Hiper-bağlantılı dünyanın neresindeyiz?

DÜNYA Ekonomik Forumu’nun 2001 yılından beri yayınladığı “Küresel Bilgi Teknolojileri” Raporu’nun sonuncusu geçen hafta yayınlandı.

Haberin Devamı

Raporun yayınlandığı günlerde, Doğan Online’ın İstanbul’da düzenlediği “Dijital Festivali”nin konuşmacılarından David Passig “yeni bir çağın başlangıcında” olduğumuzu söylemişti.
DEF’in raporu tam olarak Türkiye’nin “yeni çağın” neresinde olduğunu ortaya koyuyor.
11. “Küresel Bilgi Teknolojileri” Raporu’nun başlığı “Hiper-Bağlantılı Dünyada Yaşamak”.
Raporun önsözü 10 yılda “dijital devrimde” nereden nereye geldiğimizi iyi özetliyor.
2001 yılında yani raporun ilk yayınlandığı yıl Afrika’daki cep telefonu sayısı 20 milyon.
Bugün Afrika’da 500 milyon cep telefonu var.
2001 yılında Apple sadece Mcintosh üretiyor.
Bugün Apple, iPphone, Ipad, Ipod derken benim gibi teknoloji özürlüleri bile “baştan çıkartmanın” yolunu bulmuş.
Akıllı telefonlar geçen yıla göre yüzde 42 oranında artmış.
“Google Plus” kullanıcıları sadece altı ayda 40 milyona ulaşmış.
“Yeni Çağ” gümbür gümbür geliyor.

Haberin Devamı

TÜRKİYE 52. SIRADA

2001 yılından bu yana “Bilgi ve İletişim Teknolojileri” sektörü büyük bir ilerleme kaydetmesine rağmen DEF’in raporu “dijital devrimin” etkilerinin kitlesel olarak ancak şimdi hissedildiğini vurguluyor.
Peki Türkiye bu büyük dönüşümün, “hiper-bağlantılı” (hyper-connected) dünyanın neresinde?
Dünya Ekonomik Forumu’nun bu son raporu 142 ekonomiyi mercek altına almış.
Türkiye bu yıl 52. sırada.
Geçen yıl 138 ülke mercek altına alınmıştı ve Türkiye 71. sırada idi.
Yani 20 sıralık bir sıçrama söz konusu.
Türkiye’nin kısaca BİT dediğimiz “Bilgi ve İletişim Teknolojileri”nde bu denli önemli bir sıçrama kaydedip kaydetmediğini merak ettim.
Her yıl rapor yayınlandığında görüşlerine başvurduğum Türkiye Bilişim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nı bu yıl yine aradım.

ECZACIBAŞI NE DİYOR?

Eczacıbaşı’nın açıklaması şöyle:
“Bu yıl puanlama kriterlerinin bazıları değişti. Bizi sıralamada aşağıya çeken bazı kriterler yok. 7 üzerindeki puanlamada geçen yıla göre sadece yüzde 0.3’lük bir iyileşme söz konusu”.
Geçen yıl 7 üzerinden 3.8 alırken, bu yıl yine 7 üzerinden puanımız 4.1.
Gerçekten kriterlere baktığınızda bazı önemli kalemlerin bu yıl olmadığını görüyorsunuz.
Örneğin basının özgürlüğü gibi.
Fikri mülkiyet haklarının korunmasında, eğitimin kalitesinde, orta eğitime devamlılıkta ortalamanın oldukça gerisindeyiz.
Ancak Ezcacıbaşı’nın rapora eleştirisi de var.
“Bazı kalemler salt rakamlarla veriliyor, bazıları kişilerin yorumlarına göre. Yorumlayanların sayısı ülkeden ülkeye değişiyor. Dolayısıyla hem kalitatif, hem kantitatif olarak objektif değil” diyor.

Haberin Devamı

YENİ ÇAĞI YAKALAMA MESELESİ

Dijital devrim meselesine dönersek bununla ilgili başka önemli bir kaynağa kısaca pazar günü değinmiştim.
Önemi açısından tekrarlıyorum.
McKinsey’in “İnternetin Ekonomiye Etkisi” başlıklı geçen hafta yayınlanan raporuna göre, internetin Türkiye’nin GSMH’ye katkısı sadece yüzde 0.9.
Bu oran dünyada yüzde 3.4
·  McKinsey’in raporunun başka önemli tespitleri arasında şunlar var:
·  KOBİ’ler internetten yeterince faydalanmıyor.
·  Hükümet bütçesinden BİT’e çok az yatırım yapılıyor.
·  BİT ürünleri ihracatı, Türkiye’nin toplam ihracatında yalnızca yüzde 2.3’lük bir pay alıyor.
·  E-Ticaret henüz yolun çok başında.
Listeyi fazla uzatmayacağım, DEF ve McKinsey raporlarının ışığında Türkiye’nin hangi hızla “yeni çağı” yakalayacağına siz karar verin

Haberin Devamı

/images/100/0x0/55ea146ef018fbb8f86a1013

İstanbul Bilişim Enstitüsü kuruluyor

FARUK Eczacıbaşı ile telefonda DEF’in raporunu konuşurken Türkiye Bilişim Vakfı’nın daveti e-postama düştü.
Vakıf önümüzdeki cuma günü Galata Salt’a yapacağı toplantıda “İstanbul Bilişim Enstitüsü”nün kuruluşunun müjdesini verecek.
İstanbul Kalkınma Ajansı’nın da desteğiyle hayata geçecek olan “İstanbul Bilişim Enstitüsü” ne yapacak?
Çok özetle, BİT alanında üniversite, kamu ve özel sektörü birbirine yakınlaştıracak.
BİT sektörünün küresel rekabette daha üst sıralara tırmanmasına destek olacak.
Yukarıda BİT ürünlerinin ihracattaki düşük performansına değinmiştim.
BİT alanındaki AR-GE ve insan kaynakları açığını kapatmanın yollarını araştıracak.
Neden İstanbul derseniz.
Cevabı basit.
Türkiye BİT sektörünün yüzde 95’i İstanbul’da.

Yazarın Tüm Yazıları