Tam ortada durdu tren, Allahım dedim

Güncelleme Tarihi:

Tam ortada durdu tren, Allahım dedim
Oluşturulma Tarihi: Ekim 28, 2013 01:51

TELEFON geldiğinde İstanbul’un tanınmış restoranlarından birinde yemekteydim.

Haberin Devamı

Uzun bir spiritüel yolculuğa çıkmaya hazırlandığım için, bir süredir içki içmiyorum.
HÜRRİYET EKİBİ MARMARAY'DA / FOTOGALERİ
Biraz durgundum...
Arayan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’dı..
Beni, 29 Ekim günü açılacak Marmaray’ı birlikte gezmeye davet ediyordu.
“Avrupa’yı Asya’ya bağlayan denizin altından geçecektik...”
Dün saat 10.30’da Yenikapı’daki istasyonun girişindeydim.
Heyecanları yüzlerine gülücük olarak yerleşmiş yöneticiler karşıladı bize.
Yaptıkları işten ne kadar gurur duydukları her hallerinden belli oluyordu.
Biraz sonra Bakan Binali Yıldırım geldi...
Her zamanki gibi sakindi... Binali Bey’i ne zaman görsem, bende bıraktığı izlenim şudur:
İçi heyecan dolu bir insan.
Belli ki, bıraksa fırlayıp gidecek.
Ama bir tülü bırakmıyor.
Coşku ile serinkanlılık, yüzünde durmadan savaşan bir ifadeye dönüşüyor.
Gülerken bile tetikte duruyor sanki.
Oysa hakkı. Öyle güzel işler yaptı ki, kahkaha atması gerekir.
Kulağına eğilip bir ricada bulundum.
“Boğaz’ın tam orta yerinde treni durdurabilir misiniz” dedim.
Aynı ifade ile yüzüme baktı ve sordu:
“Dururuz ama neden?”
“İki şey için” dedim ve devam ettim:
“Tren denizin 60 metre altında aniden durduğunda insan ne hisseder, klostrofobiye kapılır mı, panikler mi, onu hissetmek istiyorum”.
“İlginç, peki ikincisi?” diye sordu.
“Dua edeceğim” dedim...
Ne diye dua edeceğimi o sormadı, ben de söylemedim.


Haberin Devamı


Denizin 60 metre altında insan ne hissediyor

Manş Tüneli’ni bugüne kadar kaç kere geçtim bilmiyorum.
Hep şunu merak ederdim. Tren tam orta yerinde dursa acaba insan ne hisseder?
Korkar mı, klostrofobiye kapılır mı? Panikler mi?
Yukarıdaki mavi ışık, 1300 metrelik tüp geçişin tam orta yerinde olduğumuzu gösteriyordu.
Boğaz’ın 60 metre derinliğindeydik.
Tüp onun da 8-10 metre altına yerleştirilmişti.
Üzerimizde devasa bir su kitlesi vardı.
Kapılar açıldı. İndik. Hiç öyle bir korku ve klostrofobi hissine kapılmadım.
Tünel çok ferahtı. Güvenlik önlemleri öyle iyi anlatıldı ki, içim rahattı.
Işık çok çok iyiydi.
İki tünel arasındaki sürgülü kapılardan birini açıp, öteki hatta geçtim.
Emin olun Manş Tüneli’nden daha ferah bir hali vardı.

Haberin Devamı

Duvara dayandım iki şey için dua ettim

Brifingden sonra tren hareket etti...
Önce karadaki tünelden bir süre gittik.
Biraz sonra tünelin yapısı ve duvarlardaki desenler değişti.
Artık Boğaz’ın altına girmiştik...
30 saniye kadar gittik ve tren durdu...
1300 metrelik deniz altı geçişinin tam ortasını gösteren mavi bir ışığın altındaydık.
Bir tünelden ötekine geçişi sağlayan kapılardan birini açtım, öteki tarafa geçtim.
Orada duvara yaslandım...
Uzayıp giden boşluğa bakarak,
dua ettim.
“Allahım sen ülkemizi koru. Ülkemize mutluluk ver. Refah ver. Başarılar ver.”
İşte tam o an, içime ikinci bir duygu daha geldi.
“Bu olağanüstü eser nasıl Avrupa’yı Asya ile birleştiriyorsa, sen de ülkemizin iki yakasını bir araya getir. Şu kutuplaşmış ruhlarımızı gevşet, şu kavgayı bitir ve bize özlediğimiz kardeşliği ve tek millet olma duygusunu yeniden ver...”
Ben dindar bir insan değilim... Namaz kılmam, oruç tutmam.
Ama Allah’a çok güçlü bir inancım vardır...
Orada, Boğaz’ın 60 metre altında, sessizce bunları söyledim.
Söz ağzımdan çıkmadı, ama şu sıralar
o kadar çok insanın içinden geçiyor ki...
Eminim, Allahımız da duymuştur...

Haberin Devamı

Trenin direksiyonunda ‘ölü bir adam’

Treni kullanan görevlinin 15 yıllık tecrübesi varmış.
Bu tren için 6 ay özel eğitim almış.
Ruhunu merak böceği sokmuş muzır bir gazeteci ne sorar?
“Allah göstermesin bunu kullanırken kalp krizi geçirseniz
ne olur?” dedim.
Yanındaki yetkili çok ilginç bir cevap veriyor:
“Merak etmeyin ‘Dead man’ (Ölü adam) sistemimiz var”.
“Anlamadım, ölü bir adam mı kullanıyor yani treni” dedim.
Hayır, yaşayan sürücü aniden ölürse, onu haber veren bir sistemden söz ediyormuş.
Ayağının altındaki bir sistem, her 30 saniyede bir kullanan kişinin hayatta olup olmadığını kontrol ediyormuş.
Tren zaten otomatik kontrolde. Ama
kullanıcının başına bir şey geldiğinde ikinci sistem devreye giriyor.

Haberin Devamı

Depremde en emin yer burası mı yani

Size korkunç bir haber vereyim: Biliyor musunuz, 29 Ekim’den itibaren kullanmaya başlayacağınız Marmaray tüp geçidinin
20 kilometre yakınından Anadolu fay hattı geçiyor.
İstanbul’da yaşayacaksınız. Denizin 60 metre altından geçen bir trene binmişsiniz.
Aklınıza “Ya deprem olursa” sorusu gelmez mi?
Sizi bilmem ama biz oradaki gazetecilerin hepsinin aklına geldi.
Bizden önce Bakan’ın ve projeyi hazırlayanların da aklına geldiği için,
“Fail Safe Protocol” (Çöküşü Önleme Sistemi) denilen 7 aşamalı
bir sistem oluşturulmuş.
-BİR: Kandilli Rasathanesi’nin yönetiminde bir deprem inceleme birimi oluşturulmuş. Bu ekip, “7.5 moment büyüklüğünde bir deprem için” incelemeler yapmış.
-İKİ: Geçiş hattının bir bölümünde, deprem anında ‘sıvılaşma’ riski olan bir dip arazisine rastlanmış. Bu bölüme çimento enjekte edilerek kaya haline getirilmiş.
-ÜÇ: Tüp üzerinde iki riskli nokta var. Biri tünelin karaya bağlandığı eklemler, öteki ise tüpün parçaları arasındaki eklemler. Karaya geçiş yerlerinde “derz” adı verilen, her yöne doğru esneklik sağlayan, bir tür süspansiyon kullanılmış.
-DÖRT: Deprem veya sarsıntı anlarında, tüpe su sızmasını önlemek için ara odalar yapılmış. Ayrıca pompa çukurları var.
-BEŞ: Tünelin her bölümünde, en küçük depremleri bile hisseden sensörler yerleştirilmiş.
-ALTI: Anadolu fay hattı harekete geçtiği takdirde, tüp geçit de aynı yönde hareket ediyor. O nedenle biraz abartmayla, deprem anında en emin yerlerden birinin Marmaray tüp geçidi olduğunu bile söyleyebiliriz.

Haberin Devamı

29 Ekim günü buraya bir plaket asılacak

Dün tam ortasında durduğumuz noktaya 29 Ekim günü bir cumhurbaşkanı, iki başbakan bir plaket asacak.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Avrupa’yı Asya’ya deniz altından bağlayan bu noktayı tarihe emanet edecek.
15 yıla yakın bir süredir hemen her gün köprüyü iki defa geçiyorum.
O muazzam kışta, İstanbul tamamen kapanırken, ikinci köprünün üzerinde fırtınaya yakalandım.
Önümdeki kamyonun nasıl savrulduğunu bir korku filmi gibi seyrettim.
O gün köprüyü 1.5 saatte geçebilmiştik.
Dün, denizin altında geçişimiz tam 60 saniye sürdü...
Bu bir hayal projesidir.
Gerçekten bir “Büyük Türkiye projesidir.”
Köprünün Cumhuriyet Bayramı’nda hizmete girmesinden dolayı da çok mutluyum.
Çünkü Cumhuriyet’e yakışan bir proje oldu.
Bütün kalbimle söylüyorum.
Türkiye’ye hayırlı olsun.
Bunu yapan Türkiye’ye de helal olsun.
Tabi yapan insanlara, arkasında duran siyasetçilere de...
Hepimize de...


Kâbe’ye benzeyen küpün sırrı



-Ortadaki küp: Hepimizin dikkatini büyük salonun
ortasına yakın konan küp şeklindeki yapı çekti.
Bende hemen “Kâbe’nin taklidi” hissi uyandırdı.
Ancak uzmanlara sorduğumda beni çok tatmin eden bir cevap verdiler.
Burası asansörün konulduğu bölüm. Dolayısıyla küp şeklinde bir kitle olması normal.
Niye asansör diye sorarsanız, sebebi açık. Engelli insanlar için yapılmış. Bu tür yapılarda zorunlu.
Yani bir ülkenin, insanlarına bakışındaki medeniyeti gösteren bir işaret.
Önce üzerini boş bırakmışlar.
Bakmışlar çirkin duruyor, bu defa salonun duvarlarına hâkim desenleri uygulamışlar.
Kanaatim şu; desen olarak daha güzel bir çözüm bulunulabilir.
-Gözüme çarpan tek çirkinlik, tepede camları
silmek için kullanılan merdivenli düzenek oldu.
Yöneticiler de hak verdiler ama bir çözüm bulamamışlar.
Ayrıca buradan saatte
70 bine yakın insan geçecek. Havalandırma sistemleri hayati ölçüde önemli.
Onların bakımı için de bu gerekli.

Yenikapı İstasyonu’na kimler hâkim olmuş



YENİKAPI İstasyonu’nu çok beğendim.
-Girişi ferah: Orta yerinde çok büyük bir atrium yapılmış.
Tepesinden içeri ışık doluyor. Ancak Amerika ve Rusya’da görebileceğimiz bir büyüklük duygusu veriyor.
-Fatih: Girişin tam karşısındaki duvarın üstünde bir Fatih portresi var. Onu çevreleyen duvarlarda ise çeşitli tuğralar görünüyor.
Yani Osmanlı hâkim...
-Bizans ve Roma da var: Ancak bu demek değil ki, Bizans ve Roma unutulmuş.
Tam aksine, koridor duvarlarının neredeyse tamamı, yapım sırasında çıkan Bizans ve Roma eserlerinin replikalarına ayrılmış.
Yani İstanbul tarihi her dönemi ile temsil ediliyor.
Çalan müzik ise Türk klasik sanat müziğiydi.

Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor!



-İYİ HABER: Boğaz’ı deniz altından geçerken, dışarıdaki yakınlarınızı cep telefonundan arayıp konuşabilecek, duygunuzu anlatabileceksiniz.
-KÖTÜ HABER: Ancak dışarıdakiler siz içeridekileri arayamayacak.
Nedenini herhalde hemen anladınız.
Teröre karşı önlem. Dışarıdan telefon sinyali ile içerideki bombanın patlatılmasını engellemek.

İstanbul tarihi 2000 yıl yaşlandı

İstasyonun kapısından adımımızı attığımız andan itibaren yöneticilerin bize en heyecanla anlattığı konu, Marmaray tüp geçidinin yapılışı sırasında arkeolojik eserlerin korunmasına verilen önem oldu.
Üstelik bunu bizzat İstanbul Müzeler Müdürü Zeynep Kızıltan’ın ağzından dinledik.
-2004-2011 arasında kesintisiz kazı yapılmış.
-Kazılarda, istasyon alanında, toprağın 4 metre üstüne, 13 metre altına inilmiş.
-En üstte Osmanlı ve Cumhuriyet, 5 metrede Doğu Roma, onun altında ise Neolitik dönemlere ulaşılmış.
-Bugüne kadar İstanbul’un tarihinin 6 bin yıl öncesine gidilebilmiş. Bu kazılarla
birlikte 8 bin 500 yıl öncesine ait eserlere ulaşılmış.
-Bulunan en küçük tekne 8, en büyüğü ise 45 metre.
-Duvara, bulunan teknelerden birinin replikası konulmuş. İçindeki testilerde ne taşındığını sorduk.
Zeytinyağı veya şarapmış... İnşallah şarap çıkarsa, dıştan müdahale ile zeytinyağına çevrilmez diye düşündüm.

Tarihe karışan atasözü ve şarkı

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım belli ki bu projeden dolayı çok neşeliydi ve gururluydu.
Gülerek şunu söyledi:
“Bu tüp geçit ile artık bir atasözü ve bir şarkı tarihe karışacak.
-“Atı alan Üsküdar’ı geçti...” (Çünkü artık tüp geçide binen Üsküdar’a geçiyor.)
-“Üsküdar’a giderken aldı da bir yağmur’ (Çünkü tüp geçidin üstü kapalı, ıslanmazsınız.)

Kimler davet edildi

UZUNCA süredir ilk defa bir hükümet uygulamasına davet ediliyorum.Ulaştırma Bakanı’nı dinleyen kalabalığa bakıyorum.
-En kalabalık gazete grubu Hürriyet. Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu dışında Taha Akyol ve ben varım.
-Brifing ve geziye Cumhuriyet gazetesi de davet edilmiş. Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız orada.
Onun yanında Akit gazetesinden Hasan Karakaya da oturuyor.
İster istemez düşünüyorum.
Acaba Bakan’ın kendi tasarrufu mu, yoksa akreditasyon sisteminde yumuşama mı?...
İnşallah ikincisidir.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!