Memleketimin sorgu odasından insan manzaraları

ERGENEKON şüphelisi olarak evi basılıp gözaltına alınan ve 48 saat süreyle emniyetin bodrum katındaki iki kişilik bir hücrede alıkonduktan sonra Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nde sorguya çekilen Milliyet Gazetesi İcra Kurulu Üyesi Tijen Mergen’in hangi delillerle suçlandığını merak edenler olabilir.

Haberin Devamı

Şöyle yanıtlayalım. İcra kurulu üyesi olarak gazetenin kurumsal iletişiminden, sosyal sorumluluk projelerinden, tiraj ve promosyondan sorumluydu Mergen. Bu çerçevede görev alanına giren bütün bu konularla ilgili pek çok şey öğrenebilirsiniz kendisinin sorgulama tutanağından. Örneğin, gazetenin promosyon olarak dağıtacağı ürünler de; keza ‘Yılın Girişimcisi’ yarışması töreninde ödülleri kimin dağıtacağı gibi meseleler de var Mergen’in Ergenekon sorgulamasında.
Mergen’in emniyetteki sorgulamasında önüne konan delillerin neredeyse hepsi de gazetedeki rutin işlerini konu alan telefon konuşmalarından ibarettir.
Şimdi polislerin Ergenekon terör örgütünün izini bulabilmek için Mergen’i sorguladıkları şüphe yaratan konuşmalara kısaca göz gezdirelim:

* * *

Haberin Devamı

Tarih 20 Mart, saat 18.05. Sevin adlı şahıs Mergen’i arar ve “Biz 20 dakikada bir bant girebiliyoruz. Biliyorsun bant yerimiz çok kısıtlı. Dolayısıyla siz reklam saniyesi yollayın bize, istediğinizi yapalım” önerisini getirir. Mergen yanıtlar: “Ama filmimiz yok ki şu anda”. Sevin, “Öyle bir 5 saniyelik pet shot falan girsen” der. “Yaptırmaya çalışayım... ” diye karşılık verir Mergen.
Polis, sorgu esnasında bu konuşmaları deşifre metinden okuduktan sonra sorar Mergen’e : “Görüşme yapmış olduğunuz Sevin isimli kişi kimdir? Aranızdaki irtibatı açıklayın.”
Mergen
yanıtlar: “Sevin Ergun Kanal D’nin Reklam Grup Başkanı‘dır.”
Polis sorar: “Sevin’in televizyonda yayınlanacağını beyan ettiği 5 saniyelik olduğu anlaşılan görüntü ne ile ilgilidir?”
Yanıtlar Mergen: “Sevin Ergun’la yaptığımız görüşme iş dolayısıyladır. Ben gazetelerimizin TV’de çıkacak reklamları için görüştüm. 5 saniyelik görüntü konusu bununla ilgilidir. Mesela biz ‘ÖSS yarın Milliyet’te , almayı unutmayın’ gibi kısa reklamlar düzenlettiririz. Görüşmede geçen konu da bu tür bir reklamla ilgilidir.”

* * *

Tarih 30 Mart 2009, saat 19.07. Tijen Mergen, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Türkan Saylan’la görüşürken, “Hocam kitabımız yolunda... Orada bir sıkıntımız yok. Onu Milliyet’le böyle bir kuponla falan verelim diyorum” der. Saylan “İşte ben biraz öyle istiyorum” diye karşılık verir. Mergen, devamla “Bu arada Hilton’dan iyi bir fiyat aldık, yani çok ucuz değil ama iyi bir fiyat aldık. Bu çalıştayı orada yapalım diyoruz” diye konuşur.
Sorguda polis Mergen’e sorar: “Türkan Saylan’ın kitabının gazete tarafından kuponla dağıtılmasını sağlamaya çalışmanızın sebebi nedir?”
Mergen
yanıtlar: “ÇYDD yirminci yılı nedeniyle kadın sağlığını konu alan bir kitap çıkarmaya karar vermiş. Biz de Milliyet olarak destek vermeye karar verdik. Görüşmede bahsedilen kitap konusu bundan ibarettir.”
Polis sorar: “Görüşmenizde bahsettiğiniz Hilton Oteli’nde yapacağınız çalıştay konusu nedir?”
Yanıtlar Mergen: “Baba Beni Okula Gönder kampanyası Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve çok sayıda bürokratın katıldığı bir programdır. Bu programda çocukların eğitimi konusunda herkes görüş alışverişinde bulunuyor. Görüşmede bahsedilen çalıştay konusu bundan ibarettir.”

* * *

Haberin Devamı

Tarih 6 Aralık 2008. Saat 14.38... Tijen Mergen, yine Prof. Saylan ile konuşmaktadır. “Şimdi Sedat Bey’le konuştum, tekrar ricada bulundum. Dedim ki, ne olursun söyleyin de şu ilanımız çıksın...” Prof. Saylan, “Hadi bakalım hadi...” diye karşılık verir.
Polis sorar Mergen’e: ”Görüşmenizde bahsettiğiniz ilan konusu nedir? İlanı kim ya da kimler ne amaçla vermek istemektedir?”
Mergen
yanıtlar: “Baba Beni Okula Gönder kampanyası çerçevesinde yardım toplamak için Uğur Dündar’ın programında bir şeyler düzenlemeyi planlamıştık.”

* * *

Toplam 17 sayfa tutan tutanaktan benzer başka örnekler de verilebilir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 91/2 maddesi, “Gözaltına alma bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bu suçu işlediğini düşündürebilecek emarelerin varlığına bağlıdır” hükmünü taşıyor.
Tutanaktaki sorulara bakıldığında, aralarında Zekeriya Öz’ün de bulunduğu savcılık heyetinin Tijen Mergen hakkında gözaltı kararını çıkarırken bu tasarruf için nasıl bir zorunluluk gördüğünü anlayabilmek çok güçtür.
Bugünlerde Adalet Bakanlığı, AİHM’nin Mergen’in bireysel başvurusu üzerine yönelttiği “kendisinin gözaltına alınmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olup olmadığı” yolundaki sorusuna yanıt hazırlamak durumundadır.
Acaba Adalet Bakanlığı’ndan, “Bizimle ilgisi yok, paralel devlet gözaltına almış” yanıtı gider mi dersiniz?

Yazarın Tüm Yazıları