Okuyucularımızdan

ALDIĞIM geri-bildirimleri (e-posta,telefon, faks, mektup hattâ sms..) karşılıksız bırakmamaya çalışıyorum.

Haberin Devamı

Yanıtlarımın hepsini bu köşeye taşıma imkanımız yok ama zaman zaman değerli okuyucuların görüşlerini özet halinde de olsa- paylaşmak isterim. Hepsine teşekkür ediyorum.

***   

Sayın Demirkol, Seferihisar’ın sakin şehir olmasıyla ilgili yazınıza bir katkıda bulunmak istedim. Bilmiyorum yakın zamanlarda Seferihisar’a hiç gittiniz mi? Özellikle yaz mevsiminin başlamasıyla
beraber cumartesi pazar günleri sünnet konvoyları caddelerde boy göstermeye başladı. Korna çalarak sokakları dolaşan bu konvoylara kimse müdahale etmiyor. Sanıyorum sakin şehir kavramının
anlamına ve felsefesine aykırı bu etkinlikler engellenmediği sürece, sakin şehir kavramı yalnızca içi boş bir ünvan olarak kalacak. Saygılarımla.(Hamdi GEDİK)

*** 

Sayın Nihat Demirkol; İlginize çok teşekkür ediyorum. Hamdi Bey’in eleştirisine katılmamak mümkün değil.Ancak bir yandan da bu eski geleneğin sürdürülmesini desteklemek gerekiyor. Dolayısıyla bir yandan gürültüye karşı olmak bir yandan da geleneğin sürdürülmesine izin vermek gibi bir durum sözkonusu. Her halükarda ortak menfaatleri kollayacak bir yol bulmak biraz zaman gerektirecek. Sakin şehir kavramının içini doldurmak için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz. Yapılan eleştiri ve gösterdiğiniz duyarlılığınız için teşekkür ediyorum. Selam ve saygılarımla. (Tunç SOYER – Seferihisar Belediye Başkanı)

***

Haberin Devamı

“Sn. Demirkol, bugünkü yazınızla ilgili, Türkiye ekonomisine yön veren büyük sanayi kuruluşlarını bünyesinde bulunduran ve İstanbulda yaşayan aileler birer birer sanat koleksiyonlarını açtıkları özel müzelerde sergiliyorlar, bu da kentin kültür sanat hayatına katkı sağlamaktadır. Pera Müzesi’ni gezerken kapıldığınız duygulara ben de aynen katılıyorum. İzmir’de, İstanbul’daki kadar servete sahip olmayan aileler bulunsa da, İzmir’deki bu köklü ailelerin, sanat koleksiyonu var mıdır pek bilmiyorum? Sadece İzmir’de Arkas Ailesi’nin bir büyük tablo koleksiyonu olduğunu biliyorum. Arkas’ın restorasyonunu üstlendiği Kordon’daki Tarihi Fransız Konsolosluğu’nun denize bakan bölümünün kültür sanat mekânı ve sergi alanı olarak kullanılacağını basından öğrendik. Arkas Ailesi sanat koleksiyonunun bir bölümünü burada sergileyecek, umarım burası küçük bir “Pera Müzesi” haline gelir. Ayrıca, İEÜ, İZTO ve Arkas Holding’in birlikte projelendirdiği “İzmir reji” projesi ile Alsancak’taki Tarihi Tekel Tütün Fabrikası da restore edilip, kültür sanat merkezi haline gelecek. Bu kompleksin içinde de bir sanat galerisi olacaktır. Tatış Ailesi’nden Yavuz Tatış’in de arkeolojik koleksiyonunu sergileyeceği müze için Alsancak’ta satın aldığı 4 Rum Evi’nin restorasyonunun tamamlanarak, bu projenin de bir an önce hayata geçmesini bekliyoruz. İspanya’daki Bilbao kentinin kaderinin, burada hayata geçirilen Guggeniem Müzesi ile nasıl değiştiğini ve turist çektiği dikkate alınmaya değer bir örnektir. İzmirli kamu, yerel yöneticiler ile STK’ların tüm bunları gözönüne almaları gerekmektedir. Saygılarımla.(Mustafa YENİHAYAT – İZMİR)

Haberin Devamı

***
“Sayın Nihat Demirkol, bugün Sayın Kılıçdaroğlu hakkında yazmış olduğunuz yazı ne kadar sığ bir düşüncenin ürünü.Neden yemin etmemeyi bu şekilde tükürdüğünü yalamak olarak ele alıyorsunuz? Neden, ben seni yendim, sen beni yendin olarak düşünüyorsunuz? Ortada bir problem olduğu meydanda. Milletvekili olmuş insanların tutukluluk hallerinin kaldırılmaması gibi bir demokrasi ve hukuk ayıbı var. Bunun düzeltilmesi gerekmez mi? Diyorsunuz ki bunun yeri Meclis. Yemin etseler Meclis’te mücadele etselerdi. Bir düşünün bakalım, geçen dönemlerde CHP’nin vermiş olduğu bilmem kaç yüz önerge incelenmeden,sırf CHP veya MHP verdi diye reddedildi. Şimdi girseler yemin etseler,Meclis’te konuşsalar ne olacaktı? Yine reddedilecek unutulup gidecek ve kamunun haberi bile olmayacaktı. Şimdi ne oldu? CHP’nin sayesinde içte ve dışta kamuoyu oluştu. Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz hepimiz bunu konuşuyoruz. Neticede şimdi bu konu Meclis’te ele alınıyor. CHP bu konuda kendince bir eylem koydu.Bunu siz beğenmeyebilirsiniz.Fakat demokratik bir eylemi “tükürdüğünü yalayacak” gibi sığ bir düşünceyle küçümsemek, alay ettiğinizi zannetmek,sizin ne kadar demokrat olduğunuzu ve tek taraflı düşündüğünüzü belli eder. Bir de olayı bu yönüyle düşünün. Umarım bu yazımı köşenizde yayınlama cesaretini de gösterirsiniz. Saygılarımla.(Erdoğan FISTIKOĞLU)


 

Yazarın Tüm Yazıları