdı. 90’larda Türk pop müziği neyse, şu an siyaset yorumu o kıvamda. Yayıldı, köpürdü, dillere düştü, çoğaldı, neşeli ve oynak bir ritim kazandı!
Hadi 68 kuşağını tenzih ederek toplu itirafta bulunalım: Çoğumuz son aylarda politikayla, hayatta hiç olmadığımız kadar ilgili değil miyiz? Öyleyse, sık duyulan siyasi terimlerin içinde bulunduğumuz günlerde aslında ne manaya geldiklerini konuşalım. Zira tartışmalarda katılımcıların, ince seslileri telaffuz edemeyen tiki kızların “filan yani”yi kullanma sıklığı kadar çok tekrarladığı, “Algı operasyonu”, “Normalleşme” gibi terimler de Türk popu gibi. Kaynak Batı, ama kaçınılmaz olarak kendimize benzetip, biraz malzemeden çalıp, kenara bir kilim deseni iliştirmişiz.
Siyaset bilimci değilim ve bu gerçek bir sözlük değil. Belki acizane bir tercüme. Terimleri, son dönemlerde memlekette kullanılan, ağza sakız manalarıyla açıklamaya çalışacağım.
Algı operasyonu: Bir yalanı elli kere söylersen inanan birileri çıkar ilkesinden faydalanan siyaset enstrümanı. “Cambaza bak”çılık. “Çamur at izi kalsın”cılık. Kandırıkçılık. Aynı zamanda gerçeklere, “Organize bir yalan” deyip tüyler ürpertmenin en saygıdeğer yolu.
Pejoratif: Çaktırmadan aşağılayan ifadelerin özelliği. Başörtülü kadınlar, “Türbanlı” kelimesinin böyle olduğunu söylüyor. “Türban”, kelime anlamıyla sadece bir zamanların çok moda başlığı olsa da. “Beyaz Türkler” ses çıkarmıyor ama, bu tamlama da yaldır yaldır pejoratif! Beyaz sadece bir renk olsa da. “Pejoratif manada” denince, iki ihtimal var. 1) Buluttan nem kapılmış, aşırı hassasiyet mevcut, siyaseten doğruculuk fırtınası çıkmış. 2) Birilerine kitlesel olarak çatır çatır hakaret edilmiş, ama o kadar ince edilmiş ki, dava açamayacaklar.
Siyaseten doğruculuk: “Artık ona öyle demek ayıp yalnız” trendi. Amerikan menşeili, “Her kelime ve fikrin pejoratif bulunma ihtimali karşısında, hiçbir şey söyleyememeye doğru hızla gitme” çılgınlığı. Nezaket ve saygı niyetiyle başlayıp, coşkulu bir alınganlıkla büyüyen akım.
Normalleşme: Bazen farklı kesimlerin barışıp iletişim kurması, eşitlik anlamında söyleniyor. Ama çoğu zaman, “iktidar partisinin arzu ettiği yaşam tarzı ve tercihlerin tüm ülkeye yayılması ideali” manasında kullanılıyor. Normal ne demek, kime göre, neye göre, ya birinin normali öteki için fena halde anormalse? Nasıl yapalım onu?
Endişeli modernler filanlar: Kimisi için “Eğitimli Şehirliler”, kimine göre “Kibirli Laikler”. Muhtemelen “Beyaz Türkler”le kesişim kümesi büyük “Tuzu kuru kentsoylular”. Ülkenin, genelde vergisini veren, suç işlemeyen, bence oldukça “normal” vatandaşlarından oluşan kitleler. Ama aynı zamanda, “yorgun”dan, “yenik”e, “kibirli”den “dar kafalı”ya kadar, “pejoratif” ve “siyaseten doğrucu olmayan” tüm ifadelerin, haklarında en rahat ve şehvetle kullanıldığı milyonlar. Ne desek?
“Yeni Mağdurlar”?

Yazarın Tüm Yazıları