O açıklamanın hikâyesi

Beyaz Saray’ın geçen Cuma Başbakan Erdoğan’ın Başkan Obama ile yaptığı telefon görüşmesine dair sözlerini yalanlaması, iki NATO müttefiki arasında eşine az rastlanır bir durum. İşte bu tarihi açıklamanın hikâyesi.

Haberin Devamı

Her şey, Gezi Olayları, Mısır Darbesi, Suriye krizi, İsrail ile bir türlü başlamayan normalleşme süreci derken…

İkili ilişkilerin buz gibi geçtiği 6 ay 10 günlük bir aradan sonra Obama ve Erdoğan’ın 19 Şubat’ta tekrar telefonda konuşmalarıyla başladı.

17 Aralık Rüşvet Operasyonları sonrası Türkiye’nin yay gibi gergin olduğu sırada Ankara’nın bastırmasıyla olan görüşmede ise daldan dala her şey konuşuldu.

İşte zaten bıçak sırtı bir istişareyle karar verilen ve Türk tarafının ricası sonrası özellikle ABD Dışişleri Müsteşarı Bill Burns’ün bastırmasıyla yapılan konuşmadan sonraki ilk anlaşmazlık da konuşmanın duyurulmasında yaşandı.

*

Beyaz Saray, Washington’da Erdoğan hükümetine yönelik hukukun üstünlüğü ve basın özgürlüğü kaynaklı endişelere rağmen, görüşmeye dair yumuşak bir bilgi notu yayınlamıştı.

Haberin Devamı

Ancak buna rağmen, Obama’nın görüşmede “Türkiye’nin geleceğine yönelik menfaatler için hukukun üstünlüğüne dayanan sağlam politikaların önemine değindiğini” herkese ilan etti.

Peki aynı görüşmeye dair Ankara’da Başbakanlık ofisinin yayınladığı bilgi notunda ne vardı?

Başbakanlık, Obama’dan gelen, dışarıya üstü kapalı yansıtılan hukukun üstünlüğü eleştirisini kamufle etti.

Ve onun yerine Erdoğan ve Obama’nın, “para piyasalarını hukuk çerçevesinde güvence altına alacak sağlıklı politikaların önem taşıdığı” hususunda görüş teatisinde bulunduğunu söyledi.

*
Washington’da o görüşmeye dair duyulan ilk rahatsızlık, Türk tarafının, iki liderin hukukun üstünlüğü konusunda yaptıkları konuşmayı gizleme çabası oldu.

Ancak asıl sıkıntı…

Görüşmeden sadece altı gün sonra, Başbakan’ın danışmanlarının Türk gazetecilere sızdırdığı bir bilgi sonrası oluştu.

25 Şubat’ta çıkan haberlere göre Erdoğan, bir gün önce Ak Parti Genel Merkezi’nde kahvaltıda bir araya geldiği milletvekillerine Obama’yla olan görüşmesine dair bilgi vermiş…

Ve Fethullah Gülen konusunda “İçişlerimize karışıyorsunuz” diyen Obama’ya, “Karışmıyoruz, siz bizim içişlerimize karışan bir zatı misafir ediyorsunuz” demişti…

Dahası…

Obama da Erdoğan’ın bu sözlerine “Mesajı aldım” diye yanıt vermişti.

*

Ortalık karıştı tabii.

Haberin Devamı

Haberin gazetelere yansıdığı gün, Amerika uyanır uyanmaz ben de ilk iş Beyaz Saray Ulusal Güvenlik basın bürosuna bir mesaj attım.

Ve Obama’nın Erdoğan’a Fethullah Gülen ile ilgili “Mesajı aldım” deyip demediğini sordum.

Bekletmeden, sabah 10.23’te yanıt verdiler.

Ve çıkan haberlerin Erdoğan’ın açıklamalarına değil, bu konuda bilgi veren kaynaklara dayanmasının da etkisiyle…

Telefon görüşmesinin içeriği konusunda daha önce yayınlanan bilgi notuna bir ilavede bulunmayacaklarını söyledier.

*
Hayır elbette.

Washington’da konunun orada kapanmayacağını herkes biliyordu.

Hele her gün yeni bir kaset çıkıyorken…

Ve seçim gittikçe yaklaşıyorken.

Nitekim sonunda beklenen oldu.

Haberin Devamı

Ve o gazete haberlerinin üzerinden 10 gün geçmeden aynı sözler, katıldığı TV programında bu sefer Başbakan Erdoğan’ın ağzından döküldü.

Sordular.

Aynen şöyle dedi:

“Sayın Obama ile bu konuları görüştüm. Oradan da umutluyum. Ülkemdeki huzursuzluğun kaynağındaki kişi sizdedir, dedim, Pensilvanya’dadır, dedim. Bu kadar açık söyledim. Ben de sizden gereğini bekliyorum, dedim. Çünkü benim ülkemin iç güvenliğini tehdit edenler sizdeyse siz de buna karşı gerekli tavrı koymalısınız. Amerika’nın iç güvenliğini tehdit eden kişiler bende olduğu zaman siz nasıl bunu benden istiyorsanız ben de sizden aynı şekilde bunları isteme hakkına sahibim, dedim. Olumlu baktı. Mesaj alınmıştır, dedi.”

*

Başbakan bunları söyleyince…

Haberin Devamı

O gece Büyükelçi Namık Tan’ın Washington’da verdiği veda resepsiyonunda da gündem belli olmuştu.

Kişisel sebeplerden geç gittim.

İçeri girdiğimde de rezidans binasının büyük salonunda ABD‘nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone’yi gördüm.

Amerikan misyon şeflerinin yıllık toplantısı için geldiği Washington’da davete o da katılmış, iki değerli meslektaşımla sohbet ediyordu. Merhabalaştık. Ayak üstü konuşmaya başlamışken, birden gitmesi gerektiğini söyledi.

Ben de bunun üzerine “Bir şey kaçırdım mı” dedim.

Meslektaşlarımdan biri de, “Hiçbir şey kaçırmadın. Ama Başbakan’ın Fethullah Gülen’e ilişkin sözlerini okuduk, mimikleriyle yorum yaptı” dedi.

Hiçbir şey söylemeden, yüzündeki şaşkınlık ifadesiyle belli ettiği, Erdoğan’a üst düzey ilk tekzipti bu.

Ricciardone’ye döndüm.

Tebessüm etti.

Haberin Devamı

Sonra da vedalaşarak yanımızdan ayrıldı.

*

Ertesi gün, sabah 08.53’te Beyaz Saray’a yeniden bir mesaj attım.

Ve Başbakan’ın Gülen ile ilgili Obama’ya atfettiği “Mesaj alındı” sözlerini bir kez daha sordum.

Ricciardone’nin iki meslektaşıma yaptığı mimikli beyanatı da mesajıma ekleyip, “Hâlâ yorum yok mu” dedim.

*

Tahmin edersiniz ki Beyaz Saray’ın tek işi Türkiye çalışmak değil.

O gün ben mesajıma cevap beklerken Ulusal Güvenlik ekibi aynı anda Obama’nın Japonya Başbakanı ile yaptığı telefon konuşması
Ulusal Güvenlik danışman yardımcısı Tony Blinken’ın Suriye toplantıları

Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’ın Ortadoğu turu

Ve Obama’nın Almanya Şansölyesi Merkel ile telefon görüşmesi için ayrı ayrı notlar hazırlıyordu.

Ve hepsinin dışında da…

Üstüne üstlük büyük bir rastlantı sonucu resmi temaslarda bulunmak için kente gelen CHP milletvekilleri Aykan Erdemir ve Faik Tunay’la da bir toplantı yapmaya hazırlanıyorlardı.

*

Hem bu yoğunluğun hem de süren istişarenin etkisiyle…

Daha önce kısa zamanda cevap verdikleri soruya bu kez öğleden sonraya kadar hiçbir yanıt gönderilmeyince aradım. 15.27’de (TSİ 22.27) Beyaz Saray’daki kaynağımla konuştum.

Durumu sordum.

Ve bir cevap hazırlandığını, kısa süre içerisinde gönderileceğini teyit ettim.

Saat 17.37’de (TSİ 00.37) de en nihayet beklediğim cevabı aldım.

Mesajı yollayan üst düzey yetkili, üç cümlelik açıklamasında aynen şöyle diyordu:

“Sayın Gülen ile ilgili Başkan Obama’ya atfedilen cevap doğru değildir.”

*

Böyle bir açıklamanın kararı nasıl alındı?

Amerikan Yönetimi’nden kimler bir NATO müttefikinin lideri söz konusu olduğu halde benzeri görülmemiş böyle bir tekzibin çıkmasını istedi, yakında öğreneceğiz.
Ancak bir gün sonra, Cumartesi sabahı kaldıkları Beacon Oteli’nde Washington temaslarını görüşmek üzere bir araya geldiğimiz CHP’li Erdemir ve Tunay’ın anlattıklarından da…

Konunun hem Beyaz Saray hem de Dışişleri’nde etraflıca ele alındığını tahmin etmek hiç zor değil.

Ne yorumda bulundular, diye sorulunca…

Erdemir, Amerikan yetkililerinin bu konuda yaptıkları yorumu İngilizce olarak aktardı ve aynen şunu söyledi:

“Onların dediği, 'We don’t like it when people put words in the mouth of American president'.

İnsanlar Amerikan Başkanı'nın ağzına laf koyduğunda bundan hoşlanmayız.

*

Peki yapılan bu açıklama ne anlama geliyor?

Bu krizden sonra artık Obama’nın uzun süre Erdoğan’la konuşmasını kimse beklemesin elbette ama başka?
Onun cevabını da dilerseniz Washington’ın konuya en vakıf iki Türkiye uzmanı Michael Werz ve Henri Barkey versin.

Center of American Progress’ten Werz: “NATO üyesi bir ülkenin liderinin ABD Başkanı ile özel bir konuşmasını yanlış aktarması, en hafifinden söylersem çok sıradışı. Eminim, ABD Yönetimi Başbakan Erdoğan’a bu önemli konuşmayı iç politika amaçları için kullanmaması sinyalini vermiştir ama o bunu yine de yaptı. Ve bu olay, Başbakanlık web sitesinin, Başkan Obama’nın Başbakan Erdoğan ile yaptığı aynı telefon konuşmasında Türkiye’deki hukukun üstünlüğüne yönelik endişelerini işaret etmesini çarpıtmasından sadece birkaç gün sonra oldu.”

Lehigh Üniversitesi öğretim üyesi Barkey: “Türkiye’nin bir NATO müttefiki olduğunu düşünürseniz, yalanlama rastlanan bir şey değil. Çünkü NATO müttefikleri arasında ilişkilerin nasıl yürüyeceği, karşılıklı nasıl davranılacağı bilinir. Bu olay o açıdan çok vahim. Erdoğan’ın yalanlanan bu açıklaması, ABD’nin Türkiye’nin içişlerine müdahale etmesinin de kapısını açar.”

Yazarın Tüm Yazıları