Bu kez Sarıgül tapesi

Güncelleme Tarihi:

Bu kez Sarıgül tapesi
Oluşturulma Tarihi: Şubat 19, 2014 11:38

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü grup konuşmasında da geçen hafta olduğu gibi Başbakan Tayyip Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarını yayınladı.

Haberin Devamı

Erdoğan ile bir yayın grubunun yöneticisi Fatih Saraç arasında geçen, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül haberleri hakkındaki tapeleri dinleten CHP Lideri, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla ilgili olarak da Erdoğan’a 11 soru yöneltti. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi:

MAHKEME KARARIYLA
“Dün bir tape düştü yine Alo Fatih ile ilgili ama bu kez Mustafa Sarıgül’ü göstermeyin diyor. Başbakan ‘Neden birinci sayfaya koyuyorsunuz’ diyor. Çıksın yalanlasın bakalım. Kendi sesinden. Mahkeme kararıyla yapılmış bir dinleme. Öteki de ‘Sarıgül’ün karşısına Gürsel Tekin’i çıkartıyoruz, kavga edecekler’ diyor. Ama onların bilmediği bir şey var. Gürsel Tekin gidecek Sarıgül’ün elini kaldıracak. Onlar bizim kültürümüzü bilmiyor. Bizde özgürlük var.

Haberin Devamı

ERDOĞAN’A 11 SORU
1- Bir bakana 700 bin liralık saati paralel devlet mi verdi?

2- Ayakkabı kutusundaki 4.5 milyon doları paralel devlet mi koydu?

3- Bakanların çocuklarının yatak odalarına senin boyunda kasaları paralel devlet mi koydu?

4- O kasaların içindeki milyon dolarları, Euro’ları paralel devlet mi yerleştirdi?

5- Yatak odalarındaki para sayma makinelerini paralel devlet mi oraya koydu?

6- Ailece Zarrab’ın uçağına binip Umre’ye sizi paralel devlet mi götürdü?

7- 4 bakan adı yolsuzluğa bulaşınca istifa ettiler. O 4 bakanı paralel devlet mi istifa ettirdi?

8- Senin lehine deklarasyon imzalanmasını paralel devlet mi istedi?

9- Kendine özel medya oluşturmak için bir havuz oluşturdun. 630 milyon dolarlık havuzu paralel devlet mi oluşturdu?

10- Oğlun TÜRGEV diye bir vakıf kurdu. O vakfı paralel devlet mi kurdurdu?

11- 2 villaya valiyi satmanı senden paralel devlet mi istedi? Benim bu sorularımı cevapla. Senin temiz olduğunu anlarım o zaman. Cevaplar mı, cevaplayamaz. Her birisi demir leblebi neresini cevaplayacak.

URLA VİLLALARI VE DÜNYA MALI
Urla’daki villalardan söz etmiştim. Biz ahlakı düşündüğümüz için o tapelerdeki belli bölümleri çıkardık. Ama villayı yapan, ‘35 yıldır orada duruyor’ dedi. Allah büyük, yalan kısa sürdü. Google’a girdiler, geçen sene yok. Her konuşmasına ‘Allah’ diye başlıyor. ‘Başbakan gelsin 3-5 gün tatil yapsın diye o villaları yaptık’ diyor. Şimdi kızının yaptığı konuşmaları yayınlamak istemiyorum. ‘Havuz görülmesin etrafına duvar yapacaksın. 2 villa arasındaki mesafe şu kadar olsun’ diyor. Biz ise ‘2 villa uğruna devletin valisini sattın’ diyoruz.

Haberin Devamı

BİRİSİNİN EMRİNDEYİM DİYECEKSİNİZ
HSYK ile şimdi mahkemeleri de bağlıyorlar yürütme organına. Gazetelere yansıdığına göre Sayın Cumhurbaşkanı bunları imzalayacakmış. ‘Cumhurbaşkanı görevini yapsın’ diyenlere kendisi ‘Ben görevdeyim’ diyordu. Eğer Sayın Cumhurbaşkanı siz görevdeyseniz Anayasa’nın gereğini yapacaksınız, güçler ayrılığı ilkesine uyacaksınız. Hayır bunu yapmıyorsanız, ‘Ben görevdeyim’ demeyeceksiniz. ‘Ben birisinin emrindeyim’ diyeceksiniz.”

O başörtüsü yolsuzluğunu örtmez
Kabataş İskelesi’nde bir yalan söylendi. Bir televizyon kanalımız görüntüleri buluyor ve yayınlıyor. Tarih 1 Haziran 2013, 19.33: Güvenlik merkezinin önünden geçiyor arabasıyla. 19.35: İskele ile güvenlik merkezi arasından geçiyor. 19.40: Şehir hatları iskele ışıklar istikametinde duruyor. 19.44: Tramvay durağı ışıklarda bekliyor. 19.58: Eşiyle beraber oradan ayrılıyor. Ne kavga, ne dövüş. Hiçbir şey yok. Olmayan bir olayı haklı tahrik etmek için kullanıyor. Tüm başörtülü kardeşlerime sesleniyorum: Artık başörtünüz siyasetin dışında kalsın. Neden bunları gündeme getiriyor biliyor musunuz, Cumhuriyet’in en büyük yolsuzluk operasyonu saklansın diye. O kadının başörtüsüne saygı duyarım, senin yolsuzluğuna karşı çıkarım. Kadının başörtüsü senin yolsuzluklarını örtemez. Şimdi hâlâ ‘Başörtülü bacımı sürüklediler’ diyor. Utan utan, boyundan utan. Başörtülü bir kardeşimizi Gezi olaylarında tokatladılar. Sesi çıktı mı, çıkmadı. 2’si de bizim kardeşimiz. Ama sen getirdin, yalanın odağına koydun.

Haberin Devamı

İçinize siniyorsa oy verin
Yıl 1998, 11 Mayıs. Şişli’de bir kadın yaya geçidinde, bir araba geliyor, çarpıyor, 35 metre sürükleniyor ve yaralanıyor. Yaralanan Sevim Tanürek. Arabayı kullanan Burak Erdoğan, Başbakan’ın oğlu. Kendisi de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı. Kazadan hemen sonra itfaiye araçları geliyor, yerleri süpürüyor, delilleri yok ediyor. Yaralı vefat etti. Bilirkişi 8’e 3 yaya suçlu dedi. Savcı yeni bir iddianame hazırladı, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis istedi. Ama mahkemeye gitmedi çünkü İngiltere’ye dil öğrenmeye gitti. Adli Tıp’tan 2’nci rapor istedi, bu rapor 8’de 8 yaya suçludur dedi. Adli Tıp Başkanı, Denizcilik İşletmeleri’ne genel müdür yardımcısı olarak atandı. Bunu yapan adam bu ülkeyi yönetiyor şimdi. Hâlâ bu gerçekleri görmüyorsanız, içinize siniyorsa gidin ona oy verin.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!