Bir fâsığın sözleri

VERDİĞİ ifadeler sonrasında Ergenekon soruşturmasının fitilini ateşleyerek Türkiye’yi karıştıran, başta Silivri olmak üzere Hasdal, Hadımköy, Maltepe, Mamak, Sincan ve Şirinyer gibi cezaevlerinin kapısını açıp yüzlerce insanın aylardır, yıllardır içeride yatmasına yol açan Tuncay Güney günah çıkarmış:

Haberin Devamı

- Ergenekon bir projeydi. İfadelerim geçersizdir.
Şimdi buna ne denir bilmem. Lakin bakın size Kuran’ın Hucurât Sûresi’nden bir âyet sunmak istiyorum: “Ey inananlar, eğer bir fâsık (fitne-fesat unsuru/hak yoldan çıkmış/özü sözü bozuk /tutarsız davranışlarıyla tanınan birisi) size bir haber getirirse onu/onun doğruluğunu iyice araştırın. Yoksa bilmeyerek/hiç yoktan bir topluluğa/insanlara kötülük etmiş/zarar vermiş /suçlamış/incitmiş olursunuz ki sonradan pişman olursunuz/bundan pişmanlık duyarsınız”.
Evet, Tuncay Güney hiç kuşkusuz bir fâsıktı. (İnanıyorum ki davalara ‘gizli tanık’ sıfatıyla çıkan bütün kişiler bu anlamda birer fâsıktır.)
Ve bir fâsıkın sözüyle yüzlerce insana acılar yaşatanlar, kötülük edenler, zarar verenler bunun vicdanî pişmanlığını, vicdan azabını bugün olmasa da yarın mutlaka yaşayacaklar... Mutlaka!
Alican TÜRK-E. Alb.;
28 Şubat tutuklusu

Haberin Devamı

Erdoğan İTC’den mi ilham alıyor?

CUMHURİYET Kitap Eki’nin son sayısında yayınlanan bir söyleşide ilginç bir iddia var. 100 Yılın Örgütü-İttihatçılar kitabının (Caretta Yayınları) yazarı Kerem Çalışkan, Başbakan Erdoğan’ın, sık sık eleştirmesine rağmen İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden (İTC) birçok konuda esinlendiğini söylüyor. Örneğin İTC’nin I. Dünya Savaşı’nda kendi yandaşlarını zengin etmek için, ‘vagon tahsisi’ yaptığı gibi Erdoğan’ın da yandaş zenginler yaratmak için ‘ihale tahsisi’ sistemini kullandığını öne sürüyor. Ayrıca dış politika, Ortadoğu ve Suriye konusunda Erdoğan’ın tıpkı İTC önderleri gibi ayağı yere basmayan hayalci ve maceracı bir çizgi izlediğini öne sürüyor. Kimseye hesap vermeden ve eleştiriye tahammülsüz şekilde otoriter yönetim anlayışının köklerinin de İTC’ye uzandığını belirtiyor. Çalışkan, İTC mirasının günümüze etkileri üzerinde daha derinlemesine durulması gerektiğini vurguluyor. Tabii İttihat ve Terakki, çok vatanseverdi ve sonunda Türk milliyetçiliğe sarılmıştı. O konu hariç!

Vatanseverlik kafatasçılık

TÜRK milliyetçiliği dahil, her türlü milliyetçiliği ayaklar altına alan Başbakan’a sormak isterim. Gazze’ye gidip “Filistin milliyetçiliğini de ayaklarımın altına alıyorum” diyebilir mi?
Başbakan vatansever olmakla kafatasçılığı birbirinden ayırsın ve sadece ırkçılığı ve her türlü ayrımcılığı ayakları altına alsın.
Din ve inanç ayrımcılığı dahil!
LDP Genel Başkanı Cem TOKER

Haberin Devamı

Sarıgül’ün HYP’sinin ilk kongresi

MUSTAFA Sarıgül’ün önderliğindeki Türkiye Değişim Hareketi’nin resmi altyapısı olan (Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün eski partisi) ‘Halkın Yükselişi Partisi’ 1. Olağan İl Teşkilatı Kongresi “Kocaman selleri küçük derecikler oluşturur” sloganıyla yarın Ordu Grand Tesk Hotel’de yapılacak. Kongre öncesi TDH Ordu İl Başkanı İsa Yazıcı “Türkiye’nin bir lidere ihtiyacı var; insanı kucaklayıcı siyasi çizgisiyle bu boşluğu yalnızca Mustafa Sarıgül doldurabilir” dedi.

Kayseri valilerine tutuklama talebine 19 Nisan’da karar verilecek
 
KAYSERİ Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı‘nın zarara uğratıldığına ilişkin Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada duruşma Mustafa Türkaslan, eski Kayseri Valisi ve İçişleri Bakan Yardımcısı Osman Güneş ile bazı vali ve vali yardımcıları hakkında suç duyurusunda bulunulması istendi. Mahkeme heyeti, tüm sanıkların mütalaaya karşı ve esas hakkında beyanda bulunmaları ve savcının talebinin incelenmesi için 5 kişilik bilirkişi heyetinden ek rapor istenmesine karar verdi.
Duruşmaya Kayseri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın memurlardan Ahmet Yeşiltaş ile Bayram Özkan’ın tutuklu getirilirken valiliğin eski Özel Kalem Müdürü Abdülkadir Şimşek, Vakıf Müdürü Refik Yılmaz ve vakıf çalışanı Aysel Kayıkçıoğlu ile diğer sanıklar duruşmada hazır bulundu. Mahkeme Başkanı Ahmet Kalpak, Erciyes Üniversitesi İşletme Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Tekin Akdemir, İktisat Bölümü öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Türker, Yrd.Doç. Dr. Recep Düzgün, Mali Müşavir Denetçi Özkan Basat ve Mali Müşavir Alper Söğüt’ün hazırladığı 350 sayfadan oluşan Bilirkişi Raporunun geldiğini belirterek, raporun özetini okudu. Mahkeme Savcısı Mustafa Aslantürk, bilirkişi raporuna göre mütalaa verdi. Tutuksuz yargılanan valilik eski Özel Kalem Müdürü Abdülkadir Şimşek, Vakıf Müdürü Refik Yılmaz, vakıf çalışanı Aysel Kayıkçıoğlu’nun tutuklanmasını talep etti.
Duruşma sonunda Savcı Mustafa Aslantürk, dönemin valileri Mustafa Yıldırım, Nihat Canpolat, Osman Güneş, Mevlit Bilici ve Vali Yardımcıları İbrahim Yurdakul ile Tevfik Karabalık hakkında görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Mahkeme heyeti, savcının bu talebi doğrultusunda, iddialarla ilgili, İl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na maddi zarar verip vermedikleri, varsa ne miktarda ve hangi tarihler arasında zarara sebebiyet verdiklerinin tespiti için daha önceki beş kişilik bilirkişi heyetine ek rapor hazırlamaları için süre verilmesine karar verdi.
Bir sonra ki, duruşma 19 Nisan’a bırakıldı.
 
İstanbul trafiği böyle yönetilemez

Haberin Devamı

İSTANBUL tam bir ‘trafik anarşisi’ yaşıyor. Bunun en önemli sebebi trafik polisinin görevini yapmaması, daha da vahimi polisin adeta bazı kişilere yol açmak işiyle görevlendirilmesi... Diğer bir önemli neden de UKOME’nin adeta inşaat şirketlerinin istekleri doğrultusunda trafik düzenlemesi yapması. İşte örnekler.
1- Akşam mesai bitiminde köprüde 1 şerit saatlerce trafiğe kapalı tutulup trafik kilitleniyor. Sebep bir ‘devlet büyüğü’ için yolu açık tutmak.
2- En kritik trafik noktalarından olan Büyükdere Caddesi’nde (yıkılan) Ali Sami Yen Stadı önündeki durak taşındı. Buraya muteaahhit 3 kapı açtı. Beton mikserleri yasak saatlerde vızır vızır ana yola çıkıyor. İnşaat suları Büyükdere Caddesi’ne akıyor. Arka yoldan şantiye çıkışı varken ana yolu dik kesecek şekilde nasıl giriş-çıkış yapılır, akıl almıyor. UKOME halkı değil, müteahidi kolluyor. Ana yola çıkan beton taşıyıcılar icin ya UKOME özel izin vermiş, ya da ‘bahşiş’ müessesesi çalışıyor.
3- Şişli-Mecidiyeköy hattında sağ şeritler otopark olmuş.
4- En kritik saatlerde Taksim’den Tuzla’ya kadar ya 3 ya 4 trafik polisi arabası görev yapıyor.
5- Gayrettepe’deki emniyet binasının yanına 6 katlı otopark bomboş ama yollar park etmiş arabalarla dolu. Bu arabalar ya sivil plakalı polis otosu ya da polislerin şahsi araçları.
6- Olmayacak zamanlarda yollarda yüzlerce polis yığılıyor, yollar saatlerce kapanıyor. Sebep "bir devlet büyüğü" geçecek. (Siz hiç Padişah için Galata Köprüsünün kapandığını duydunuz mu?)
Yukarıda anlatılanlari lütfen kimse yalanlamaya kalkmasın. Sadece MINDSET kameralarına baksınlar göreceklerdir.
Kısacası İstanbul’da trafiği denetleyen bir otorite yok. Mevcut teşkilat düzenlemek yerine, sistemi daha da felç ediyor.
Sanırım tek çözüm Istanbul’da trafik denetleme ve düzenleme hizmetlerini de ‘özelleştirmek’ olacak!
Dr. Ergun DEMİREL

Haberin Devamı

İstanbul metrosunda güvenlik görevlilerine yanlış görev yaptırılıyor
 
TAKSİM-Hacıosman metro hattını sabah akşam kullanan bir vatandaşım. Uzun zamandır bu şekilde işe gidip geliyorum. Kesinlikle büyük ve modern bir tesis olan bu projede çok önemli bir aksaklığı dile getirmek istiyorum.
Metrodaki güvenlik görevlilerinin sorumluluğu nedir? Ne iş yaparlar diye buradan yetkililere soruyorum. Metrodaki ‘güvenlik’ elemanları neden sadece turnike başlarında dururlar? Neden metronun içinde ve duraklarda ‘güvenlik’ görevlisine rastlayamıyoruz?
Metro seyahat halindeyken veya durağa geldiğinde güvenliğimizden kim sorumludur? Özelllikle akşam saatlerinde ve dahası Türk Telekom Arena’da maç olduğu günlerde metroda meydana gelen olaylara müdahale edecek olan ‘güvenlik’ elemanları değil midir? Bağıra bağıra şarkı söyleyenlera, ağza alınmayacak küfürlerle avazı çıktığı kadar bağıranlara dahası metro içinde ve ulu orta bira ve sigara içenlere kim dur diyecek?
Vatandaş olarak tabi ki uygun şartlar dahilinde uyarımızı yapabilirsek yapıyoruz ama karşınızda laftan anlamayacak ve "bela" çıkartmaya hazır, dahası canınıza kasd edecek insanlar varsa siz olsanız ne yaparsınız?
Yetkililerin bir an önce metro içinde de güvenlik elemanı görevlendirmelerini arz ve talep ediyorum. Özellikle maç olan günlerde bunun özellikle yapılması gereği ortadadır. Yoksa herhangi bir vatandaş bu sıkıntıdan dolayı zarar görürse bunun sorumluluğunu kim taşıyacak?
Hasan ALKAN

Haberin Devamı

Biz bu ülkeyi yaratan mozayiğiz...
 
BUGÜNE kadar Sinop'un adını bilmeyenler Sinop halkının ne sıkıntı yaşadığını bilemez.
Asırlardır tarihe tanıklık etmiş bir şehri bir olayla yok edemezler. Bu memleket her medeniyete medenice davranmış ve içinde barındırmıştır.
Yıllarca açlık, işsizlik ve yokluk çekmiş hiç bir zaman isyan etmemiştir. Tek varlığı yemyeşil ormanları, sımsıcak insanları ve yaşanası doğasıdır.
Tek istekleri vardır. Türkiye de işsizliğin,yoksulluğun, en fazla dışarıya göç veren il olmasının, bazı köylerine karda kış da ulaşılamamasının, hatta hala elektrik gelmeyen köylerinin olmasının dışında....
Bu yaşanası yeşilliğin, bu eşsiz doğanın yok edilmemesi konusunda...
Belki kaybedecek başka bir şeyleri olmadığı içindir. Ama bir gerçek var ki bu memleket başta sel olmak üzere her türlü felaketi yaşasa bile bu güzelliği hep yaşatmıştır.
Bir gün birileri geldi bu yaşanası memleketin ekolojik dengesini değiştirmeye kalktı,
Önce hidroelektrik santral, peşinden termik... Yetmiyormuş gibi yıllar önce karşı kıyıda patlayan ve hala o patlamanın etkisini tüm Karadeniz'de kanserden kayıplar veren illerin en başında yaşayan bir il olarak... Nükleere karşı, hidroelektriğe karşı, termiğe karşı sokağa döküldüler.... Gaz yediler, cop yediler, su yediler, dayak yediler...
Ama ülkenin her yerinden destek gördüler. Dayanışmaya gelen insanlar herkesin evinde misafir edildi. Yedirildi, içirildi, arkalarından su dökülüp uğurlandı..
Sosyalist, solcu, ilerici, gerici ayrım yapmadı bu halk..
Bu halk katil diye haykırdığı ABD'yi bile ağırladı.
Kimseye niye geldin demedi.
Hep hoş gördü, hep hoş davrandı....
Sen ırkçı-sosyalist kardeş bu memleketin makus talihini yalnız yaşarken neresinde yer aldın bu insanların?
Hangi yarasına merhem oldun?
Doğası katledilirken ses çıkardın mı?
Bu memleket bizim dedin mi?
Şimdi tutmuş bu memleket insanına barbar diyorsun.
Oysa barbarlık yapan Sivas katliamının sanıkları daha bir kaç ay önce zaman aşımına uğramış dava nedeniyle içimizde... Hatta mecliste...
Sen bu olayları bu adaletsizlikleri görme.... Bir çoğuna ses çıkarma, duyarsız ol...
Sonra bazı meseleler için destek iste...
Irkçılığın, faşizmin nereden gelirse gelsin hepsine karşıyım.
Biz bu ülkeyi yaratan mozayiğiz...
Ben senin şarkılarınla halay çekiyorsam sende tulum çaldığında horon tepeceksin.
Sen üzüntünde ağıt yakıyorken benim ciğerim dağlanıyor sa sen de ben savı savdığım da aynı şeyi hissedeceksin.
Senin çocuğun benim çocuğumsa benim çocuğumda senin çocuğun olacak.
Biz bu ülkeyi emperyalizme karşı nasıl kazandıysak onların basit oyunlarına alet olmadan yaşatmak zorundayız.
Sen benim acımı hissetmezsen benden kendi acına merhem olamayı bekleme..
Ben yine elimden geleni yaparım ama sen koskoca Karadeniz'in hatta tüm ülkenin dile dolanmış devrimci Metin Lokumcu'nun terörist ilan edilmesine bile duyarsız kalıyorsan... Tukaş ne yapsın...
Tukaş ı milli kahraman ilan ettiren Yılmaz Özdil'e de selam olsun...
Alper SARISOY

Biliyor musunuz?

- BEŞİKTAŞ Kent Konseyi tarafından kadın hakları savunucusu ve Türkiye’nin ilk ‘kadın hukuku uzmanı’ Nazan Moroğlu’na ‘Onurlu Yaşam Ödülü’nün dün Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende Beşiktaş Belediye Bakanı İsmail Ünal tarafından verildiğini...
- İSTANBUL milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün Spor Bakanı Suat Kılıç’a “Uluslararası ölçülere uyan tek spor salonu olan Bağlarbaşı Spor Salonu’nun Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, Spor Genel Müdürlüğü ile olan kira sözleşmesini yenilemediği için kapatılacağı doğru mudur? Yıkılarak yerine AVM yapılacağı iddiaları için ne diyorsunuz” diye sorduğunu....
- CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelttiği soru önergesi, Anadolu Ajansı’nın kurucuları arasında yer alan Atatürk’ün hisselerini gözetmekle yükümü olan Hazine Müsteşarlığı kontrolörlerinin geçen hafta AA Genel Müdürlüğü’ne giderek tarihinde ilk defa iki gün boyunca gece yarılarına kadar inceleme-denetleme yaptıkları iddiası üzerine “Bu iddia doğru mudur? Atatürk’ün AA’da hissesi var mı? AA Türk Anonim Şirketi’nin kurucu hisseleri kimlere, hangi oranlarda aittir? Bugün bu hisseler kimlere, hangi oranda aittir?” diye sorduğunu...
- 270 gündür kararlılık ve umutla işe dönüş mücadelesini sürdüren Hava-İş’in THY A.O. ve TEKNİK A.Ş işçilerinin bugün oturma eylemlerini Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda 14.00-15.00 arasında sürdüreceklerini....

Yazarın Tüm Yazıları