Başbakan'dan önemli mesajlar

Güncelleme Tarihi:

Başbakandan önemli mesajlar
Oluşturulma Tarihi: Ekim 26, 2011 14:33

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında bir konuşma yaptı.

Haberin Devamı

Erdoğan, Van'da meydana gelen depremle ilgili olarak, “Birkaç gün  içerisinde hamd olsun durum kontrol altına alınmış vaziyette ve çok kısa bir  zaman içerisinde de inşallah bütün bu enkazlar kalkacağı gibi, yeniden bir Van  merkez planlaması ve yeniden Erciş'te de kentsel değişim, dönüşüm ile birlikte  yeni bir şehir, yeni bir ilçe inşa edilmiş olacak” dedi.

Konuşmasının başında Van'da meydana gelen deprem felaketi nedeniyle  hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet dileyen Başbakan Erdoğan, Türk  milletine başsağlığı diledi.

Depremde yaralanan vatandaşlara acil şifalar temenni eden Erdoğan, ayrıca  yurt dışından taziye ve geçmiş olsun mesajlarını ileten, yardım teklifinde  bulunan tüm ülke liderlerine, dost ve kardeş ülke halklarına da Türkiye  Cumhuriyeti ve Türk milleti adına şükranlarını sundu.
Azerbaycan'ın, ilk andan itibaren seferber olarak, gerek kurtarma  ekipleriyle, gerek malzeme dolu uçaklarını yollamak suretiyle Türk milletinin  acısını hafifleten bir çaba içinde olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, İzmir'de  dün yapılan açılış ve temel atma töreninde ve ardından gerçekleştirilen  Türkiye-Azerbaycan Yüksek Düzeyli İstişare Konseyi toplantısında, Azeri halkına  teşekkürlerini ilettiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
“23 Ekim Pazar günü öğlen saat 13.41'de, Van merkezli 7,2 şiddetinde bir  deprem afetine maruz kaldık. Deprem anından itibaren, ilgili bakanlarımız, Van  milletvekillerimiz, ilgili kurumlarımız derhal harekete geçtik. Ben, İstanbul'dan  beraberimde bakan arkadaşlarım olduğu halde Van'a hareket ettim. Aynı şekilde  başbakan yardımcım, bakan arkadaşlarımla birlikte Ankara'dan Van'a hareket etti.  Van Ferit Melen Havalimanı'na ulaştıktan sonra orada kısa bir brifing aldık ve  derhal helikopterlerle Erciş ilçemize hareket ettik. Orada önce kaymakamlıkta  ayrıntılı bilgi aldık, kriz merkezinin ihtiyaçlarını tespit ettik, ilgili  kurumlara hemen talimatlarımızı verdik. Daha sonra ilçe merkezinde ana cadde  üzerindeki yıkılmış binalara giderek felaketin boyutunu, ihtiyaçları bizzat  yerinde arkadaşlarımla beraber bir görelim istedik. Yani duyuma dayalı veya  televizyon haberlerine vesaireye dayalı değil, bizzat görmek suretiyle aynel  yakin olsun istedik. Ve arkadaşlarımla beraber bunu da birlikte yaptık.

Erciş'ten yeniden Van'a geçtik. Van'da, kriz merkezinde, bakan  arkadaşlarımızın, milletvekillerimizin, valimizin, kurum temsilcilerimizin  katılımıyla ayrıntılı bir toplantı yaptık. Çalışmaların ne aşamada olduğunu,  yapılanları ve yapılacakları ayrıntısıyla değerlendirdik. Ardından da Van  merkezde yıkılan birkaç bina enkazını ve oradaki çalışmaları yerinde inceledik ve  sabah 5 gibi Van'dan Ankara'ya döndük. Orada bizimle incelemelerde bulunan  bakanlarımızın bir kısmı Van'da kaldılar ve şu anda hem arama kurtarma  çalışmalarını, hem yardım dağıtımını, hem de sonrasında yapılacak işleri bizzat  yerinde koordine ediyorlar.
Tabii böyle anları maalesef kendileri için hala siyasi ranta  dönüştürmenin gayreti içinde olanlar var. Çirkin olan bu. Hele hele böyle bir  deprem felaketinin olduğu anda bütün imkanlarıyla beraber seferber olan bir  devlet var, bir hükümet var. Bütün imkanlarıyla, kurumlarıyla, kuruluşlarıyla ilk  andan beri orada. 1999 depremini yaşayanlar bilir. Deprem mahalline gelemeyen bir  iktidar, bir hükümet vardı. Ama şu anda kabinenin neredeyse dörtte biri orada  seferber olmuş vaziyette, devletin tüm kurum ve kuruluşları orada seferber olmuş  vaziyette. Neler yapılıyor, neleri yapacağız, bunlar orada planlanıyor. Birkaç  gün içerisinde hamd olsun durum kontrol altına alınmış vaziyette ve çok kısa bir  zaman içerisinde de inşallah bütün bu enkazlar kalkacağı gibi, yeniden bir Van  merkez planlaması ve yeniden Erciş'te de kentsel değişim, dönüşüm ile birlikte  yeni bir şehir, yeni bir ilçe inşa edilmiş olacak.
Deprem haberi alınır alınmaz, İstanbul'dan, akşam 5 ayrı uçak Van'a  hareket etti. Bu uçaklar, arama kurtarma ekibinden çadıra, battaniyeden katalitik  sobaya kadar, ilk planda ihtiyaç duyulacak malzemeyi İstanbul'dan Van'a  taşıdılar. Ankara'dan aynı gün 2 uçak, ertesi gün de 4 uçak insan ve malzeme  yüklü olarak bölgeyle intikal etti. Yine İzmir'den, Uşak'tan uçaklar bölgeye  ulaştılar. Toplamda, sadece Türk Hava Yollarına ait 16 uçak ilk 2 günde Van'a  insan ve malzeme taşıdı. Bölgeye, benim talimatımla, ilk etapta 3 milyon Türk  Lirası Acil Yardım Ödeneği gönderildi. Bugün bu rakam 10 milyon TL'ye çıkarıldı.  Başbakanlık adına açtığımız yardım hesaplarında da şu an itibarıyla 1 milyon 728  bin lira yardım toplandı.”

Haberin Devamı

Van'dan son bilgiler

Haberin Devamı

48 il ve 39 kurumdan, arama-kurtarma, sağlık ve ilk yardım  personeli, araç ve malzeme temin ettiklerini bildiren Erdoğan, bunların 22 Türk  Hava Yolları, 22 askeri ve 8 özel kargo uçağı olmak üzere toplam 52 uçak ve diğer  ulaşım malzemeleriyle bölgeye ulaştırıldığını kaydeden Başbakan Erdoğan,  Genelkurmay Başkanlığından Emniyet Genel Müdürlüğüne, Kızılaydan Türksat'a,  Türkiye genelinde belediyelerden sivil toplum örgütlerine kadar tüm Türkiye'nin  bu deprem için seferber ve tüm güçleriyle bölgede faaliyet gösterir durumda  olduğunu dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada, Van'da meydana gelen depremle ilgili  son bilgileri de paylaştı.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Şu an itibarıyla bin 352 yaralı kaydımız var. 3 bin 755 kamu personeli  ve 422 sivil toplum örgütü mensubu bölgede çalışıyor. 16 arama kurtarma köpeği,  kamuya ait 595 arama kurtarma aracı, sivil toplum örgütleri ve özel şirketleri  ait 54 iş makinesi ve araç, 860 sağlık ekibi, 7'si hava ambulansı olmak üzere  toplam 140 ambulans, 33 jeneratör bölgede faal durumda.

Bu sabah saat 09.00 itibarıyla depremde hayatını kaybeden  vatandaşlarımızın sayısı maalesef 461'e ulaştı. Yaralı sayısı bin 352.
Bölgeye şu ana kadar ulaştırdığımız malzeme de şöyle: Kızılay tarafından,  15 bin 379 çadır gönderildi. Aslında bu çadırlar bu olaya yetecek miktardaki  çadırlardır. Fazlasıyla yetecek miktardadır. Ama ne yazık ki olay kontrol dışına  çıkınca bu çadırlar yetmez bir durum arz ediyor ve ondan sonra da bakıyorsunuz  televizyonlar, 'hemen çadır yok, şu yok, bu yok' diyor. İlk anda gerçekten, ilk  24 saatte bu konuda bir başarısızlık oldu. Bunu kabul ediyoruz. Burada bir  eksiğimiz oldu. Ama bu tür olaylarda artık bu kadar eksik de bu kadar hata payı  da olacaktır. Bu dünyanın her yerinde otomatiğe bağlanmış olay değil. Herkes  görevini biliyor, ama tabii ki bölgedeki mevcut depolarda yeteri kadar katalitik  soba veya çadır olmayabilir. Farklı depolardan buralara yine bu çadırlar geldi,  geliyor.

60 prefabrik ev, 76 bin 500 battaniye, 36 seyyar mutfak, 3 bin 51 mutfak  seti, 5 bin 139 katalitik soba sağlanarak Van merkez, ilçe ve köylerine ulaştı ve  vatandaşa dağıtıldı, dağıtılıyor. Çadır, battaniye ve diğer malzeme ihtiyacının  karşılanması için 5 sivil, 3 askeri olmak üzere 8 uçakla şu anda sevkıyat  aralıksız olarak devam ediyor. Bu arada, depremle ve yaraların sarılmasıyla  ilgili olarak, bakanlıklarımızın da önemli çalışmaları oldu ve bu çalışmalar  devam ediyor. Milli eğitim noktasında, Van merkez ve Erciş başta olmak üzere,  depremden zarar gören ilçe ve köylerimizde 14 Kasım tarihine kadar eğitime ara  verdik. Bölgede sadece 1 okul tamamen yıkıldı. Okullarda genel olarak ilk  tespitlere göre hafif hasar olduğu tespit edildi. Milli Eğitim Bakanlığımız  tarafından 37 mühendis, okulların eğitime hazır hale getirilmesi için bölgeye  ulaştı. Bu arada, Van Merkez'de 7, Erciş'te 56 olmak üzere toplamda 63  öğretmenimiz maalesef hayatını kaybetti. 13 öğretmenimiz de yaralandı. Hayatını  kaybeden öğretmenlerimize de Allah'tan rahmet diliyor, yakınlarına, eğitim  camiasına, milletimize bir kez daha başsağlığı dileklerimi sunuyorum.”

Haberin Devamı

"Van havaalanı hiç kapanmadı"

Ulaştırma Bakanlığının, kendi iş makinelerini seferber ettiği kadar,  insan ve malzeme naklini kolaylaştıracak önlemler aldığını belirten Erdoğan,  yardım sevkıyatını sağlamak amacıyla Van havaalanının takviye edildiğini söyledi.  Başbakan Erdoğan, “Eğer biz televizyonların verdiği haberlere bakarsak, ilk  verilen haber şöyleydi; 'Van havaalanı kullanılamaz durumda. Ağrı'dan,  Erzurum'dan ulaşılıyor' diye. Halbuki böyle bir şey yok. sürekli olarak Van  havaalanı kullanılabildi. Bu kadar açık ve net, ne yazık ki doğru olmayan  haberler var” dedi.
PTT Genel Müdürlüğünün, yardım malzemelerini bölgeye kargo ücreti  alınmaksızın gönderme kararı aldığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, iletişimin  sağlıklı çalışabilmesi için TÜRKSAT tarafından bölgeye anten sistemi  yerleştirildiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Afetler düşünülerek, bu haziran ayında Ulaştırma Bakanlığımız  tarafından Türkiye'de 25 ayrı bölgeye seyyar baz istasyonları gönderilmişti.  Bunlardan biri de Van'da bulunuyordu. Depremin şiddeti nedeniyle, Van'daki bu  seyyar baz istasyonuna ek olarak 28 adet daha seyyar baz istasyonu özellikle  çadır kentlere kuruldu. Bu arada GSM şirketlerimizi de buradan özellikle tebrik  ediyorum. İletişimde, bu boyutta bir afete rağmen sıkıntı çok çok kısmi kaldı.  Rahatlıkla enkaz altında kalanlarla bile bu iletişim sağlanabildi, görüşmeler  yapılabildi. 3 şirketimiz tarafından da Van'da yaşayan aboneler için ücretsiz  konuşma imkanı sağlandı.
İçişleri Bakanlığımız, Ağrı Valisi ve 5 mülki idare amirini çalışmalarda  koordinasyonu sağlamaları için Van'a görevlendirdi. Maliye Bakanlığımız, Van  ilinin tamamında, Bitlis'in Adilcevaz ve Ağrı'nın Patnos ilçelerinde 23 Ekim'den  itibaren mücbir sebep hali ilan etti. Buna göre; tüm beyanname ve vergilerin  bildirim ve ödeme süreleri ileri bir tarihe ertelendi. Her türlü vergi, ceza ve  gecikme faizi ödeme süresi yine aynı şekilde ileri bir tarihe atıldı.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız, depremden zarar gören  KOBİ'lerimizle, esnaf ve sanatkarlarımıza 100 bin lira üst limitli acil destek  kredisi sağlamaya başladı. Bu kredilerin ilk 6 ayı ödemesiz olmak üzere 2 yıl  geri ödemeli olacak ve faizin tamamı KOSGEB tarafından karşılanacak. Van Organize  Sanayi bölgemizde hasar olmadığı, Erciş Küçük Sanayi Sitesi'ndeki küçük çaplı  hasarların da acilen tamir edileceği yine bakanlığımız tarafından açıklandı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız, deprem nedeniyle oluşan hayvan  kayıplarının telafi edilmesi, zirai kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesi  ve çiftçilere faizsiz kredi sağlanması için çalışmalarını başlattı. Ziraat  Bankası, tarımsal kredi borçlarını, Halk Bankası da esnaf kredi borçlarını 1 yıl  süreyle erteleyecek. Faiz uygulaması olmayacak. Aile ve Sosyal Politikalar  Bakanlığımız deprem bölgesinde çalışmalarını tamamladı. Çok şükür hiçbir sosyal  bakım merkezinde kaybımız yok. Sevgi evlerinde, çocuk evlerinde, bakım  merkezlerinde, kadın konuk evlerinde kalan vatandaşlarımız güvenli yerlere  taşındılar ve kendilerine psikolojik destek sağlanıyor.

Çalışma Bakanlığımız deprem bölgesinde Kısa Çalışma Ödeneği uygulamasını  devreye aldı. Depremden etkilenen ve en az 4 hafta faaliyette bulunamayacak  işverenler, 3 ay süre ile her bir işçi için aylık 497 ile bin 247 lira arasında  ödeme yapabilecekler. Deprem tarihinden itibaren 3 aylık süre için tahakkuk  edecek prim borçları da 1 yıl süreyle ertelendi.”

Haberin Devamı

Depremzedelere konut

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın bölgede incelemelerini  sürdürdüğünü anlatan Başbakan Erdoğan, ayrıca bu bakanlığa bağlı 210 teknik  personelin de yine deprem bölgesinde olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Burada inşallah şu anda bir sendikamızın bitmek üzere olan  1250 adet civarında konutları var. Bu sendikamızla arkadaşlarımız görüşmelerini  yapıyorlar. Onlarla anlaşabilirsek onların bu konutlarını biz devralıp, onlara  yeniden bu konutları inşallah uygun gördükleri, uygun göreceğimiz bir yerde  başlamak ve 1250 konutla bir defa ilk etapta süratle oraya yerleşim sağlayalım  istiyoruz” dedi.

TOKİ'nin yaptığı 50 adet bitmiş konutun en acil ihtiyacı olan  depremzedelere vermek istediklerini belirten Başbakan Erdoğan, Erciş'de inşaatına  yeni başlanmış TOKİ konutlarını da 6 ayda tamamlamak istediklerini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Gençlik ve Spor Bakanlığımızın Van ve Erciş'teki tüm spor tesislerini  ve sahalarını çadır kent ve hastaneye dönüştürmek suretiyle burada önalınmış  vaziyette. Bölgedeki öğrenci yurtlarımızda kalan öğrenciler, Van merkez, Siirt ve  Diyarbakır'a nakledildi ve ihtiyaçları karşılanıyor. Ayrıca bu bölgedeki  öğrencilerimizin yurt ücretleri ertelendi. Türkiye genelinde, ailesi Van'da  yaşayan öğrencilerden de 3 ay süreyle yurt ücreti alınmayacak. Erciş'te yıkılan  öğrenci yurdunun yerine TOKİ vasıtasıyla 600 öğrenci kapasiteli yeni bir yurdu  Erciş'te yapacağız.

Enerji Bakanlığımızın çabalarıyla, şu anda Van merkezinin yüzde 100'üne  yakın kısmına elektrik veriliyor. Verilemeyen bölgelerde de arama kurtarma  çalışmaları devam ettiği için tedbiren kesinti yapılıyor. Erciş'in yüzde 90'ına  elektrik veriliyor. Burada verilemeyen kısımlarda arama kurtarma çalışmaları  devam ettiği için kesinti yapılıyor. Yani elektrik enerjisi noktasında da aslında  sıkıntımız yok. Bölgeye kömür sevkıyatını hızlandırdık. Günlük 2 bin ton kömürü  ihtiyaç duyulan yerlere gönderiyoruz. Maden kazalarında tecrübeli Türkiye  Taşkömürü Kurumunun 91 kişilik ekibi de bölgede arama kurtarma çalışmalarını  sürdürüyor. Bölgede şu an için doğalgaz kaçağı yok. Muhtemel sızıntı riskleri  dikkatle takip ediliyor. Van'a doğalgaz kesintisiz veriliyor. Gaz şebekesinde  hasar olan yerler kapatıldı, hasarlı yerler dışına gaz arzı sağlanıyor. Ayrıca,  hastaneler gibi acil gaz ihtiyacı olan tesislere de çok hızlı şekilde şebeke  döşeniyor ve doğalgaz temini yapılıyor.

Ben, bu vesileyle, buradan, tüm bakanlıklarımıza ve bakan  arkadaşlarımıza, milletvekillerimize, tüm kurum ve kuruluşlarımıza, Kızalay gibi,  AFAD gibi, AKUT gibi, ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm ilgili birimlerine  huzurlarınızda şahsım ve milletim adına canı gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca  özel şirketlere, hayırseverlere, sivil toplum örgütlerine teşekkür ediyorum ve  tüm gönüllülere şükranlarımı sunuyorum. Emniyet ve sağlık personelimizi özellikle  tebrik ediyorum. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığımıza,  özellikle bu dönemdeki attığı adımlarla, burada da tabii ki bazı eksikliklerimiz  yine tespit edildi. Bu tespitler de giderilmek suretiyle bu örgütümüzün ülke  genelinde çok daha etkin olabilmesi için bu bölgelerimizin sayısını arttırmak  suretiyle onları güçlendirmek, bizim inşallah önümüzdeki süreçte bir adımımız  olacak.

Özellikle arama kurtarma çalışmalarında milletçe hepimizi sevindirecek  neticeler alan, Sağlık Bakanlığı kurtarma ekiplerine, kurumlarımızın arama  kurtarma ekiplerine, özel ekiplere, Azerbaycan ekibine teşekkür ediyorum.”

Haberin Devamı

"Aslolan kalıcı konutların yapılması"

Van'a depremin olduğu gece yaptığı ziyarette durumu ve çalışmaları tespit  ettikten sonra, yeniden yapılanma için hemen planlama yaptıklarını dile getiren  Erdoğan, kış çadırlarının yanında Mevlana evlerine varıncaya kadar ilgililerin  çalışma yaptığını söyledi. Erdoğan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar  ile dün geç saatte görüştüğünü, sipariş verilerek temin edilecek konteynerlerden  yararlanmayı düşündüklerini ifade etti.
Kışı daha kolay şartlarda geçirebilecek imkanları oluşturmak için  çalıştıklarının altını çizen Erdoğan, “Bizim için aslolan kalıcı konutların  yapılması” dedi.
Van'ın merkez köylerinde kerpiç binaların tamamına yakınının yıkıldığına  dikkati çeken Erdoğan, Elazığ, Erzurum, Bursa'daki tecrübelerden hareketle  buralarda tek katlı kalıcı konutlar yapmayı ve köykentler kurmayı istediklerini  söyledi.

“Bu afetler her zaman olabilir. Depremler, sel felaketleri, kazalar her  zaman yaşanabilir. Fay hatları üzerinde yaşıyoruz ve bu sarsıntıları, bu  depremleri her zaman görebiliriz, hissedebiliriz, yaşayabiliriz” diyen Erdoğan,  bu afetler karşısında her an tedbirli ve hazırlıklı olmanın ve anında müdahale  edebilmenin önemini vurguladı.

Çok acı hadiseler yaşandığını, çok acı kayıplar verildiğini, büyük  yıkımlara şahit olunduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Ama yine de 'Bana bir şey olmaz' mantığıyla tedbirin elden  bırakıldığına, çürük binaların inşa edildiğine, çürük binalarda yaşamın devam  ettiğine şahit oluyoruz. 'Bir musibet bin nasihatten evladır' denilir, ama çok  acıdır ki yaşanan onca depreme rağmen hala nasihat alınmadığını işte en son  Van'da gördük. Enkaza baktığınızda, malzemenin ne kadar kalitesiz olduğunu, o  betonun adeta kuma dönüştüğünü, zemin kattaki beton kolonların zayıflığını ya da  kesilmesinden dolayı bütün bir binanın ve içindekilerin acı fatura ödediğini  görüyorsunuz. Belediyeler de müteahhitler de denetim elemanları da bu ihmallerin  cinayetle eş anlamlı olduğunu artık görmek durumundadır.

Yaşanan felaketleri, acıları, ölümleri, yıkımları, tüyler ürpertici bir  ırkçılık, ayrımcılık vesilesi olarak kullanmayı şiddetle reddettiğimi ve  kınadığımı burada altını çizerek, ifade etmek istiyorum. Sosyal paylaşım  sitelerinde, bazı televizyon ekranlarında, bazı gazete köşelerinde, hatta fısıltı  yoluyla sağda solda dile getirilen, ayrımcılığa ilişkin her ifade, her tavır, her  ima, çok açık söylüyorum insanlık dışıdır, vicdansızlıktır. Ben bunları lanetli  olarak görüyorum.
Kardeşlik kara günde belli olur. Bir taraftan barışa ihtiyacımızın olduğu  böyle bir günde bunu fırsata dönüştürelim diyeceksin, öbür taraftan kalkıp  meydanda naralar atacaksın. Bu nasıl bir barış anlayışıdır, bu nasıl bir  kardeşlik arayışıdır. Burada bile fırsatçılığı kendisine hedef ittihaz edinen bir  anlayış var. Böyle bir günde, böyle bir sıkıntılı anda askerimizi mayın tuzağında  vurmak isteyen anlayış ve o anlayışın uzantılarının bu ülkede kardeşlik duygusu  olabilir mi? Her şey bu kadar açık, net ortada. Bunun neresinde kardeşlik var,  bunun neresinde barış var, bunun neresinde bu acı günün acısını birlikte  paylaşmak var? Ben, bir Başbakan olarak 74 milyonu Van için seferberliğe davet  ediyorum, devlet olarak her imkanı seferber ediyoruz, Van'ı, Vanlı kardeşlerimizi  aç, açık bırakmayacağız diyoruz, Bingöl'e nasıl anında müdahale ettiysek,  Erzurum'a, Bursa'ya, Elazığ'a, Bala'ya, Simav'a, afet yaşayan her zerreye nasıl  anında ulaştıysak Van'a da ulaştık ve orada da yaraları biz saracağız.

Zor şartlarda sıkıntımız olacak. Bunu Elazığ'da da kardeşlerim yaşadılar.  Ama buyursunlar Elazığ'ı, Erzurum'u bir araştırsınlar. Bu iktidar oralarda nasıl  anında müdahale etti, nasıl yeni şehirler oluşturmak suretiyle kardeşlerinin,  vatandaşlarının yanında yer aldı, bunu açık ve net olarak görmek mümkün. Bir  ayrımcılık yapılmadı. Türk müdür, Kürt müdür, Zaza mıdır denmedi. Benim  insanımdır, benim vatandaşımdır dendi ve bu kişilere böyle ulaştık. Çünkü biz  yaradılanı, yaradandan ötürü sevdik. Biz bu millete hizmetkar olduk. Başka bir  derdimiz yok. Ama bunu başka yerlere çeken zihniyetlere sesleniyorum; artık bu  işten vazgeçin, artık bıktırdınız, yeter. Bundan vazgeçin. Buna çanak tutan  medyaya da sesleniyorum, lütfen sizler de bunlara çanak tutmaktan artık  vazgeçin.
Bir köyde söyleşi yapıyor; 'devlet bu köye gelmedi' diyor. Arkasında  Kızılay'ın çadırı var. Böyle bir anlayış olur mu, böyle bir yaklaşım olur mu?  Daha ilk gece 6-7 saat sonra orada olduğumuz anda, Valim'e sorduğumda, dedi ki  'Sıkıntımız var, ama her köye en az 3 ila 10 arasında çadır ulaştırdık'. Ben size  doğruyu anlatıyorum, ama bu naraları atanların o köylerle alakası yok, oralara  gitmiş değiller. Televizyon muhabiri diyor ki 'henüz yetkililerden kimse buraya  gelmemiş' diyor. Birisiyle konuşuyor, olayı böyle naklediyor. Gidilmemiş olsa,  bana köy köy bunun raporu verilebilir mi? Köy köy kaç yıkık ev var, ilk gece  raporunu aldım. Neyle oldu bunlar? Valiliğin her köye gönderdiği elemanları  vasıtasıyla aldım. Senin bilgilerin doğru, bizim bilgilerimiz yanlış... Peki,  böyle devam et. Bu, böyle bir sürece katkı sağlar mı? Sağlamaz. Ne yaparlarsa  yapsınlar... 74 milyonu bizim nasıl kardeş olduğumuzu, nasıl seferber olduğumuzu,  oradaki sarsıntıyı nasıl yüreğimizde hissettiğimizi göstermeye çağırıyorum.”

“Van depremi turnusol kağıdıdır”

Erdoğan, günün; ülkenin nasıl bir ve bütün olduğunu gösterme, ülkenin  hamurunda nasıl bir kardeşlik mayası bulunduğunu ispat etme günü olduğunu ifade  ederek, yardım göndermek isteyenlerin ulaşacağı yerin Van ve Erciş'teki kriz  masaları olduğunu söyledi.

Spekülatörlere ve spekülasyonlara fırsat verilmemesi isteyen Erdoğan,  “Her önüne gelen TIR'ları kaldırırsa, her önüne gelen buradan yola çıkarsa,  tespit edilen ihtiyaçların dışındaki yığılmayı meydana getirir ki dağıtımda ciddi  sıkıntılar meydana getirir” dedi.

Erdoğan, bir taraftan enkaz kaldırma çalışmalarını devam ettireceklerini,  bir yandan da yatırımlara süratle başlayacaklarını belirtti. Bakanların bölgeye  döneceklerini ve yürütülen işlere müzaheret edeceklerini anlatan Erdoğan,  kendisinin de bölgeye giderek, son gelişmeleri yerinde takip edeceğini açıkladı.
Acı üzerinden siyaset yapılmayacağını en güçlü savunan partinin AK Parti  olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:
“Felaketleri, afetleri, ölümleri, göz yaşlarını bir siyasi malzemeye  dönüştürmeyen, bir fırsat olarak kullanmayan, istismar etmeyen tek parti AK  Parti'dir. Acı üzerinden siyaset yapmayı şiddetle reddediyoruz ve reddetmeye  devam edeceğiz. Ancak, depremin ardından, daha ilk saniyelerde, devleti, hükümeti  suçlayan, enkaz kaldırmak yerine fitne çığırtkanlığı yapanları da ben milletimin,  özellikle de Doğu, Güneydoğulu kardeşlerimin takdirine havale ediyorum.
Bu ülkenin Başbakanı, deprem haberini duyar duymaz kalkıyor, bölgeye  gidiyor ve Erciş'e ulaşıyor. Orada halkımızla aramızda en ufak bir şey yok. Gayet  iyi kaynaşıyoruz, hepsi bize dua ediyorlar. Şikayetleri olanları dinliyoruz,  'Biraz sabırlı olun, geliyor herşey. Araçlar, vinçler gelecek' diyoruz. Dua  ediyorlar, 'Allah razı olsun' diyorlar. Ama bakıyorsun, o fitne ocakları tam  aksine bu işi körüklemeye çalışıyor. O acının, o enkazın, o yıkıntının içinde  birileri siyasi rant kavgası yapmak gibi bir vicdansızlık sergiliyor. Enkaz  altında canlılar var. Enkaz altında cesetler var. Ama birileri, adeta devlet  oraya ulaşmasın, yaralıların yarasını sarmasın, vatandaşına el uzatmasın diye  tahrik içine giriyor. 'Sayın Başbakan, 8 saat oldu, 9 saat oldu, 10 saat oldu.  Buraya gelen kimse yok'. Başbakan taa Türkiye'nin bir ucundan buraya geliyor,  milletvekilleri, Vali burada. Kalkıyor 'Burada kimse yok' diyor. Ne tip olduğu  belli, nerenin mensubu olduğu belli, ne adına bunu yaptığı da belli. Eşi,  yavruları, aileden dört kişi binanın altında kalmış olan o kardeşimiz  Başbakanı'na sarılıyor. Ama o oradan bu şekilde haykırıyor. Hale bakın... Asıl  mağdur olanın, mazlum olanın Başbakanı'na bakışı farklı, devletine bakışı farklı,  onun oradan attığı çığlık, fitne farklı.

Açık söylüyorum, Van depremi, bir turnusol kağıdıdır. Bölgeye yatırım  gelmemesi, huzur, kardeşlik gelmemesi için yıllardır mücadele edenler, deprem  esnasında da devlet yardımı ulaşmasın diye elinden gelen provokasyonu yapıyor.  Güya çıkacak, 'Bakın, devlet gelmedi, hükümet gelmedi' diyerek bölge insanını  tahrik edecek. Ölümler umurunda değil, enkaz altında kalanlar umurunda değil,  yıkılan evler, sönen ocaklar umurunda değil. O, harap olmuş ocaklar üzerinden  rant devşirmeye çalışıyorlar.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Van'a ulaşıyor, Konya, Kayseri, Ankara,  Erzurum Van'a ulaşıyor, ama o bölgedeki malum belediyeler hemen yanı başlarına  ulaşmaktan aciz kalıyorlar. Polis taşlamak, asker taşlamak, molotof atmak, sağı  soğu yakıp yıkmak için anında organize olanlar, bakıyorsunuz, afet anında  ortalıkta yoklar. Benim milletim şunu da görsün; askeri, polisi, jandarması,  bütün güvenlik birimleri orada mağdur vatandaşımın yardımına koşarken, terör  örgütü saldırılarına devam ederek, hem de Van'ın ilçelerinde mayın tuzakları  kurarak, ne kadar kanlı bir şebeke olduğunu bir kez daha gösteriyor. İşte bu  alçaklığa verilecek en net cevap, dayanışmadır, kucaklaşmadır. Terör örgütü ve  onun uzantılarının, ayrıştırmak için her türlü tahriki denediği bu millet, Van  depremi vesilesiyle nasıl bir ve bütün olduğunu, nasıl kardeş olduğunu tüm  dünyaya gösterecektir.”

Terörle mücadele

Bir yandan terörle mücadeleyi sürdürürken, bir yandan da uluslararası  temasları yoğunlaştırdıklarını anlatan Erdoğan, hafta içinde eski Irak Bölgesel  Yönetimi Başbakanı ve KDP Başkan Yardımcısı Neçirvan Barzani ile bir görüşme  yaptığını, Mesut Barzani ile de bir telefon görüşmesinin olduğunu, bu görüşmenin  ardından bir araya gelme kararı aldıklarını belirtti.

Başbakan Erdoğan, yine hafta içinde, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber  Salihi'yi kabul ederek son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini ilettiklerini,  Salihi ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun detaylı görüşmeler  gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Erdoğan, medya sahipleri, genel yayın yönetmenleri ve temsilcileriyle bir  araya gelerek yaklaşık 3 saatlik bir toplantıda onları bilgilendirdiklerini, hem  de medya-terör ilişkisine dair bazı hissiyatlarını paylaştıklarını ifade etti.

TBMM'de bugün yapılacak kapalı oturumda bir genel görüşmeyle terör  meselesinin ele alınacağını anımsatan Erdoğan, “Tabii ben hafta içinde de ifade  ettim: Terörle mücadele, milli bir meseledir ve tüm Türkiye'nin eksiksiz  katılımıyla, desteğiyle yürüyecek bir mücadeledir. Bu meselenin siyaset üstü,  yani, siyasi çıkarların bir kenara bırakılarak, dayanışma, uyum ve koordinasyon  içinde yürütülmesi gerektiğini de defalarca vurguladık, vurguluyoruz” diye  konuştu.
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir hususa özellikle dikkatlerinizi çekiyorum: Terör örgütü, Milli  Birlik ve Kardeşlik Projesinin ardından, çok bariz bir şekilde hedefine AK  Parti'yi ve AK Parti Hükümeti'ni koymuştur. Gerek terör örgütünün, gerekse onun  uzantılarının tavırlarında, açıklamalarında, hedefin AK Parti Hükümeti olduğu çok  net olarak görülüyor. Ne yazık ki başta anamuhalefet partisi CHP olmak üzere,  Mecliste grubu bulunan partiler de terör örgütünün bu tuzağına düşüyor, bilerek  ya da bilmeyerek örgütün bu saldırılarına adeta destek veriyorlar. Çok ilginçtir.  CHP Genel Başkanı, saldırının üzerinden saatler geçmeden, kameraların karşısına  çıkıyor ve 'şehitlerin sorumlusu hükümettir, hükümet istifa etmeli' diyor. Böyle  bir anamuhalefet partisi olabilir mi? Anamuhalefet partisinin genel başkanı,  böyle sorumsuzca bir açıklama yapabilir mi? Sen hükümeti istifaya çağırarak ne  yaptığının farkında mısın? Bu çağrıyla, terör örgütüne paye verdiğinin, destek  verdiğinin, yüreklendirdiğinin farkında mısın?

Aradan bir gün geçiyor, yine bir Kılıçdaroğlu klasiği yaşanıyor. 'Ben  öyle bir şey söylemedim, hükümet istifa etsin demedim' diyor. Hatasını telafi  etmek için bir gazeteye mülakat veriyor; bu sefer orada ayrı bir skandalın altına  imza atıyor. Bizim, Irak Bölgesel Yönetimiyle yaptığımız görüşmeleri kastederek,  Sayın Kılıçdaroğlu, 'Kimse öyle bir hayale kapılmasın. Barzani'yi orada  yaşatmazlar' diyor. Yani müşterek bir çalışma peşmergeler burada seferber edilsin  açıklamalarımızı böyle değerlendiriyor. Sayın Kılıçdaroğlu sen bu sözünle kimi  tehdit ediyorsun? Kimin adına kimi tehdit ediyorsun? Kime yol gösteriyorsun, kime  akıl veriyorsun? Allah aşkına böyle düşüncesizlik, böyle patavatsızlık olur mu?  Türkiye Cumhuriyeti'nin anamuhalefet partisi genel başkanı, böyle sorumsuz bir  açıklama yapabilir mi? Önce hükümeti istifaya çağırarak terör örgütüne paye  vermek isteyen, ardından da terör örgütü adına Barzani'ye aba altından sopa  gösteren bir anlayış, terörle mücadeleye ne kadar destek verebilir?

Ne diyorlar 'biz çözüm önerisi getiriyoruz, hükümet dinlemiyor' diyorlar.  Ya bu anlayış, bu mantık, bu tavır terörle mücadeleye aklıbaşında çözüm önerisi  getirir mi, getirebilir mi? Soruyorum, lütfen hangi çözüm önerisini getirdin bunu  bir açıkla. Tek başımıza da kalsak, biz bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Hem terörle  mücadele edecek, hem de Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni kararlılıkla  yürüteceğiz. Demokrasiden asla taviz vermeyeceğiz. İnsan haklarından asla taviz  vermeyeceğiz. Demokrasi-güvenlik dengesini asla sarsmayacağız ve Allah'ın  izniyle, milletimizin desteğiyle bu sorunu Türkiye gündeminden çıkaracağız.”

Riyad ziyareti

Başbakan Erdoğan, İzmir'de gerçekten tarihi nitelikte bir temel atma  törenini Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile birlikte  gerçekleştirdiklerini, SOCAR ve TURCAS grubunun İzmir PETKİM yarımadasında inşa  edeceği, 5 milyar dolarlık Türk-Azeri ortak rafineri yatırımının dün başlangıç  yaptığını, 2015 yılında da tamamlanmasının hedeflendiğini ifade etti.
Bu törende yine aynı grubun bir fabrikasının açılışını yaptıklarını ve  Haydar Aliyev Endüstri Meslek Lisesi'nin de temelini attıklarını anlatan Erdoğan,  “2015 yılında tamamlanacak olan STAR rafinerisi, Türkiye ve Avrupa'da bir  noktaya yapılan en büyük yatırımlardan biri olma özelliğine sahip. Rafinerinin  inşaat safhasında 10 bin kişi istihdam edilecek. İnşaat bittikten sonra bin kişi  daimi olarak çalışmaya devam edecek. Türkiye'nin bir enerji üssü olmasına da  önemli katkı sağlayacak bu yatırımın hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.
Bu toplantının ardından Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a hareket  edeceğini belirten Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın Suudi Arabistan  Veliaht Prensi Sultan bin Abdülaziz'in dün gerçekleştirilen cenaze törenine  katıldığını, kendisinin de bugün Kraliyet ailesine taziyeleri bildireceğini,  ayrıca resmi temaslarda bulunarak akşam yurda döneceğini bildirdi.

“Oturacağın yer artık burası”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bir kez daha Van depreminde hayatını  kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dileğinde bulunduğunu  dile getirerek, tüm yakınlarına, Vanlılara, tüm millete sabır ve başsağlığı  temenni ettiğini söyledi.

“Tekrar ediyorum, milletçe tahriklere kapılmayın. Şunu iyi bilmenizi  istiyorum, Türkiye Cumhuriyeti'nin hükümeti, AK Parti iktidarı asla Türkiye'nin  81 vilayetini bu tür felaketlerde yalnız bırakacak bir iktidar değildir” diyen  Erdoğan, sıkıntıların fazla zaman almadan giderileceğini, ardından da kalıcı  konutlarla Van'da bir düzenlemeyi süratle gerçekleştireceklerini kaydetti.

"Bu tabloları defaatle yaşamaktansa iktidarı  kaybetmek çok daha hayırlıdır"

Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şunun çağrısını yapıyorum; Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ile bir  çalışma içine gireceğiz. Artık şehirlerimizde kaçak yapı, gecekondu, bunlara  yönelik gerekirse yetkiyi tamamen Bakanlığımıza alacağız ve bu tür binalarını  değiştirmeyen, bunları yıkmayanlara sormadan kamulaştırmasını yapacak ve bu  binaları biz yıkacağız. Bedeli ne olursa olsun, oy verirmiş vermezmiş biz bunları  dinlemeyeceğiz artık... Çünkü bu tabloları defaatle yaşamaktansa iktidarı  kaybetmek çok daha hayırlıdır. Onun için biz bu adımı atmak zorundayız ve depreme  dayanıklılık noktasında çok daha hesaplarımızı ciddi yapıp yoğun bir şekilde bu  şehirleşme adımlarını atacağız ve vatandaşlarımıza 'gel kardeşim, senin binanın  enkaz bedeli budur ve gel buraya gir, 20 yıl vadeyle de gel burada otur. Ne  istiyorsun, iki daire mi, al sana iki daire ama oturacağın yer artık burası.  Senin oturduğun yerde biz yarın bir musibetle karşı karşıya kalamayız'. Yok  şöyleydi, yok böyleydi, kusura bakma... Bunlara artık 'evet' diyemeyiz. Çünkü  artık bunlardan bir değil, iki değil, üç değil, beş değil, bıktık. Bakın hem  bunlar söyleniyor, ondan sonra işte belediye, işte vali, işte hükümet, şu, bu,  falan...

Çıkmış dün bazıları, kendini bilmezler, 'vali istifa'... Yahu, Vali mi  veriyor bunların ruhsatını? Kimbilir hangi belediye verdi, kimbilir hangi  müteahhitler yaptı? Hangi odalar, hangi şu anda biliyorsunuz mühendislik büroları  var, bunlardan yapım iznini aldı. Dert başka, onun için bunlara fırsat  vermeyeceğiz. Onun için de başta büyük şehirlerimiz olmak üzere İstanbul, Ankara,  İzmir, bütün bu gecekondular, kaçak binalar şimdiden haberini veriyoruz. Lütfen  bizim bu çağrılarımıza kulak versinler. Efendim işte 'müteahhitlerle anlaşacağız,  bilmem ne falan' yok. Çünkü ramazanda Ankara'da şöyle bazı gecekondu bölgelerini  dolaştım. 'Efendim işte biz TOKİ'ye veremeyiz, müteahhit arıyoruz' şimdi biz  artık müteahhit şu bu falan bekleyemeyiz. Hemen müdahalemizi yapacağız. Hem  şehirlerimizi güzelleştireceğiz, hem de buraları sağlam güvenilir konutlarla  donatacağız. Bu işin başka çaresi yok. Onun için de bunun süratle yasal  düzenlemesini de yapacağız.”

Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının ardından Denizli, Erzurum, Manisa ve  Tekirdağ'dan çeşitli partilerden AK Parti'ye katılan ilçe ve belde belediye  başkanlarına AK Parti rozetlerini taktı. AK Parti'ye katılan ilçe ve belde  belediye başkanları şunlar:
Hulusi Şevkan Denizli Acıpayam ilçesi, Şibli Saydın Erzurum'un Çat  ilçesi, Enver Taçyıldız Hınıs ilçesi, Y. Ahmet İşleyen Narman ilçesi, Zihni  Tekman Erzurum Pasinler İlçesi Alvar Beldesi, İsmet Apak Manisa merkez  Aşağıçobanisa Beldesi, Vedat Çıvgın Manisa Saruhanlı ilçesi Halitpaşa Beldesi,  Hanifi Belendir Tekirdağ Çerkezköy Veliköy Beldesi.

Partiye katılan Denizli Acıpayam İlçe Belediye Başkanı Hulusi Şevkan,  Başbakan Erdoğan'a kabak kemane hediye etti.

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!