Fenerbahçe bugün mü anladı?

Güncelleme Tarihi:

Fenerbahçe bugün mü anladı
Oluşturulma Tarihi: Mart 01, 2014 13:01

Hakem hataları, futbolcu ve yöneticilerine verilen cezalardan sonra isyan eden Fenerbahçe, TFF’yi ligden çekilmekle tehdit etti. Kanarya’nın bu çıkışının gerekçelerinin haklı olup olmadığını polemik konusu yaptık.

Haberin Devamı

Eski Fenerbahçe yöneticisi Selim Soydan “TFF’nin tarafsız olmadığın yönetim bugün mü anladı” diye soruyor. Duayen spor yazarı Attila Gökçe ise Kanarya’ya karşı özel bir girişim olmadığı kanısında. Spor hukukçusu Emin Özkurt ise TFF ve kurullarının kararlarında çelişkilerin artmaya başladığını anlatırken ligden çekilmenin hukuki boyutlarını da ortaya koydu.

KENAN BAŞARAN ile POLEMİK

Fenerbahçe, hakem hataları ve verilen cezalara karşı bir kez daha isyan bayrağını açtı. Sarı lacivertliler hataların sürmesi halinde gerekirse ligden çekilebileceklerini ilan ettiler. Fenerbahçe yönetim dün de düzenlediği basın toplantısında hakem hatalarını görüntülü olarak medya mensuplarına sunarken, başkan Aziz Yıldırım’a verilen 90 dakikalık hak mahrumiyetine de tepki gösterdi. Fenerbahçe, gerek Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu gerek Tahkim Kurulu ve gerekse de Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun tarafsızlığını yitirdiğini savunarak istifa çağrısı da yaptı.

Polemik konumuz şu: Fenerbahçe haklı mı? Kurullar tarafsızlığını yitirdi mi ve ligden çekilme mümkün mü?

Konuyu eski Fenerbahçe yöneticilerinden Selim Soydan, spor medyasının duayen isimlerinden Milliyet Gazetesi Yazarı Attila Gökçe, ve spor hukukçusu Emin Özkurt ile münakaşa ettik.

Soydan, Fenerbahçe yönetiminin haksızlıklar konusunda isyan etmekte geciktiğini savunurken ligden çekilmeye ise kesinlikle karşı olduğunu söylüyor. Soydan diğer yandan futbol takımının ise işine bakması gerektiğini vurguluyor.

Gökçe, öncelikle Aziz Yıldırım’ın ‘iktidar’ meselesini abarttığını savunurken, yapılan her hata sonrası federasyona gitmenin ‘baskı’ algısı yarattığını kaydediyor. Gökçe, herkese karşı hatalar olduğunu anlatırken Fenerbahçe’ye karşı hazırlanmış kötü amaçlı bir senaryo almadığı görüşünde...

Özkurt ise verilen çelişkili kararların artığını ve bunun da TFF ve kurullarına olan güveni sarsttığını belirtirken, bir kulübün ligden nasıl çekileceğini spor hukuku çerçevesinde dile getiriyor. Özkurt, iki maç sahaya çıkmayan takımın alt lige düşürüleceğini söylerken diğer yandan borsaya açık olan Fenerbahçe’nin yatırımcıya karşı sorumluluğu olduğunun da altını çiziyor. Buyurun birinci ağızlardan mevzuyu konuşalım:

Fenerbahçe bugün mü anladı

Haberin Devamı

SELİM SOYDAN (Eski Fenerbahçe Yöneticisi)

Haberin Devamı

HAKSIZLIK VAR AMA FENERBAHÇE KAÇMAZ

Fenerbahçe yönetimi bu federasyon ve kurullarının tarafsız olmadığını bugün mü anladı? Yapılanlar açıkça meydanda. Bugün mü karar verdiler? Ben bu olayın daha evvel ortaya çıkmasını isterdim. Yöneticilik çünkü bunları herkesten evvel sezmesidir.
Fenerbahçe, hiç bir zaman için ligden çekilmedi. Fenerbahçe ne kadar kızsa da ne kadar haksızlığa uğrasa da hiç bir zaman için sahadan kaçmamıştır ve asla da kaçmaz.
Bunun için bu yapılanlar ve son oynadığımız üç maçta değil, son on maça baksınlar. Neler olduğu ortada...

Mehmet Ali Aydınlar çok büyük bir Fenerbahçelidir ve Aydınlar kendini feda etti. Onun bulunduğu zaman TFF’den çok ağır bir kararla çıkabilirdi. Hepsini Mehmet Ali engelledi. Fenerbahçe düşmanlığı Fenerbahçe’nin büyüklüğünden geliyor. Fenerbahçe’yi şikayet edenler, Fenerbahçe’nin sahadaki rakipleri olduğunu düşünüyorum.

Fenerbahçe, futbol takımı hemen güvenini toplamalı. Çünkü futbol takımı kendine olan güveni kaybediyor. Oyuncu sahaya çıkacak top oynayacak. Onlar bu işlerle uğraşmayacak. Bu işlerin ortasında olmayacak. Futbolcu, kulüp ile bir akit yapıyor: Ben top oynayacağım ve buna karşı para alacağım!

Senin birinci görevin sahaya çıkmak ve top oynamaktır. Çünkü sen Fenerbahçe formasını iyi bilecek farklı ve pahalı oyuncusun. Hiç bir mazaretin olmaz. Sen, çık iyi oyna. Tamam, mağlubiyet de var beraberlik de. Oynamadan da maç kazanılmıyor galiba(!)

Fenerbahçe bugün mü anladı

Haberin Devamı

ATTİLA GÖKÇE (Spor Yazarı)

FENERBAHÇE YÖNELİK BİR SENARYO YOK

Fenerbahçe, 1996’dan önce Ali Şen döneminde de federasyon ve rakip kulüplerle müthiş bir çatışma içindeydi. En çok da Galatasaray ile.. Hem medyayı hem taraftarı kullanarak ortak bir cephe oluşturup çok yönlü bir savaş stratejisi izlemişti. Derken Aziz Yıldırım gibi bir başkan yarattı. Metin Aşık’ın futbol şube sorumlusu genç bir yönetici oyah Yıldırım, 98’de başkan olduktan sonra giderek yumruklarını sertleştirdi, dişlerini gösteremeye başladı.
Kavga stratejisi ana hatlarıyla devam ediyor. Koşullar, kişiler ve durumlar değişiyor ama ana hat hiç terk edilmiyor. Bir yanda 3 Temmuz süreci diğer yandan Yargıtay kararı ve beri yanda da ‘Adalet istiyoruz’ eylemleri. Aziz Yıldırım, takımı aleyhine bir durum oluşunca hemen TFF’ye gidiyor ve bu da bir ‘baskı’ algısı yaratıyor. Yıldırım, iktidar savaşını kazanmak için kavgayı şart gören bir başkan bence. İktidarı vazgeçilmez bir yaşam koşulu olarak görüyor. Zaman zaman hırçınlaşıyor, zaman zaman doğru şeyler söylüyor ama genellikle kavga durumu değişmiyor.

Hakem hatalarından her kulüp zarar görüyor. Fenerbahçe için özellikle bir ‘senaryo’ uyglunmıyor. Evet saçma sapan kararlar var ama tasarlanmış bir senaryo değil.

Mehmet Ali Aydınlar döneminden PFDK’da 2, Tahkim Kurulu’nda da 1 kişi var. Yıldırım, değiştirme süreci başlattığını söylüyor. Oysa bu TFF yönetimi, Fenerbahçe’nin şike davasının sportif ayağında ‘sahaya yansımamış’ tabiriyle başına çok büyük işler alarak, ceza tayinine mahal görmediğini kararlaştırdı. Böylece Fenerbahçe’yi ve Yıldırım’ı rahatlattı.

“Şike vardır” diye bir karar alsalardı Ne UEFA’da ne de Türkiye’de bu kadar uzun süre futbol baş ağırtıcı olmayacaktı. Yaralı bir sayfa olarak tarihimizde yer alıp kapanacaktı.
Buna rağmen Aziz Yıldırım, Yıldırım Demirören ve kurullarını değiştirmek istiyor. Bu “İktidarın sopası her zaman bizim elimizdedir” demektir.
Akla, uzlaşmaya veya sukünete; rekabeti sadece sahada yaşayan ama bir çok soruna da ortak çözüm arayan işbirliklerine ihtiyacımız var. Fenerbahçe ise girdiği her yerde kavga çıkarıyor.
Galatasaray, zaman zaman buna katkıda bulundu. Bazense hiç yanıt bile vermediğini görüyoruz. Beşiktaş’ın ise kavga edecek hali yok. Ayrıca gerek de yok.
Son gelişmeleri Türk futbolu için görmüyorum.

Fenerbahçe bugün mü anladı

Haberin Devamı

EMİN ÖZKURT (Spor Hukukçusu)

FEDERASYON VE KURULLARI CİDDİ GÜVEN KAYBINA UĞRADI

Ülkemizde futbolun sevk ve idaresi ile onun hukuk kurullarının (Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu) kararları her zaman beraberinde büyük tartışmaları getiren, polemiklere sebep olan bir konu olmuştur. Ancak, son 2-3 yılda yaşadığımız tartışma ortamı gibi bir ortamı her halde daha önce hiç görmedik.

Bu kargaşalı ve zorlu ortamdan ancak ve ancak adaleti gözeten, kararlarında tutarlılık sergileyen bir yönetim ve hukuk anlayışıyla çıkılabilinirdi, fakat bunun gerçekleşmediğini üzülerek gözlemliyoruz. Gelinen noktada, TFF’nun ve kurullarının ciddi güven kaybına uğramış olduğu tespitini yapmak zorundayız.

Elbette bu durumun tek sorumlusu TFF yönetimi ve kurulları değil. Türk futbolunun düştüğü bu hal, tüm ülkenin içerisinden geçtiği ortamdan ayrı değerlendirilemez. Ne yazık ki, futbolumuzun yönetimine olan inanç ile onun disiplin ve tahkim kurullarının kararlarına güven geldiğimiz noktada pek çok alanda olduğu gibi sıfırlanmıştır.

Haberin Devamı

MAÇ BAŞLADIKTAN SONRA KURAL DEĞİŞTİRİLMEZ

Bahsettiğimiz bu güven eksikliği kendi kendine ve bir anda ortaya çıkan bir durum değildir. Bu durumun ortaya çıkmasına bizzat TFF’nun kendisinin ve kurul kararlarının sebep olduğunu gösteren pek çok örnek sayabiliriz.
Güncel ve önemli bir örnek ile bu konuyu somutlaştırmak gerekirse, çirkin ve kötü tezahürat konusuna değinmek gerekir sanırım. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu 21 Ocak 2014’te, ligin ikinci yarısının başlamasına sayılı günler kala, çirkin ve kötü tezahürat konusundaki disiplin talimatında radikal bir değişiklik yaptı. O güne kadar kötü tezahürat konusunda devamlılık konusunda 120 saniyelik, topluluk konusunda da tribünde yer alan taraftarların yüzde 10’luk bölümü ile ilgili kendine kriter koyan disiplin kurulları artık değişen talimatla bu kriterleri ortadan kaldırmış oldu. Söz konusu değişiklik ile birlikte en ufak küfürden dolayı PFDK’ya sevk edilen kulüplere bu kriterler aranmaksınız ceza verilebilecek hale gelindi.

Bu durum, bir hukukçunun normal ve doğal karşılayamayacağı bir haldir. TFF Yönetiminin disiplin talimatlarında sezon ortasında gerçekleştirdiği bu değişiklik ile objektif bir takım kriterlere bağlanmış olan cezalandırma yönteminin ani bir şekilde farklılaştırılması ve sonrasında kulüplere ceza vermeye başlamasının maç başladıktan sonra kural değişikliğine gidilmesinden hiçbir farkı yoktur ve yerinde olmamıştır.

Bu kuralın yeni halinin uygulanmasına derhal geçilmiş, bu nedenle büyük haksızlıklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Neyin “çirkin” ve neyin “kötü” tezahürat olduğuna karar vermek çok kritik bir tercihin göstergesidir. Sahalarda yapılan ve Türkiye’nin güncel meselelerine dair küfür ve hakaret içermeyen söylevleri bu kapsama alıp camiaları cezalandırma veya kontrol altına alma yoluna gitmek TFF’nun görevleri arasında değildir.

FUTBOL YÖNETİLEMEZ NOKTAYA DOĞRU GİDİYOR

Türk futbolunda Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu ve Tahkim Kurulu üyelerinin belirlenmesi bir takım tartışmalar ve danışmalar sonucu olur. Bu durum bir noktaya kadar makul ve doğal kabul edilebilinir, o da elbette, ilgili noktalara getirilen kişilerin objektif bir takım yeterlilik kriterlerini karşılıyor olmaları ve kararlarında bağımsız hareket edebilme iradesine sahip olmaları şartıyladır.

Ülkemizde yukarıda bahsettiğimiz iki kriterden ilki olan yeterlilik kriteri kağıt üzerinde karşılanıyor görülse dahi, ikinci ve daha önemli olan bağımsız hareket edebilme konusunda ciddi sorunlar olduğunu vurgulamak gerekir.
Şu an yaşadığımız tartışmaların temelinde yatan en büyük neden, kurulların hangi olayda nasıl bir karar alacağının tam olarak kestirilememesi, yani bağımsız hareket edebilme iradelerine olan güven eksikliğidir. Bugün ne yazık ki hiç kimse, benzer iki olayda bir takım veya kişi hakkında verilen kararla bir başkası hakkında verilecek olanın aynı olacağını söyleyememektedir.

KURUL KARARLARI BİRBİRİYLE ÇELİŞİYOR

Geldiğimiz noktada futbolda adaleti dağıtması beklenen Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na ve Tahkim Kurulu’na baktığımızda birbirleriyle çelişen pek çok karara imza attıklarını ve aralarında bariz bir uyumsuzluğun olduğunu tespit etmek lazımdır.

Bunun üzerine bir de, bu zamana kadar neredeyse tüm kararlarını oybirliği ile alan bu kurulların artık bir takım önemli konularda ciddi fikir ayrılıkları yaşamaya başladığını, verilen kararlara karşı oyların sayısında bariz bir artışın olduğunu gözlemlediğimizi eklemek lazımdır.

Gerek Tahkim gerekse PFDK kararların satır arası okunduğunda, kurulların içerisinde bir tür bölünmenin, fraksiyon farklılıklarının verilen kararlara yansımasının söz konusu olması gibi bir görüntü verilmeye başlanılmıştır. Şunu açık ve net belirtmeliyiz ki hukuk ve adalet yukarıda belirttiğimiz tür ayrışmaları kaldırmaz. Böyle bir durumun ortaya çıkması halinde, zaten bu kurullara duyulan ve azalmış olan güvenin tamamen ortadan kalktığını görürüz ki bu da Türk futbolunu yönetilemez bir noktaya götürür.

ÇEKİLME İÇİN YETKİ ALMAK ZORUNDA

Basından takip edebildiğimiz kadarıyla, TFF Disiplin ve Tahkim Kurulları’na güven ile alakalı ortaya çıkan ciddi soru işaretleri Fenerbahçe Spor Kulübü’nü bir açıklama yapmaya ve “Gerekirse ligden çekiliriz” şeklinde bir beyanda bulunmaya itti. Ligden çekilme seçeneğinin üzerinde düşünülmesi gerekilen üç boyutu vardır: Dernekler boyutu, TFF boyutu ve SPK boyutu.

Unutulmaması gerekir ki Fenerbahçe Spor Kulübü bir dernektir ve Dernekler Yasası ile tüzüğü çerçevesinde idare edilir. Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği’nin tüzüğüne göre genel kurul, kulübün en yüksek karar organıdır ve kulübün, yurtiçinde veya yurtdışında kurulmuş veya kurulacak spor kulüpleri arası birlik ve federasyonlara katılmasına veya ayrılmasına veya uluslararası faaliyet ve işbirliğinde bulunulması gibi hususlarda yönetim kuruluna yetki vermek genel kurulun yetkileri dahilindedir.

Dolayısıyla, eğer Fenerbahçe Spor Kulübü ligden çekilme konusunda bir adım atmak niyetindeyse tüzüğü gereği buna imkân sağlanması için öncelikle genel kurulu toplantıya çağırmalı, oradan çıkacak kararla yönetim kuruluna bu yönde yetki vermelidir. Bu süreç tamalanmadan ligden çekilme gerçekleşemez.

İKİ MAÇA ÇIKMAZSANIZ LİGDEN DÜŞERSİNİZ

Konuyu bir de TFF talimatları çerçevesinde ele alacak olursak belirtmeliyiz ki talimatlarda ligden çekilme diye özel olarak düzenlenmiş bir durum yoktur. Bununla birlikte, bir takımın müsabakaya çıkmamasının sonuçları düzenlenmiştir.

TFF talimatlarına göre, “Bir lig devresinde müsabaka kıyafeti ile belirlenen ve ilan olunan saatte sahaya gelmeyen, müsabaka sahasına gelmekle beraber müsabakaya çıkmayan veya başlamış bir müsabakayı terk eden takım hakkında hükmen mağlubiyet kararı verilmekle beraber ayrıca mevcut puanlarından galibiyet halinde verilen puan kadar puan silinir” denilmektedir. Ayrıca, yine yukarıda sözünü ettiğimiz düzenlemede, “Bir lig devresinde ikinci defa müsabakaya gelmeyen, müsabaka sahasına gelmekle beraber müsabakaya çıkmayan veya müsabakayı terk eden takım hakkında hükmen mağlubiyet kararı verilmekle beraber, bu takım ligden çıkarılarak bir alt lige düşürülür” şeklinde açık bir hüküm vardır.

Netice itibarıyla, bir kulüp, bir sezonda iki kez maça çıkmazsa o takdirde TFF o takımı bir alt lige düşürmek zorundadır, bu talimat gereğidir. Dolayısıyla, eğer Fenerbahçe bir alt lige düşürülmeyi istiyorsa bu isteğinin gerçekleşmesini, aynı sezonda iki defa maça çıkmayarak hayata geçirmeyi sağlayabilir.

BU İŞİN BİR DE SPKA BOYUTU VAR

Son olarak, ligden çekilme olayının bir de ve belki de en önemli boyutu Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) ve yatırımcı hakları boyutudur. Fenerbahçe bugün dünyanın en zengin kulüpleri arasında yer alan bir kurumdur. Deloitte’un Futbol Para Ligi raporuna göre 2012/13 futbol sezonunda dünyanın en zengin 20 futbol kulübü arasında Fenerbahçe 18’inci sırada yer almaktadır.

Bu değeri nedeniyledir ki, borsaya kote olan Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi’nin pek çok yatırımcısı ve hissedarı bulunmaktadır. Fenerbahçe, SPK kuralları çerçevesinde yatırımcılarına karşı sorumluluğu olan bir şirkettir. Bu şirketin yönetiminin kararlar alırken yatırımcılarını zarara uğratmama, onların menfaatlerini gözetme yükümlülüğü vardır.

Fenerbahçe Spor Kulübünün futbol takımının ligden çekilmesi durumunda elinde Fenerbahçe hissesi bulunduran yatırımcıların ekonomik zarara uğraması neredeyse mutlaktır. Bundan hareketle söz konusu yatırımcıların yasal bir takım yollara başvurması ihtimali söz konusu olabilir. Dolayısıyla ligden çekilme yönünde bir karar alınacaksa bunun SPK boyutunun iyi düşünülmesi, ona göre adımların atılması gerekir.

SPK boyutunun iyi düşünülmesi gerektiğini söylemekle birlikte, yine yatırımcılarını zarara uğratmama görevi nedeniyle Fenerbahçe’nin, futbolda adil rekabeti engelleyici olarak gördüğü her türlü TFF kararına karşı harekete geçmek ve girişimlerde bulunmak hak ve ödevi de bulunduğunu da vurgulamak lazımdır.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!