Bir bayan yanı lütfen?

Sokakta rahat yürüyemeyeceksem, üzerimde devamlı ‘cinsel obje’ baskısı olacaksa, ‘kız başına’ olmamak için benimle bir yerlere gelecek adam arayışı içerisine gireceksem ben yemişim senin o ahlak anlayışını.

Haberin Devamı

Allah’tan kadın olarak dünyaya gelmişim de rahat rahat söylenebilme özgürlüğüne sahibim. En azından elimde avcumda şimdilik bu var, ben de bunu sömürebildiğim kadar sömüreceğim elbette.
Modoko’yu bilmeyen yoktur, mobilyacılar çarşısı hah işte o. Ben malum yine taşındığım için kızlarla mobilya bakmaya gittik. Hepsi yeni gelin eşyaları. Yok koltuğu ayrı satmıyoruz, ay o orta sehpayı ayrı veremiyoruz, bu iğrenç tekli koltuk kampanyanın parçası... Bulduklarım da var ama onlar da o kadar pahalı ki camın önünden gözyaşlarıyla seyredebiliyoruz. Sonra bize, oraya kız başınıza gitmeyin dediler. Bu kez onları dinleyeyim dedim. Aman Allahım, her girdiğimiz mağaza bizle ayrı ilgileniyor. Geçen sefer fiyat bilgileri için adama artık ağlayacak seviyeye gelmiştim. “Param var, yemin ederim alacağım o Allah’ın belası kitaplığı söyle ne kadar, ilgilen benle ilgilen” diye sarsacaktım neredeyse adamı. Aynı adam şimdi bize bir ikramlar, bir sohbetler, bir hoşgörü falan. Çünkü adamların kafası öyle çalışıyor. Üç beş vikleyen kız ancak öğrenci evi eşyaları alır. Ama yanında bi erkek varsa, o kesenin ağzı sonsuzluğa açılır. Ve bu düşünce cinsel tacizden bile daha iğrendirici. Yanında bir adam yoksa, ciddiye alınmama!

Haberin Devamı

GARSONUN NEFRETİ

Sadece bu değil, mekânlarda mesela kız topluluğuysanız garsonun en nefret ettiği masa sizsiniz. Masanda istersen Miranda Kerr olsun, bütün mekân masana tapınsın, önünde mumlar diksin o garson senin masana bakmamak için var gücüyle uğraşacak. Çünkü bir araya gelmiş kız topluluğundan para çıkmaz, para çıkmadığı gibi bela olma potansiyelleri yüksek. Asılanlar, ayy şu adamı atar mısınızlar, içkinin içine elli bin tane malzeme koydurtmalar...
Emlakçı desen aynı şekilde, ‘eşinizi göremedim’, ‘kız kardeşimle yaşayacağım’ anında göstereceği evler değişiyor. Ya baştan aşağı hacca gitmiş, dönmüş, umre için tur arayan bir apartmanın bodrum katı. Ya da istediğin ev standardının on kat altı bir ev. Haa ama kira aynı, sadece evin konumu ‘kız yaşamına uygun mahalle’ olduğu için oradan vurmayı düşünüyor.
Başarılı kadının arkasından dönen dedikodular var tabii bi de. “O oraya gelebilmek için neler yaptı neler ufuuuu” Hep aynı, hep ama... Adamlarda da ne uçkur sevdası varmış, birkaç kez takıldığı kadına hemen terfi verecek. ‘Fındık kadar...’ başlayan mide bulandırıcı bir söz öbeği var. Başarısız olan her adamın ağzında bu laf. Bir kadın ancak cinselliği sayesinde bir şey olabilir, adamın beyni bu.
Hâlâ var mı bilmiyorum ama otobüslerde olan ‘bayan yanı’ uygulaması da korkunç. Ne zaman bunu duysam kendimi seks bağımlısı, altında deri don olan, arka cebinden kırbaç çıkartmaya hazır biri gibi hissediyorum. Bir taraftan da tabii sürekli beynime, “eğer bir erkeğin yanında oturuyorsan, seni elleyecek. Ve biz firmamız olarak, seni ellemesin diye yanına Hacer teyzeyi verdik.”

SORUN KADINDA

Haberin Devamı

Gözde Kansu olayı var bir de tabii, şunca şeyi yazma sebebim. Bayıldığım hatunların başında geliyor. Dekoltesi yüzünden işinden oldu, neden çünkü ekran karşısında izleyenler o çatalı gördü diye ahlak anlayışımız sekteye uğradı. Sorun kadında, o açmamalı, o düşünmeli, o uygulamalı. Şu zihniyetle özellikle üstüne basa basa söylüyorum, hükümet kafası aynı paralelde işte. Tecavüze uğrarsın sen haksızsın. 13 yaşında bir çocuğa “kendi isteğiyle bilmem kaç adamla birlikte olmuş” diye işin içinden sıyrılırsın. Kürtajı yasaklarsın, kaç çocuk olacağına karışırsın. Çünkü beyinsiziz; üç beş tarlası var, köylüsünün karnını doyuruyor iyi oy toplar bu diye vekil yapılan adamlar senin yerine senin cinselliğini tartışır. Ne giyeceğine onlar karar verir, hata sende mi bir onlar bilir. En büyük korkum, “kadınlarınızı eve kitleyin, sonra tecavüze uğruyorlar. Dışarı çıkmak isterse alın topuğundan vurun. Oğluşunuza iPad, kızınız karınız içinse bir beylik tabancası, alın alın çekinmeyin vurun bişi olmuyor”.
Yok, başörtülüme zulüm; yok memelere özgürlük falan derken olan yine bize oluyor. Sokakta rahat yürüyemeyeceksem, üzerimde devamlı ‘cinsel obje’ baskısı olacaksa, ‘kız başına’ olmamak için benimle bir yerlere gelecek adam arayışı içerisine gireceksem ben yemişim senin o ahlak anlayışını. Evine gittiğin zaman, karınla kızınla iki kelam konuş, bir dinle, kadın sesine aşina ol, oradan başla en azından. Sonra belki kadını kitlemekten önce çocuğa verilen eğitimin bu noktada önemli olduğunu anlarsın. Belki...

Yazarın Tüm Yazıları