Kıvanç, SİYAD’ı dize getirdi

Sinema Yazarları Derneği’nin popüler sinemaya mesafeli olduğu, her yıl ödülleri gişesi düşük sanat filmlerine verdikleri bilinen bir gerçek..

Haberin Devamı

Popüler sinemayı görmezden gelirler.
Burun kıvırırlar...
Sinemadan saymazlar...
Ama bu yıl büyük bir devrim oldu ödüllerde. Sinema yazarları ‘en iyi erkek oyuncu’ ödülünü “Kelebeğin Rüyası”ndaki performansıyla Kıvanç Tatlıtuğ’a verdi...
Ama bunu da yapmasalardı ayıptı zaten...
Çünkü Kıvanç artık kimsenin tartışmadığı bir oyuncu oldu.
Sokaktaki teyze de beğeniyor, sinema yazarı da; entelektüeli de hayranlıkla izliyor, CD grubu da...
“Kelebeğin Rüyası” da ne sulu zırtlak bir film ne de ağır bir sanat yapımı...
Oscar aday adayı olarak Hollywood’a gitmiş...
Yani sinema yazarlarının oy verirken elinin titrememesi için bütün koşullar hazırdı bu yıl...
Onlar da Kıvanç’a verdiler ödülü...
Ben bu ödülü sinema yazarlarının popüler sinemayla barışması olarak değil...
Kıvanç’ın SİYAD’ı dize getirmesi olarak görüyorum.
Kurt Seyit’e yaradı...
Bu yıl SİYAD ödülleri filmlere değil, en çok “Kurt Seyit ve Şura” dizisine yaradı...
Şubatta başlayacak dizide Kıvanç Tatlıtuğ ve Farah Zeynep Abdullah rol alıyor...
SİYAD’ta Kıvanç, En İyi Erkek...
Farah Zeynep, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü aldı...
Böylece, birbirlerine yakıştılar mı tartışmasına SİYAD ödülle noktayı koydu...

Yılın çöküşü!

Haberin Devamı

Sevgili Melis, izninle Ayna
köşeni bir günlüğüne ödünç alıyorum...
Ne yapayım bu fotoğrafı görünce duramadım.
Fotoğraftaki: Ahu Türkpençe...
Yer: SİYAD’ın ödül töreni...
“Pazara çıkmıştım da geçerken ödül törenine uğradım” diyen bir kıyafet...
Olacak şey değil...
Ne kadar kötü görünebilirim diye özellikle uğraşsa ancak bu kadar yapabilirdi Ahu Türkpençe...
Değil bir ödül törenine, komşu ziyaretine giyilmez bu kıyafet...
Yılın rüküşü değil, yılın çöküşüdür bu!

Havanda su

Bitmeyen bir tartışma, Kenan İmirzalıoğlu’nun açıklamasıyla yine gündemde...
“Karadayı”dan sonra artık 60 dakikayı geçen dizilerde oynamayacağını açıkladı Kenan...
Acun Ilıcalı da medya patronu olarak destek verdi Kenan’a, kanalında dizi sürelerinin 50-60 dakikayı geçmeyeceğini açıkladı...
Harika...
Çok güzel dilekler bunlar...
Ama şu gök kubbenin altında bininci kez dilenmiş ve hayata asla geçmemiş dilekler bunlar.
Çünkü süreç şöyle işleyecek;
Kenan gerçekten de 90 dakikalık dizilerde oynamamak için direnecek...
Bu arada sinema filmleri yapacak...
Bir sezon oynamayacak, iki sezon oynamayacak...
Sonunda bir yapımcı ya da kanal çuvalla parayı önüne koyacak ve Kenan yeniden kamera karşısına geçecek...
Diğer yandan Acun da gerçekten 50-60 dakikalık bir-iki dizi deneyecek...
Baktı ki reklam veren böyle bir şey istemiyor.
Baktı ki 90 dakikalık diziler karşısında 50 dakikalık dizileri eziliyor, hemen bu işten vazgeçecek...
Star denedi, Show TV denedi, hatta 50-60 değil, 30 dakikalık diziler bile yaptılar.
Hepsi yayından kalktı...
Bu bütçelerle ve reklam veren talepleriyle kısa dizinin tutması imkansız.
Hayır Acun madem bu kadar cesaretli ve istekli, dizileri bıraksın kendi programlarının süresini kısaltarak başlasın işe...
3,5 saatlik “O Ses Türkiye”, “Yetenek Sizsiniz” gibi yarışmalar dünyanın neresinde var?
Nasıl ki onların süresini kısaltamazsa, dizilerin süresini de kısaltamaz...

Haberin Devamı

Hazal’ın aşkı

Ben bilmiyordum, meğer Hazal Kaya bizim okur temsilcisi Faruk Bildirici’nin akrabasıymış, kuzeninin kızı...
“Mecbur kalmasam yine söylemezdim” dedi Faruk...
Geçen hafta Hazal’ın Ahmet Kural’la Hayal Kahvesi’nde yakınlaştığı haberi üzerine, bu akrabalık bağını ‘açıklamak zorunda kaldı’ bana...
“Akrabam olduğu için benim yazmam doğru olmaz. Rica etsem bu konuda sen hakemlik yapar mısın” dedi Faruk Bildirici...
“Seve seve” dedim...
Meğer haberde büyük bir hata varmış.
O gece Hayal Kahvesi’nde Ahmet Kural’la yakınlaşan Hazal Kaya değilmiş.
“Yaklaşık bir aydır gitmediğim bir mekan” diyor Hazal...
Ahmet Kural’ın da yaklaşık bir yıldır görmediği bir arkadaşı olduğunu söylüyor...
Bu konuda hakemlik yapmaya bile gerek yok...
Hazal’ın beyanı esastır bizim için...

Haberin Devamı

Gazetecilik...

Suriye’den gelen kan donduran fotoğrafları en hızlı şekilde dünya kamuoyuna kim duyurdu?
TRT ile birlikte Guardian ve CNN International’da Christiane Amanpour...
Amanpour, canlı yayında “Vahşet görüntüleri” olarak tanımladı fotoğrafları...
Oysa aynı Amanpour’un, Gezi olayları sırasında Türk medyasından yemediği dayak kalmamıştı.
Hayali röportajlara, hakaretlere
maruz kaldı...
Şimdi ise Türkiye’nin hoşuna gidecek bir yayıncılık yaptı CNN’de...
Oysa kadın oraya ya da buraya yaranmaya değil, tek şey yapmaya çalışıyor, gazetecilik...
Gezi olaylarında yaptığı da gazetecilikti, son Suriye fotoğraflarında yaptığı da...

Yazarın Tüm Yazıları