Bu muydu sizin 'Yeni Türkiye'niz

NE diyorlardı o kibir dolu belagatleri...

Haberin Devamı

O mağrur, yukarıdan bakan kalemleri...
O, tarihi 2002 yılında başlatacak kadar şişmiş egoları...
Neydi onların gözünde, Cumhuriyet ilkelerine bağlı insanlar? Yani bizler...
“Eski Türkiye...”
Güya onlar “Yeni Türkiye”ydi..
Bizler ise köhne, geride kalmış, eskimiş püskümüş Türkiye...
Güya ileri demokrasiyi onlar temsil ediyordu...
Bizlerse eski Türkiye’nin bütün kötü alışkanlıklarını...
Güya onlar Türkiye’nin önünü açıyordu...
Bizlerse kapatıyorduk...
Güya onlar 21’inci yüzyılı temsil ediyordu, bizler 19’uncu yüzyılı...
Güya onlar sınıfın birincisiydi, bizlerse en tembelleri...
Güya onlar yeni ahlakı temsil ediyordu...
Bizlerse kokuşmuş bir düzeni...
Güya onlar değer sahibi yeni Türkiye’nin insanlarıydı...
Bizlerse ilkesiz, kuralsız, darbeci, Ergenekoncu, şucu bucu demode hödükler...

***

Bir Gezi sabahı gördük o yeni Türkiye’yi...
Sırf çevreyi korumak amacıyla bir araya gelen üç-beş gencin çadırını başına geçiren, yakan yıkan yeni bir Türkiye...
Sadece haysiyet isteyen gencini öldüren, kolunu bacağını kıran, sakat bırakan bir yeni Türkiye...
Gencini öldüren, ezen polisine “Destan yazdın” diye madalya takan bir yeni Türkiye...
Demokrasinin en temel hakkı sayılan, toplanma ve gösteri hakkını terör diye gösteren, toplanan insanına terörist muamelesi yapan bir yeni Türkiye...

***

Sonra bir 17 Aralık sabahı, o yeni Türkiye’nin yeni bir yüzünü daha gördük.
Evleri banka kasasına dönen bakan oğullarının illegal aracı firmalara dönüştüğü bir yeni Türkiye...
Devlet bankası müdürlerinin, ayakkabı kutularında üç-beş milyon dolar para istifledikleri bir yeni Türkiye...
Nesebi ve kaynağı belli olmayan 100 milyon dolarların gizli eller tarafından ne olduğu belli olmayan vakıfların kapılarına bırakıldığı bir yeni Türkiye...
İktidar gazetesi yaratmak için devletin ihale verdiği iş insanlarından, karşılığında salma yoluyla paraların toplandığı, havuzların doldurulduğu bir yeni Türkiye...
Başbakanların gazete sahiplerini, yöneticilerine tahtakurusu muamelesi yaptığı bir yeni Türkiye...
Polisin yargıyı, yargının polisi, polisin polisi, yargının yargıyı, iktidarın hem polisi ve yargıyı, yargının ve polisin iktidarı tanımadığı bir Türkiye.

***

12 yıl boyunca bizi böylesine sahte, yalan dolan, entrikacı, kumpasçı, bir Yeni Türkiye hayali ile kandırdılar.
Şimdi haykırıyoruz.
Asıl eski, köhnemiş, bitmiş, harap olmuş Türkiye sizsiniz...
Ve artık şuna inanıyoruz.
Bir Gezi sabahı ile bir 17 Aralık sabahı arasında çöken bu yeni Türkiye yalanının altından gerçek yeni Türkiye çıkacak. Yaşadığımız bu ara rejim de tarihe “AK-HC” olarak geçecek.
Ayakkabı Kutusu-Havuz Cumhuriyeti...
Muz cumhuriyeti bile bundan daha iyidir...

Haberin Devamı


Başı örtülülerin kocalarına zulüm dönemi mi başlıyor

Haberin Devamı

BUGÜNLERDE bazı şeyleri çok merak ediyorum.
Mesela, yargıda ve poliste işinden atılan, oraya buraya sürülen insanların kaçının eşi başörtülüdür...
Mesela önümüzdeki Yüksek Askeri Şûra’da, “Cemaatçi” veya “Paralel yapıcı” diye ordudan atılacak kişiler kimler olacaktır?
Mesela önümüzdeki Milli Güvenlik Kurulu’nda kararlaştırılacak “Paralel devleti imha planında” neler olacak, kimler fişlenecek?


Başbakan’ın rüşvet tarifini her yerde aradım bulamadım

BAŞBAKAN Erdoğan, El Cezire televizyonuna verdiği mülakatta Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutusundan çıkan para yolsuzluk sayılmaz demişti.
Bahaneye bakar mısınız?
Çünkü “devletin kasasından para çıkmamış”.
Bu durumda ortada bir “rüşvet” de yok demekmiş...
Vallahi böyle bir bahaneye hangi saf inanır bilemem ama ben yutmam. Benim bildiğim rüşvet, “devletin kasasından çıkan” para değil, memurun veya siyasetçinin “cebine giren paradır”.
Türkçe, İngilizce ve Fransızca dillerini yazacak, konuşacak kadar biliyorum. Acaba “yanılıyor muyum” diye bu dillerdeki sözlüklere baktım.
TÜRK DİLİ SÖZLÜĞÜ: “Yaptırılmak istenen bir işte yasadışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için bir kimseye mal veya para olarak sağlanan çıkar.”
BÜYÜK TÜRKÇE SÖZLÜK:
“Bir işin yasadışı olarak daha kolay ve çabuk yapılması için o işte görevli kişiye sağlanan aynî ve parasal çıkar.” O kesmedi bir de İngilizce sözlüğe baktım.
Bribe (İngilizce): “To give or promise a reward or consideration to (a judge, juror, legislator, voter or person in a position of trust) with a view to prevent the judgement or corrupt the conduct; to induce or influence by a bribe.”
(Bir hâkimi, jüri üyesini, milletvekilini, seçmen veya mevki sahibi bir kişiyi karar vermekten alıkoymak veya yanlış karar vermesini sağlamak amacıyla, ödül vaadinde bulunmak veya vermek; telkin veya rüşvetle nüfuz uygulama.)
El Cezire muhabiri ne düşündü bilmiyorum ama bu sözleri Batılı bir gazeteciye söyleseydi, herhalde kahkahalarla gülerdi.
Çünkü o tariften giderseniz, Almanya Cumhurbaşbakanı’nın istifa etmesine de hiç gerek yoktu.
Çünkü Alman devletinin cebinden çıkan para yoktu.
İspanya Kralı’nın kızının yargılandığı olayda da devletin cebinden çıkmış para yok.

Haberin Devamı


Adam hâlâ o fabrikayı devlet ihalesi zannediyor

KÖŞE yazarı benim 17 yıl önce yayınlanan telefon konuşmasına takmış, ondan medet umuyor. Olayın ne olduğunu araştırmaya bile lüzum görmemiş. Diyor ki “Aydın Doğan’ın karton fabrikası ihalesi...” Neresini düzelteyim ki:
BİR: Devletin açtığı bir ihale değil, kendimizin kurmak istediği bir karton fabrikası.
İKİ: Kurulacak fabrikanın arsası hibe değil, kendi paramızla aldığımız arsa.
ÜÇ: Bu fabrika için Türkiye’de ne özel bir bankadan ne de kamu bankasından alacağımız tek kuruş kredi yok. Krediyi çok elverişli koşullarla Güney Kore Eximbank’ından almışız.
DÖRT: Hükümetten istediğimiz tek şey, makinelerin ithali için izin belgesinin verilmesi. Yani “Kendi paramızla fabrika kuracağız. Makine getireceğiz”. Kanuna göre bu makinelerin bir bölümü vergiden muaf.
BEŞ: O gün illegal dinlenmiş telefon konuşmalarımızın yayınlanmasından sonra Aydın Doğan’ın gönlü kırıldı ve bu yatırımdan vazgeçti. Ne mi oldu? Bugün 1200 kişiye istihdam sağlayan bu fabrika kurulamadı. Ama bu fabrikanın kuruluşunu devlet ihalesi zanneden ve bugün 600 milyon dolara doldurulan ihale havuzlarında boğulan kafaya bunu nasıl anlatacağım ki...

Yazarın Tüm Yazıları