Türk piyasalarının geleceğinde üç önemli baskı unsuru

GEÇTİĞİMİZ hafta 2.10 TL’ye kadar yükselen dolar kuru ile yüzde 6 gerileyen borsa gösterdi ki Türk piyasaları olumsuz bir biçimde dünyadan ayrıştı. Bunun nedeni ekonomiden çok siyasetti. Piyasaların gelecekteki seyrini de yükselen siyasi gerilimin hangi noktada dengeleneceği belirleyecek.

Haberin Devamı

1-ARTAN SİYASİ GERİLİM

2-AMERİKA İLE PROBLEMLER

3-FED’İN YENİ PARA POLİTİKASI

HEM küresel gelişmeler hem de içeride yaşanan siyasi çatışmaların, Türkiye ekonomisi için yarattığı tehdit giderek büyüyor. Bu nedenle geçtiğimiz hafta iç piyasalar, diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla çok daha büyük ölçüde bozulma yaşadı. Hükümetin siyasi çatışma havasını büyüten, içeride muhalefete, dışarıda müttefik ülkelere rest çeken tavır içine girdiği gözlenirken, bu durumun ekonomik dengeler için çok büyük bir tehlike oluşturduğu gözleniyor. Hükümet, Gezi olaylarından sonra oluşan çatışma havasının piyasalara ağır fatura çıkardığını biliyordu ve o dönemde de siyasi olaylar küresel piyasalarda değişen havayla birleşmiş ve bu durum faturayı büyütmüştü. Yine benzer biçimde hem küresel gelişmelerin hem de siyasi çatışmaların eşanlı büyüdüğü bir döneme girdik. Ancak bu kez hem siyasi çatışma hem de küresel değişim çok daha ağır. Dolayısıyla ekonomik sonuçlarının da daha ağır olabileceği açık. Geçen hafta başlayan yeni siyasi çatışmanın Başbakan Erdoğan tarafından yine “uluslararası güçler” denilerek dışarıya bağlanmak istemesi, faturanın daha da büyümesine yol açabilir. Dün yaptığı konuşmalarda Başbakan ABD Büyükelçisi ile ilgili bazı gazetelerde çıkan, yalanlanan, Türkiye’ye dönük bazı iddialarının gerçek olduğunu varsayarak hareket etti. Başbakanın konuşmasını Hükümet yakınlığı ile bilinen 3 gazetede imzasız yayımlanan haberlerin üzerine inşa edip, büyükelçinin yalanlamasını hiç dikkate almaması belli ki bilinçli idi. Bu tablonun özellikle ABD’de büyük tepki çekeceği, büyük ihtimalle ABD’den “büyükelçiyi gönderme” iması taşıyan bu sözlere tepki geleceği tahmin ediliyor. Gelen tepkinin sadece diplomasi ile sınırlı kalmayacağı ise artık kesin gibi… Burada kritik olan nokta Türkiye ekonomisinin büyük ölçüde dışa bağımlı yapısının devam ediyor olması. Yani Batı ile çatışma havasının Türkiye’de yatırımı olan yabancıların kararlarına etki etmesi kaçınılmaz görülüyor. Bir başka deyişle, yabancıların bu siyasi çatışma havasının artması ve Türkiye’nin yalnızlaşması yönündeki algıya bakarak, yatırımlarını Türkiye’den çekme kararı alma tehlikesi bulunuyor. Türkiye ekonomisindeki dengelerin bu durumdan zarar görmesi kaçınılmaz olur.

Haberin Devamı

GÖZLER YABANCIDA

Haberin Devamı

Aslında faturanın büyümesinden söz etmek daha uygun olacak. Çünkü geçen hafta ABD Merkez Bankası FED’in tahvil alım programını yılbaşından itibaren azaltmaya başlama kararı almasının, zaten diğer tüm gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye ekonomisini de olumsuz etkilemesi zaten kaçınılmazdı. Ancak küresel likiditenin artık kısılacak olması nedeniyle Türkiye’den çekilmesi beklenen yabancı sermayenin çekilme miktarı ve hızı, Batı ile çatışma algısının yayılması halinde, çok daha yoğun olabilir. Yani yabancı sermaye yüklü miktarda para çekişine karar verirse işte o zaman piyasalardaki bozulmanın boyutu çok daha yüksek olabilir.

Halkbank %16.7 düştü

Haberin Devamı

Operasyonun göbeğinde yer alan Halkbank 4 günde yüzde 16,7 değer kaybetti. Bankanın piyasa değeri yaklaşık 3.3 milyar lira eridi. Operasyondan payını alan konut sektörü de borsada düşüşten payını fazlasıyla aldı. Gayrimenkul yatırım ortaklığı endeksi 4 günde yüzde 14,2 değer kaybetti. Soruşturma kapsamında başta genel müdürü olmak üzere iki yönetim kurulu üyesi emniyete bilgi veren Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı hisseleri de geçen haftayı yüzde 18,8 düşüşle kapattı.

En sert düşüş Koza’da

Operasyonun borsada geçen hafta, hisse bazında en fazla sarstığı grup Koza Grubu oldu. Hükümet ile Cemaat arasında arasında yükselen gerilimin ardından, hükümetin operasyona karşılık verme ihtimali Gülen Cemaati’ne yakın olduğu ileri sürülen Koza Grubu’nun hisselerinde sert satışlar yaşandı. BIST-30 içerisinde son 4 günde en fazla düşüş yüzde 22,2 ile Koza Madencilik’te yaşandı. Grubun diğer şirketleri Koza Altın yüzde 16,67, İpek Enerji ise yüzde 20 değer kaybetti. Koza Grubu bünyesinde yer alan üç şirketin toplam piyasa değeri 1 milyar 324 milyon lira azalarak 6 milyar 60 milyon liraya indi.

Haberin Devamı

Operasyon piyasaları salladı

ABD Merkez Bankası’nın tahvil alımlarını azaltma sürecinin salı günü başlayan operasyonla birleşmesin faturası ağır oldu. Borsa İstanbul geçen hafta dünyanın en fazla değer kaybeden borsası olurken, dolar 2.1 TL’ye ulaşarak tarihi rekorunu kırdı. Gösterge tahvilin faizi yüzde 9,61’e çıkarken, 10 yıllık tahvilin faizi de en son 6 Eylül’de gördüğü yüzde 10 seviyesine yükseldi. Cari açık tedirginliğine salı günü başlayan operasyonun siyasi risk algısını yükseltmesinin eklenmesiye birlikte Türkiye’nin 5 yıl vadeli tahvillerini iflasa karşı sigortalamanın maliyeti üç buçuk ayın zirvesine çıktı.

Borsada büyük kayıp

Salı günü başlayan ve aralarında iki bakanın oğlu ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın tutuklanması ile devam eden operasyon, borsada etkisini faslasıyla hissetirdi. Borsa İstanbul’da endeks son 4 işlem gününde yüzde 7 değer kaybetti. Borsa İstanbul haftalık bazda ise yüzde 6 ile dünyanın en fazla düşen piyasası oldu. Geçen haftaki düşüşle birlikte Borsa İstanbul aynı zamanda son 1 ay ve 3 ayın da en fazla kaybettiren piyasası oldu. Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri geçen hafta 36
milyar lira azalarak 552 milyar liradan 516 milyar liraya indi.

Yazarın Tüm Yazıları