Yolsuzluk soruşturmasının ikinci dalgası için 4 senaryo

İSTANBUL’da Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesindeki suçlara bakan 2 No’lu Hâkimliğin 25 Aralık 2013 tarihinde 7 işadamı ile iki tüzel şirketin tüm mal varlıklarına tedbir konmasına ilişkin verdiği kararın dün uygulamaya konulmasıyla 17 Aralık’ta başlamış olan yolsuzluk soruşturmasında yeni bir evreye girilmiştir

Haberin Devamı

Dünkü gelişmeyi, önce 17 Aralık sürecindeki ilk dalga tutuklamalar ve ardından 4 bakanın kabine dışı kalmasından sonraki en önemli dönemeç olarak nitelendirebiliriz.
Böylelikle, 17 Aralık operasyonu çerçevesinde alınan yargı kararlarının uygulanıp uygulanmadığı konusunda patlak veren tartışmalar ve yaşanan belirsizlik, en azından bu mahkeme kararı özelinde kapanmış bulunuyor.

***

Mal varlıklarına tedbir konulan 7 kişilik bu liste içinde ülkenin en büyük medya gruplarından Turkuvaz’ı (Sabah-ATV) Ahmet Çalık’tan satın alan Zirve Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu ile kardeşi Ömer Faruk Kalyoncu da bulunuyor. Ayrıca, dün tedbir kararı uygulanan iki tüzel şirketten biri de Zirve Holding’tir.
Tedbir kararının, Turkuvaz’ın mülkiyetinin Çalık’tan Zirve Holding’e devir işlemleri üzerinde herhangi bir sonuç doğurup doğurmadığı bu aşamada açıklık kazanmış değil. Rekabet Kurulu, 20 Aralık tarihinde, yani yolsuzluk soruşturmasındaki birinci dalganın 17 Aralık’ta başlamasından tam 3 gün sonra Çalık’ın Turkuvaz’daki hisselerinin Zirve Holding’e devrine onay verdiğini açıklamıştı.
Zirve Holding’in Rekabet Kurulu kararından sonra bu şekilde bir tedbir tasarrufunun konusu olması, Turkuvaz’ın bu holdinge satışının da savcının soruşturduğu konular arasında yer aldığına işaret ediyor.
Kalyoncu kardeşler aynı zamanda soyadlarını taşıyan bir inşaat şirketinin de sahibidir. Bu şirketin son dönemde girdiği en önemli işlerden biri, İstanbul’da yaklaşık 10 milyar Euro’ya mal olacak yeni havaalanı projesini kazanan konsorsiyumun ortaklığıdır. Keza, dün mal varlığına tedbir konan Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz İnşaat da aynı konsorsiyumun önemli ortaklarından biridir.
Neresinden bakarsanız bakın, yapılan tartışmalara, kopan bütün gürültüye karşılık, tedbir kararının hâkim tarafından alındıktan sonra 12 günlük bir gecikmeyle de olsa uygulamaya konması, 17 Aralık soruşturma sürecinin bir adım daha ileri gittiğini gösteriyor.

***

Haberin Devamı

Bilindiği gibi, 7 kişilik tedbir listesine ek ikinci bir liste daha var. Bu, dosyadan el çektirilen Savcı Muammer Akkaş’ın, gözaltına alınmaları talebiyle polise gönderdiği ancak hükümetin son anda Adli Kolluk Yönetmeliği’ni değiştirerek yaptığı müdahaleyle uygulamaya konmasını durdurduğu 41 kişilik liste.
Mal varlıklarına dün tedbir konan 7 kişi, aynı zamanda bu 41 kişilik listede de yer alıyor. Ancak ikinci listede dikkat çeken bir nokta, hükümetin son dönemde başlattığı büyük altyapı projelerinde sorumluluk alan müteahhitlerin önemli bir bölümünün isimlerinin bu listede şüpheli olarak sıralanmasıdır.
Bilindiği gibi, Akkaş’ın dosyadan alınmasından sonra yerine görevlendirilen 5 savcı, söz konusu müteahhitler hakkında dosyada bulunan delilleri yeniden değerlendiriyor. Dolayısıyla 41 kişilik listedeki isimlerin akıbetinin ne olacağı sorusunun yanıtı, dosyayı en baştan okumaya başlayan yeni savcıların değerlendirmeleri sonunda varacakları kanaate bağlı.
Teorik olarak karşımızdaki olasılıklardan biri, savcıların selefleri Akkaş’ın hazırladığı dosyadaki delilleri ciddi bulup aynı suçlamaları tekrarlayarak gözaltı kararında ısrar etmeleridir.
İkinci bir olasılık, savcıların delilleri ciddi bulup ama gözaltı tedbirine başvurmadan şüphelilerin davetiye çıkarmak suretiyle ifadelerini alma yoluna gitmeleridir.
Üçüncü olasılık, savcıların delilleri zayıf bulup soruşturmada takipsizlik kararı vermeleri, yani dosyayı kapatmalarıdır.
Bu arada, dosyaya 2012 yılında kurulan yeni özel yetkili mahkemelerin (Terörle Mücadele Mahkemeleri) savcıları tarafından bakıldığı için potansiyel bir görevsizlik kararı da dördüncü olasılığa işaret ediyor. “Özel yetkili” savcılar, pekala dosyanın kendi görev talimatlarının dışında olduğuna kanaat getirip “genel yetkili” suçlara bakan savcılığa gönderilmesine karar verebilirler.

***

Haberin Devamı

Karar hangi yönde çıkarsa çıksın,
25 Aralık’taki ikinci dalganın hükümetin büyük altyapı projeleri alanındaki icraatını etkileyebilecek bir boyut kazandığını söyleyebilmek mümkündür. Nitekim, Başbakan soruşturmayı doğrudan hükümetin projelerini hedef alan bir hamle olarak görüyor.
Ancak böyle düşünse bile, Başbakan’ın, bu işadamlarının masumiyetine inandığını açıklayarak yüksek sesli bir kampanya yürütmesinin, dosyayı incelemekte olan savcılar üzerinde bariz bir baskı yarattığı aşikârdır.

Yazarın Tüm Yazıları