Denedik yine deneriz

TÜRKİYE’de 4 Nisan’da gösterime girecek olan ‘Mandela: Özgürlüğü Giden Uzun Yol’, bir anlamda Güney Afrika’da genç bir siyah avukatın koşullar sonucu barışçıl bir çizgiden eylemci bir çizgiye taşınmasını ve adeta bütün bir kıtanın umut ve başkaldırı simgesine dönüşmesini anlatıyor.

Haberin Devamı

Sistem onu yakalayıp 1964’te ‘müebbet hapis cezası’nı çekmek üzere ünlü Robben Adası’na yolluyor. Tam 27 yıl sürecek tutukluluk döneminin bu ilk adımında ‘Madiba’, adaya ayak bastığında hapishane müdürü kendi varlığını ona hatırlatıyor ve “Artık ölene kadar buradasın” diyor. Peşi sıra Madiba ve arkadaşlarına insan haysiyetini ayaklar altına alan onca hakaretler ediliyor, fiziksel ve psikolojik işkence uygulanıyor. Günün birinde hapishane müdürü, Mandela’ya şunları söylüyor: “Bu işi para için yapmıyorum, zaten beş çiftliğim var. Yakında da emekli olup gideceğim ama senin için buradaki cehennem hayatı sürecek...” Bugünden bakıldığında o hapishane müdürünü kim hatırlıyor? O, tarih sahnesinde Mandela üzerine çekilen bir filmde sadece üç-beş sahnede karşımıza çıkan bir tiplemeden başka bir şey değil...

Haberin Devamı

‘METE DÜREN İKNA EDER BELKİ’ DEDİK

Geçen hafta birkaç spor yazarı, bazı taraftar oluşumları ve vicdan taşıyan herkes Twitter üzerinden Futbol Federasyonu’na çağrıda bulunduk: Terörün aramızdan aldığı gencecik bir kardeşimiz olan Berkin Elvan için ligdeki maçlar öncesi ‘Saygı duruşu’nda bulunulsun diye. Birçok kişi “Biz bu talebinizin karşılık bulacağına inanıyor musunuz, bu kadar saf mısınız?” şeklinde bir soru yöneltti, çağrı sahiplerine. Haklıydılar. Ama biz de haklıydık, evet biliyorduk federasyondan bu konuda olumlu bir cevap almayacağımızı fakat yine de “Biz kendi üzerimize düşeni yapalım” dedik. “Denemeden olmaz” dedik. Belki federasyon cephesinde kendilerine yönelik tüm önyargıların kırılmasını sağlayacak bu türden hamlelere sahip çıkacak ‘Akil insanlar’ vardır diye aklımızdan geçirdik. Mesela Mete Düren’in bir tıp insanı olduğunu, vicdanının sesini dinleyeceğini, Berkin kardeşimizle birlikte o acılı günlerde hayatını yitiren bir başka kardeşimiz, Burak’ın da kaybını da katarak başkan Yıldırım Demirören’i ikna edileceğini düşündük. Futbolumuzun resmi kuruluşu, ülke sathında yaratılmaya çalışılan kaosa kendince dikkat çeker diye umduk. Özetle denedik olmadı, yarın aynı meseleler önümüze gelse yine deneriz.
Lakin ne oldu, futbolumuzu yönetenler mesela kulüplerimiz kadar cesaretli, merhametli, vicdanlı olmadıklarını, olamadıklarını, medeni cesaretten yoksun olduklarını gösterdiler. Tarihe de böyle geçtiler. Yıllar sonra bütün bu acılar bitecek...
Bugünün zalimlerini, tarihi fırsatları kaçıranlarını, insanlığın evrensel durumlarına ilişkin refleks göstermeyenlerini geleceğin ‘Herodot’ları yazacak. Ve onlar, tıpkı ‘Mandela’ filmindeki müdür gibi sadece ve sadece üç-beş sahnede görünecek ara tiplemelerin ötesine geçemeyecekler.
Bu arada dünkü Trabzonspor-Kasımpaşa maçıyla başlayan süreçte bu hafta tam dört karşılaşma ‘seyircisiz’ (yani dünyanın en cinsiyetçi cezası olan ‘Çocuklar ve kadınlar’ eşliğinde) oynandı, oynanacak. Bir yandan da malum ‘Twitter’a girme cezası’ var. Sürekli yasaklarla, cezalarla örülü bir iklimde yaşıyoruz ve bazılarımız, bu saçma hayat denklemlerini unutmak için kendisini futbola veriyor.
Ama kaçış yok, futbol da bu genel manzaranın parçası. Şükür ki çoğu kez vicdanın gerçek tezahürü tribünlerde kendisini gösteriyor. ‘Bu da böyle biline’ diyorum...

Yazarın Tüm Yazıları