Alternatif yollar ve trafik mühendisliği

İZMİR çok eski bir şehir olmasına rağmen aslında alternatif yol konusunda şanslı sayılır.

Haberin Devamı

Şehrimizin parlak geçmişinde kara bir leke gibi duran ‘Büyük İzmir Yangını’ ticari ve kültürel açıdan İzmir’e büyük bir darbe vurmakla beraber, bugün trafiğimizin ana arterlerini oluşturan geniş bulvarların açılmasına da vesile oldu. Şehrin nefes almasını sağlayan Kültürpark ve iletişimini kolaylaştıran bulvarlar bu yangın alanı içinde yer almakta.
Bugün trafik yoğunluğunu azaltmak için yapılması planlanan yeni alternatif yollar ancak ya denizi doldurarak ya dağları delerek ya da şehrin etrafından dolaşarak yapılıyor. Bornova, Buca, Karşıyaka, Göztepe, Alsancak gibi eski yerleşim yerlerinin şehir merkezlerindeki yoğunlaşma nedeniyle caddelerin genişletilmesi çok zor ve masraflı. Bu imkana ancak söz konusu merkezlerimizin çevresinde yeni gelişen mahallelerde sahip olabiliyoruz. Fakat yeni yol yapıyor olmamız, bunları verimli kullandığımız anlamına gelmiyor.
Buna en güzel örneklerden biri geçtiğimiz ay içinde tamamlanan Karşıyaka’nın ikinci girişi konumunda olan Girne Caddesi’ni Bostanlı ve Mavişehir’e bağlayan Ordu Caddesi ve bağlantı aksı. İki şeritli yol konsepti ile tasarlanan cadde maalesef park eden araçlar nedeniyle ancak tek şeritli kullanımda. Girne Caddesi’ni Yusuf Nalkesen Sokağı ile Dedebaşı, Demirköprü üzerinden Cahar Dudayev Bulvarı’na bağlayan arter park halindeki araçlar nedeniyle tek şeritten hizmet vermekte. Aslında park şeridi+iki şeritlik yol için yeterli genişliğe sahip bu caddeler maalesef çevre düzenlemesi ve geniş orta refüj kullanımlarıyla daraltılmakta.
Bu caddeler tabii ki mahalle içinden geçen otoyollara dönüştürülmemeli. Fakat kontrollü geçişin iki şerit üzerinden yapılması halinde trafik akışında büyük bir rahatlamanın oluşacağı aşikâr. Hız kontrolü için ise senkronize trafik ışıkları ile süratin azaltılması veya kontrollü döner kavşaklarla akışın yavaşlatılması hem kazaları azaltacaktır hem de trafiği düzenleyecektir.

Trafikte akışı sağlamak

Haberin Devamı

Artık günümüzde ileri seviyelere ulaşan trafik mühendisliğinin şehrimizde de daha etkin uygulanması gerekir. Bilindiği üzere sıkışıklığın en güzel çözümü, kurallar silsilesi içinde araçların kesintisiz akışını sağlamak. Bu amaçla planlanan döner kavşak uygulamaları ilk olarak 1967 yılından itibaren İngiltere’de başladı. Bu kavşaklara giriş ve çıkışlarda trafik lambaları kullanılmayarak sürekli bir akış sağlanırken, tek bir kuralla kaza ve sıkışıklık riski de en aza indirilmeye çalışıldı. Bu uygulamadaki tek kural kavşağın içinde bulunan, trafik akışına göre sağdan veya soldan gelen aracın geçiş üstünlüğü. Kavşağa giren aracın, burada bulunanlara yol vermesi ile akış kesintisiz olarak sürdürülmekte. Yani diğer bir deyişle kavşağa gelen ana yol veya tali yol diye bir kavram yok. Bu uygulama aynı zamanda trafik kazalarında azalmayı getirirken hasar konusunda da düşüşe neden olmakta. Özellikle araçların 90 derece dik açı yerine, yavaşlatılmış bir hızla daha dar bir açı ile birbirlerine yandan çarpması, kazalarda hasar ve yaralanma-ölüm olaylarını en aza indirmekte. Trafik ve yol konusunda dünyanın en gelişmiş ağına sahip ABD’de de döner kavşak uygulamaları son yıllarda çok kullanır hale getiriliyor. Geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamada ABD’deki döner kavşak adedinin son birkaç yılda 3000’in üzerine çıktığı belirtildi.
Sigorta şirketleri de bu konuda pozitif bir tavır sergilemekte. Bu tür trafik uygulamaları bulunan şehirlerdeki araçlardan daha düşük prim alarak vatandaşın yerel yönetimlere etki yapmasını sağlıyor.
Tabii döner kavşak uygulamasında kavşağın çapı da çok önemli. Zira birçok şehrimizde şahit olduğumuz üzere ortaya konulan dört-beş metre çapında bir yuvarlakla yapılan döner kavşak uygulaması yanlış ve yetersiz. Hatta kazalara davetiye çıkarır cinsten. Bu tür kavşaklar trafik akışını düzenleyeceğine engeller duruma getiriyor. Bu plansızlığa bir de trafik lambası üreticisi firmaların kendi avantajlarına hazırladıkları planlar bünyesinde kavşak içine koyduğu lüzumlu lüzumsuz birçok lambayı da eklersek, akışın kesintiye uğraması sonucunda tıkalı bir trafik de ortaya çıkıveriyor. Bunun en güzel örneklerini Alaçatı-Ilıca ve Dalyan-Çeşme Merkez döner kavşaklarında yaşıyoruz. Bu noktaları trafiğin yoğun olduğu saatlerde geçmek bayağı yorucu oluyor.
Toplu taşımanın metro, hafif raylı sistem ve tramvayla desteklenmesi ulaşım açısından ve şehrimizdeki hava kirliği bakımından çok önemli. Fakat Türklerin son yıllarda hızla artan ‘otomobil ile sevdası’ daha uzun süre bizi özel araç yoğun şehirlerde yaşamaya zorlayacak gibi görünüyor. En azından artan yoğunluğa akılcı alternatif çözümler üreterek, araç kullananları rahatlatmak, trafik mühendisliğinden yararlanmak yaşamımızı kolaylaştıracak ve bizi talihsiz kazalardan oransal olarak koruyacaktır.

 

 

Yazarın Tüm Yazıları