Nerede kaldı bireysel özgürlük

KAFAM karışık...

Haberin Devamı

Gerçekten...
Çünkü, ilkokulu bitirip Saint Joseph’e gittiğim ilk günleri hatırlıyorum.
Ve beynimize kazınan o sözleri...
“Liberté, égalité, fraternité...”
Fransız İhtilali’nin simge sloganlarından biridir.
Anlamı şuydu...
“Özgürlük, eşitlik, kardeşlik...”
Hazırlıktaki hocamız, bu kavramları sadece Fransızlar için değil, bütün dünya için istediklerini söylüyordu.
Fransızca eğitiminin temeli de işte bu ilkelere dayanıyordu. Bizlere her koşulda ve her şartta, doğruyu, sadece doğruyu söylememiz gerektiğini, düşüncelerimizi söylemekten çekinmemizi öğütlediler.
Öyle de yaptık.
Öğrenci öğretmen ilişkilerimiz hep çok farklı oldu. Hiçbir zaman öğretmenimiz yanlış anlar mı, farklı yorumlar mı diye düşünmedik.
Aklımıza geleni sorduk, gerektiğinde eleştirdik, aykırı da olsa söylediklerimizden utanmadık, sıkılmadık, hep konuştuk.
Okul bitince, hayata atılınca da bu alışkanlıklarımız devam etti.
Olaylara bakışımız, yaklaşımlarımız böyle oldu.
Bireysel özgürlükten daha önemli hiçbir şey olmadı hayatımızda...
Şimdi bakıyorum, ortada tam bir çelişki var...
Fransa beni şaşırtıyor.
Düşünce özgürlüğünün, demokrasinin savunucu olan Fransa, bundan da gurur duyan Fransa anlamsız bir inadın içine girmiş durumda...
Kamuoyunda “soykırımı inkar yasası” olarak bilinen ve 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifini, Fransız parlamentosu gündemine alıyor.
Büyük bir ihtimalle de yarın bu yasa onaylanacak.
Bir yanda demokrasiyi ve özgürlükleri savunacaksınız, bir yanda insanların nasıl düşünmesi gerektiğini yasalarla şekillendireceksiniz.
İşin içine siyaset girince, çelişkiler de anlamsızlıklar da uyumsuzluklar da artıyor.

Haberin Devamı

Siyasetin ülkesi olmaz

2008’de Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi konuşma yaparken dinlemiştim. Sahnede gerçekten de müthişti. Salondakilerin duygularına hitap ediyor, onları havaya sokuyor, oturanları çok sık ayağa kaldırıp heyecanlandırıyordu. Aynı Sarkozy’yi geçenlerde bir Fransız televizyon kanalında yine konuşma yaparken canlı izledim. Kamuoyu anketleri de gösteriyor ki, üç yılda halkın görüşü de heyecanı da çok değişti. 2012’de Avrupa’da seçim var, Fransa’da da var. Siyasetçiler, gelecek nesillerin refahı, özgürlüğü, eşitliği için mücadele etmediği zaman ortaya işte bu çıkıyor. Zannediyorlar ki, bugünü kurtarınca gelecek de kurtulacak. Yanılıyorlar... Siyasetçinin Fransız, Türk olması fark etmiyor. Siyaset her yerde aynı siyaset...

Haberin Devamı

On dokuz, on iki...

Yan yana gelince, İzmirliler için bir şey ifade ediyor. Özellikle de Karşıyakalılar için... Türkiye’nin en eski kulüplerinden biri Karşıyaka ve her 19 Aralık, Karşıyakalılar için bir kutlama nedeni... Biraz esprili de bir isim taktılar... “Dünya Karşıyakalılar Günü” olarak ilan ettiler. Otuz beş buçuk; yani 35.5... Nasıl içinde ince bir zeka, espri, mesaj, meydan okuma taşıyorsa “Dünya Karşıyakalılar Günü” de böyle... Ben geleneği, alışkanlıkları olan ve bunları geleceğe taşıyan bütün camialara saygı duyuyorum, sempati besliyorum. Çünkü, insanların kendilerine göre dünya yaratması, bunu bir yaşam biçimine dönüştürmesi, çok ama çok anlamlı... Bütün Karşıyakalıların bu gününü kutluyorum.

Haberin Devamı

Futbol mu, su topu maçı mıydı?

Karşıyaka - Akhisarspor maçına gittiniz mi, ya da maçı televizyondan seyrettiniz mi?
Ben gidemedim, ama seyrettim.
Söyler misiniz?
Bu karşılaşma bir futbol mu, yoksa su topu maçı mıydı?
Bana su topuna daha yakın geldi.
Tamam, olağanüstü bir yağmur vardı.
Tamam, bir dakika bile kesilmedi.
Tamam, bütün hafta boyunca hava yağışlıydı.
Ama söyler misiniz, aynı saatlerde oynanan Manisapor – Gençlerbirliği karşılaşmasında da hava durumu çok farklı değildi.
En az İzmir’deki kadar Manisa’da yağmur vardı, ama saha göle çevrilmemişti.
Bu statlar İzmir’e yakışmıyor.
Bu durum içime sinmiyor.
Ve yıllardır aynı şeyleri yazmaktan utandığımı da itiraf ediyorum.

Yazarın Tüm Yazıları