CHP için vahim tablo

CHP’nin seçim uzmanı olarak bilinen eski milletvekili, Baykal’a yakın bir isim olan Algan Hacaloğlu seçim sonuçları ile ilgili olarak ‘gerçekten emek verilmiş’ bir çalışmayı gönderdi.

Haberin Devamı

Hacaloğlu, “30 Mart Seçimleri, mevcut koşullar altında şu gerçekleri ortaya koymuştur” diyerek şu tabloyu ortaya koyuyor:
CHP toplam Türkiye nüfusunun;
Yüzde 20’si içinde, (% 0 - %3.0 arası oyla) hiç yoktur.
Yüzde 18’i içinde, (% 3.0 - % 10.0 arası oyla) fiilen yoktur.
Yüzde 14.0’ü içinde (% 10.0 - % 20.0 arası oyla) çok yetersiz düzeyde vardır.
Yüzde 25.5’i içinde (% 20.0 - % 30.0 arası oyla) ancak sınırlı düzeyde vardır.
Yüzde 22.5’ini oluşturan belirli il ve ilçelerde ise, (% 30.0 - % 40.0 arası oyla) vardır veya (% 40.0’dan fazla oyla) gerçekten vardır.
Sonuç; neresinden bakılırsa bakılsın, bu tablo hiçbir şekilde CHP’nin bir başarı öyküsü olarak yorumlanamaz.
Bu tablonun temelleri ve birikimleri üzerinde CHP’nin iktidarı ve Türkiye’nin geleceği kurulamaz.
CHP’nin, ülke coğrafyasının sadece belirli bölümlerinde, halkımızın sadece belirli kesimlerinde varlığını kanıtlayan bu seçim sonuçları üzerinde gelecek kurulamaz; partimiz iktidara taşınamaz.
Bir bölümü sağ kesimden ödünç alınarak ‘yüzde 25-26’ aralığında gerçekleşen CHP oylarını, ‘Oylarımızı artırdık’ söylemleri ile savunmak, hiçbir şekilde CHP’nin büyük iddiaları ve idealleri ile örtüşemez...
“CHP’yi ele geçirerek, CHP’nin tarihsel misyon ve ilkelerini çökertmek” amacıyla 2010 yılında gerçekleştirilen “Baykal komplosu” aşamasında güvenilir kamuoyu yoklamalarında yüzde 28 olarak açıklanmış olan o dönemdeki CHP oy potansiyeline rağmen; “Oylarımızı yavaş yavaş artırıyoruz” söylemleri ile seçim sonuçları ve nedenleri üzerinde sağlıklı değerlendirmeler yapılamaz...
Bu sonuçlar hiçbir şekilde dün de öyleydi mantığı ile savunulamaz...
SON SÖZÜM ŞUDUR
CHP’nin 17 yıl görev yapan 4. Genel Başkanı, partinin 2. kuruluş döneminin önderi, 28 yıl milletvekilliği ve bakanlık yapmış, yaşamını CHP’ye, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı ve bütünlüğünün korunmasına, çağdaşlaşması, demokratikleşmesi ve gelişmesine adamış olan Deniz Baykal’a, dolayısıyla CHP’ye karşı kurulan ‘komplo’ açıklığa kavuşturulmadığı sürece, Türkiye demokrasisi düzlüğe taşınamaz.
Söz konusu komplo paralelinde CHP’ye yönelik kurulan oportünist, ilkesiz tuzaklar ve bu tuzakların eşliğinde sürdürülen “tasfiye ve partiyi kimliksizleştirme” süreçleri, parti içi demokrasi kuralları çerçevesinde “ters yüz” edilmediği sürece, CHP, seçimlerde başarısının anahtarını oluşturacak, “yürekli, özverili, bilinçli” örgüt yapısına kavuşamaz.
Keza, CHP dev çınarı ‘yeni filiz‘ saplantılarından temizlenmediği, ‘Atatürk ilke ve devrimleri, ulus devlet, ulusal bağımsızlık ve bütünlük’ ile ‘demokratik, laik, sosyal hukuk devleti yapılanması’ ve “çağdaş Sosyal demokrasinin evrensel değerleri’ temelleri üzerinde şekillenmiş, ‘çoğulcu demokrasiye, hak ve özgürlüklere, emeğe ve bireysel kültürel haklara’ saygılı mevcut ‘Parti Programı’, tüm parti söylem ve politikalarının kaynağına, “rehber belgesine” dönüştürülmediği sürece, CHP, toplumumuzu ve demokrasimizi dönüştürüp, geliştirmeye yönelik “Halk İçin, Halkla Beraber İktidar” mücadelesinde başarıya ulaşamaz.
Algan Hacaloğlu’nun değerlendirmesini ilgilisi mutlaka okumalıdır.

Haberin Devamı

AKP, ortaçağcıl Arap düzeni mi istiyor

Haberin Devamı

AKP’nin izlediği toplumsal kavga politikasının olası nedenleri ve yıkıcı sonuçlarına karşı siyasal muhalefete düşen ödev... Derken bir soru akla geliyor:
AKP yönetiminin iktidar olmasına karşın, huzur ve barışı korumaya çalışacak yerde, kendisinin toplumumuzu sürekli bir kavga ortamında tutmaya çalışmasının nedeni ne olabilir?
Acaba BOP’a söz vermiş olduğu üzere, Güneydoğu Anadolu’nun Türk yurdu olmaktan çıkarılması, Kıbrıs’ın Rum adasına dönüştürülmesi, Ermeni isteklerinin yerine getirilmesi... Türk ulusuna ancak sürekli bir iç kavga ortamında oldu-bitti olarak kabul ettirilebileceğini bildiği için midir?
Yine BOP’un ‘Ilımlı İslam’ yutturmacasıyla laik devlet yapısının yerine ortaçağcıl Arap düzenini getirme emeli de aynı amaca hizmet etmek için midir?
CHP yönetiminin, eğer gerçekten ülkeyi yönetmeye talip ise, bu yıkıcı emellere karşı kamuoyunu bilgilendirmek, hep uyanık, direnmeye tam kararlı durumda bulundurmak stratejisi izlemesi zorunludur, kanısındayım.
Prof. Dr. Özer OZANKAYA

Haberin Devamı

Ağaç baltaya ne demiş!

LA Clippers’ın Başkanı “siyaha siyah“ dediğinden ve bu ABD’de “etik olmadığından” dinleme yasadışıymış masadışıymış denmeden önce NBA’den 2.5 milyon dolar ceza geldi. Sonra ömür boyu basketboldan yasaklama... Şimdi de LA Clippers’i sattırıyorlar; hem de zorla...
Bizde ise “(Başbakan) Oğlum paraları sıfırla” diyor... Daha bir sürü şey. Bence dinlemelere rağmen ne savcılardan ne yüksek yargıdan, ne de gazetecilerden tık var. Tapelerde adı geçen Sıtkı Ayan’ı kimse bulup ”Baba ne iş” diye soramadı.
Ağaç baltaya bakmış “Allah belanı versin sapın bizden” demiş!
Oğuz TOLGA

112 mi görevden aldırdı

- TÜRKİYE Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Coşkun ve Sağlık Bakanlığı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürü Prof. Dr. Uğur Dilmen’in görevden alınmasının; yerel Haberdar gazetesinden Fatma Sarıbıyık’ın (Silivri), 112 Acil Servisi’nde yaşanan sorunu Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na iletmesi, Bakan’ın da hemen 112’yi araması sonucunda “Tüm operatörlerimiz doludur” cevabını alması ve bunun medyada yankı bulmasından sonra gerçekleştiği yorumlarına neden olduğunu...

Haberin Devamı

- TÜM Öğretim Elemanları Derneği İzmir Temsilcisi Prof. Dr. Kayhan Kantarlı ve Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ferhan Girgin Sağ’ın Urla Zeytineli Koyu’ndaki 1. derece sit alanında inşa edilen kaçak villaları kurtarmak için yapılan sit derecesi değişikliğinin iptali için eski İl Genel Meclisi Başkanı Serdar Değirmenci, bazı milletvekilleri ve duyarlı yurttaşlar tarafından açılan davada mahkemeye başvurarak müdahillik talebinde bulunduklarını...

- Vefalılar Derneği Başkanı Hakkı Baliç’in, Vefa Lisesi’nin 142. yaşının bu pazar 13.00’te kutlanacağını duyurduğunu...

Beşiktaş; 1 Mayıs ve CHP’li kahramanlar

1 MAYIS’ta, Beşiktaş’ta CHP ilçe binası önünde neler oldu.
Bir grup okurumuzun gözlemleri şöyle:
“Beşiktaş ilçe binasında toplanan partililer, Sarıgül ve ekibine, seçim bittikten 5 gün sonra ortaya çıktınız, “Ankara adayı kadar olamadınız, oylara sahip çıkmadınız, seçim propagandanızda işçinin ve emekçinin adını ağzınıza almadınız, şimdi ise burada ‘1 Mayıs’a geldiniz ,kendinize prim mi yaptırıcaksınız” diye tepkiler vardı.
Belediye Başkanı Murat Haznedar, Sarıgül’ün yanından bir dakka bile ayrılmadı. Sarıgül ilçede bir süre oturdu. İlçe merkezinde az kalan Sarıgülü arabasına kadar Haznedar ve ekibi uğurladı. Öyle ki Sarıgül’ün arabası vapur iskelesindeydi. Bizzat oraya kadar uğurlama merasimi yapıldı. Haznedar, Sarıgül’ü uğurladıktan sonra ilçeden ve etkinlikten ayrıldı.
Dışarda ise Gürsel Tekin ve il baskanı Oğuz Salıcı, emniyet güçlerine karsı örgütle beraber omuz-omuza mücadele verdiler. Örgütün hep yanında oldular, gaz yediler, su yediler ama ilçe merkezine girip oturmadılar. Örgüte sahip çıktılar... Önemli olan milletvekillerine örgütün tepkisiyle, daha doğrusu gelmeyen milletvekillerine..
Partililerin tepkisini şöyle anlatabilirim:

Haberin Devamı

TAMAYLIGİL, TOPRAK VE AYAYDIN NEREDELER

“Seçim sürecinde bölge milletvekilleri saha çalışmalarında hiç görünmediler, şimdi ise en öndeler ama gene de 2. bölge milletvekilleri Tamaylıgil, Ayaydın ve Toprak neredeler? Sabahat Akkiraz (3. bölge) nerede! Bugün bile yoklar, ne yazık, sadece listeler yapılırken mi burası akıllarına gelir, diye partililer kızgın ve kırgın halde konusuyorlardı.”
Anlatımları sürüyor:
“Sabah saatlerinde Beşiktaş Gençlik Kolu Başkanı göz altına alındı, ancak polis kararlı olan kitleyi dinledikten sonra kendisini serbest bıraktı.
Bir milletvekili TOMA’nın önüne yattı. Partililer keşke tüm vekillerimiz böyle olsalar ama akıllarında bir tek makam, mevki ve kendi adamlarını bir yere getirme var, yazık oluyor partimize dediler.
Sol söylemin yapılmadığı CHP bugün solcuların, devrimcilerin, işcilerin Bayramını kutladı.
CHP istanbul örgütü tam kadro oradaydı, 39 ilçe Başkanı oradaydı. Sarıyer belediye başkanı Şükrü Genç Meclis üyeleriyle, Bakırköy Belediye Başkanı Dr. Bülent Kerimoğlu neredeyse tüm meclis üyeleriyle oradaydı... Bakırköy örgütünün yüzü güldü, ‘halkçı başkan’ Kerimoğlu hayırlı olsun, dediler.
Şafak Pavey zorluklara rağmen oradaydı, çok sayıda vatandaş kendisini tebrik etti epeyce, epecye hatıra fotografı çektirdi. Milletvekili Akif Hamzacabi de destek verdi.
Polisin olumsuz olan tüm çabalarına rağmen Beşiktas’ta devrimci, işci, emekçi, Atatürkçü, özgürlük isteyen sayısı yaklaşık 30.000’i bulan kararlı bir kitle vardı. Aslında bu kalabalığın daha fazla olması gerektiği söylenti. Abartılı ve aşırı ‘güvenlik’ nedeniyle çok kişi dışarı çıkmaya korktu.
Ne dense densin 1 Mayıs’a en büyük desteği şüphesiz CHP verdi.
Polis zaman zaman sert müdahalede bulundu, bir çok yaralı ve gözaltıya alınan vardı.
CHP Besiktaş ilçe binasından çalınan ‘devrim türküleri’ 1 Mayıs’ı kutlamaya çalışan kitleye güç verdi.
Halaylar polis kalkanları arasında çekileye çalışıldı, kısacası böyleydi Beşiktaş’ta 1 Mayıs!..”

HANGİ MİLLETVEKİLLERİ

(Bizlerin izlenimlerini böyle, ancak tam göremediğimiz daha sonra Halk TV’de izlerken ve arkadaşlarımın bilgisinden öğrendiğimize göre, diğer katılan milletvekilleri şunlar:
Mahmut Tanal, Muharrem Işık, Erdal Aksünger, Veli Ağbaba, İlhan Cihaner, Hüseyin Aygün, Özgür Özel,
CHP’nin İstanbul’da şu kadar milletvekili var; ama bizim dün Beşiktaş ve Şişli’de gördüklerimiz bunlardı.)

YANARDAĞ’IN SORUSU

Bu arada Halk TV’de Ayşenur Arslan’ın programına katılan Yurt gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, Beşiktaş’taki olaylar sırasında yayına bağlanan Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar’ın konuşmasına tepki gösterdi. Hazinedar’ın dışarıda yaşananları unutarak “Halkımızın kandilini kutluyorum... Polis kardeşlerimiz de insan...” biçiminde konuşması izleyicilerin tepkisini çekti. Nitekim Yanardağ da canlı yayında “Bu kişi hangi partinin belediye başkanı” diye sordu.

HALKEVCİLERE HELAL OLSUN

BAĞCILAR’dan bir CHP’li üyenin ise söylediklerinden ilginç eleştiriler çıkıyor:
“Biz önce Şişli’ye gitmeye çalıştık; oradan da ara sokaklardan Beşiktaş’a indik; nasıl indiğimizi hiç sormayınız. Beşiktaş’a ne yapacağımızı bilemedik, İl örgütünün hazırladığı bir organizasyon yoktu.
İl örgütünün hazırlıklı olmalıydı; bir planı sunmalıydı. O anda TOMA’dan gaz atılıyor; bizler ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Benim gördüklerimde en organize grup; Halkevleri gibi... Polisi yarıp geçtiler; polis de arkalarından bakakaldı..
Sabah gazetesinin önünde 1000 kişilik bir gruptular... 40-50 polis önlerine çıktı; samimi söylüyorum sokağı yarıp geçtiler, polisleri çil yavrusu gibi dağıttılar.
CHP’li olarak özveri gösterip gelimişiz. Ne yazık ki bizim sahibimiz yoktu. Biz İl Başkanı Salıcı beyin daha düzenli ve organize olmasını isterdik; ama öyle bir şey görümedik. Herkes kendisinin ‘gösterisine’ bakıyordu ki, bu CHP’ye hiç yakışmıyordu.

ERDOĞAN HERKESİN BELİNİ KIRDI

- Polisin tavrı nasıldı?
- Geçen 1 Mayıs ve Gezi’ye göre daha sertti. O kadar genç polis, gelenlere düşmanca bakıyordu.
Çok yazık, herkes sevgisiz olmaya başlamış, birbirimize düşman olmuş. Bu bizi ilerde büyük sorunların içine atacaktır. Tabii bunun sorumlusu Başbakan Erdoğan’dır...
- Kalabalık geçen yıla göre daha azdı değil mi?
- Evet, ‘yandaş’ların yayınları insanları korkuttu, en az katılımlı ve korkutan 1 Mayıs oldu.
Taksim’e değil de Beşiktaş ve Şişli’ye çıkmak yürek işiydi aslında. Buna katlanan da çok az bir kitleydi. Açıkca söylemek gerekirse, herkesin beli kırılmıştı!

İpsalalı ‘Şeker Ahmet’in şahadetnamesi!

EFENDİM, İpsala’dan sohbeti ve davranışları ile günümüzde de anılan “Şeker Ahmet” lâkaplı çok tatlı bir insan geldi geçti.
Geçmiş yıllarda Belediye Başkanlığına aday olan Halit Kazel’e kendisine belediyede bir iş bulma karşılığı oy vereceğini söyler. Halit Kazel belediye başkanı seçilince Şeker Ahmet’i mezarlığa bekçi yapmak ister. Bunu duyan Şeker Ahmet bir gün Halit Kazel’in önünü keser ve aralarında şöyle bir diyalog geçer:
- A be Halit, nooldu benim mezar bekçiği işi?
- Tamam be Ahmet aga, seni mezarlığa bekçi yaptık. Ama senin şahadetnamen (ilkokul diploması veya diploma) var mı?
- Yoook! A be Halit bilmez misin? Ben okuma yazma bilmem!.
- Olmadı ki be Ahmet aga!.. Şahadetnamen yoksa seni mezarlığa bekçi yapamayız!.
Bu sözleri duyan Şeker Ahmet, Belediye Başkanı Halit Kazel’e ağdalı bir küfür savurarak:
- A be şahadetnameyi naapçaanız! Orda ölülere mektup mu yazacağım!? Der ve ayrılırlar.
Son günlerde Cumhurbaşkanlığı adaylığına soyunan Tayyip Erdoğan ile ilgili olarak; Üniversite diplomasının olup olmadığı tartışılıyor..
Ergenekon davasında kullanılan bir çok düzmece belgeleri yaratabilenler, inanıyorum ki; Sayın Başbakan için Oxford’dan bir diplomayı rahatlıkla ayarlayabilirler ve Sayın Başbakan, diplomasını aleyhine kullanmaya çalışanları ters köşeye yatırabilir!
Kanaatimce; Sayın Başbakan’a diploma ile ilgili olarak yönetilen eleştiriler gayet sığ ve başbakanın elini güçlendiren eleştirilerdir. Oysa; mesele, Şeker Ahmet’in mezarlığa bekçi olmaya elverişli yapıya sahip olup olmadığıdır!..
Mesele; Başbakan’ın bekçi olduktan sonra, mezarlıktaki ölü soyucuların önüne geçip, geçmeyeceğidir. Mezarlıktaki çiçekleri koruyup sulayıp, sulamayacağıdır. Mezarlıktaki ağaçların kesilmesine göz yumup yummayacağıdır. Şehitlerimize ayrı bir özen gösterip, göstermeyeceğidir. Defin için gelen vatandaşlara ölen çocuk ve annesi için küfür ettirip ettirmeyeceğidir. Mezarlıkta gömülü olan ve de; ayrı mezhep ve ırklara ait mezarların bakımında ayrıcalıklı davranıp, davranmayacağıdır... Hülasa; mezarlıkta yatan ve Tanrı önünde eşit olarak yargılanan insanlara kendince cezalar kesip, kesmeyeceğidir.
Galiba Belediye Başkanı Halit Kazel, niteliklerini tartışacağı yerde, diplomasını tartışarak; Şeker Ahmet’in bu mezarlık bekçiliği işini oldukça hafife almış!.
Hilmi DİNÇER-KEŞAN

Büyükada’ya özen göstermek...

BİLDİĞİNİZ üzere Büyükada dolgu alanları tahsis yoluyla İstanbul Büyükşehir Belediyesinin tasarrufuna terkedilmiştir.
Maalesef İBB’nin ilk icraatı daha önce kaldırılmış olan Büyükşehir Belediye Zabıta Karakolunu öngörünüme yerleştirmek olmuştur.
Tarihi vapur iskelesi ile İDO iskelesi arasında kalan ve Büyükada’lıların yürüyüş ve seyir alanı olan öngörünüm bölgesinin peyzaj düzenlemesinin Adalara yaraşır şekilde yapılmasını istiyoruz.
Biz aşağıda imzası olan Adalılar, Büyükada öngörünümde olan İBB ve Adalar ilçesine ait her iki zabıta karakolunun da kaldırılmasını ayrıca yaz dönemi boyunca olası işporta tezgahları istilasına karşı gerekli tedbirlerin şimdiden alınmasını istiyoruz.
Avni KURTULDU

Yazarın Tüm Yazıları