Hele Mersin ve ikinci nükleer santral için seçilen Sinop söz konusu olunca tepkiler ikiye katlanıyor.
Çernobil’in 25. yıldönümünde “nükleere hayır” diyenler sokaklardaydı.
CHP dahil nükleere toptan karşı çıkmayanlar ise “bari referandum yapalım” havasındalar.
Peki bugün “Nükleer Santrale Evet mi? Hayır mı” referandumu yapılsa ne çıkar?
Cevap şöyle:
Yüzde 64 oranında “nükleere hayır”.
Türkiye nükleer santral istemiyor.
Üstelik fena halde nükleerden çekiniyor.
Seçimleri en doğru tahmin eden kamuoyu araştırmacısı diye ünlenen, A&G Araştırma Şirketi Başkanı Adil Gür’ün, çevreci örgüt Greenpeace adına yaptığı araştırmanın sonucu böyle diyor.
Adil Gür, araştırmayı iki hafta önce Türkiye’nin 34 il, 137 mahalle ve köyünde gerçekleştirmiş.
Ekibiyle yüz yüze 2 bin 469 kişiyle görüşme yapmış.
TÜP GAZ BENZETMESİNE KATILMIYOR
Sorular, cinsiyet, eğitim durumu, gelir düzeyi ve hatta seçimlerde hangi partiye oy verileceği göz önüne alınarak sorulmuş.
Ortaya “nükleer farkındalık” ile ilgili oldukça kapsamlı bir araştırma çıkmış.
Dün gece geç vakitlere kadar araştırmayı satır satır okuyarak en çarpıcı sonuçları not aldım.
- Aynı şekilde “hayırcı” kadınların oranı (yüzde 67.5) “hayırcı” erkeklere (yüzde 60.6) göre daha yüksek.
- “Hayır” oranlarının seçmenlere göre dağılımı ise şöyle: AKP’ye oy vereceklerin yüzde 41.5’i, CHP’ye oy vereceklerin yüzde 86.2’si, MHP’lilerin yüzde 77.6’sı, BDP’lilerin ise yüzde 73’ü “hayırcı”
- Halkın yüzde 86.4’ü nükleer santrale yakın bir yerde oturmak istemiyor.
- Yüzde 52.9’u nükleer teknolojiye hazır olmadığımızı düşünüyor.
- Sadece yüzde 6.6 nükleer santralin Türkiye’nin gelişimine katkı yapacağını düşünüyor.
- Kaza durumunda bilgilendirme konusunda güvenilir kurumlar arasında başı yüzde 76 ile medya çekiyor.
- Sivil toplum kuruluşlarına güven yüzde 67 iken, devlet, hükümet, valilik gibi kurumlara yüzde 58.3.
Bu arada A&G’nin “Elektrik için hangi enerji kaynağına yönelmeliyiz” sorusuna verilen cevaplar beni oldukça sevindirdi.
Halkın yüzde 84’ü “riske girmeyelim” diyor ve temiz enerjiye yönelmemizi istiyor.
Temiz enerji derken yüzde 66.8’ı güneş enerjisi, yüzde 66.4’ü rüzgar enerjisi, yüzde 27.5’i doğal gaz, yüzde 23.2’si ile hidroelektrik enerjiye işaret ediyor.
Güneş ve rüzg^ara “üvey evlat” muamelesi yapan yetkililerimiz acaba buna ne diyecek?
Greenpeace ne diyor?
FUKUŞİMA’dan sonra dünya nükleer santralleri tartışıyor.
Nükleere dönüş yapmayı planlayan Almanya projeleri askıya aldı.
Merkel en güçlü olduğu eyalette “nükleer hezimete” uğradı.
ABD’nin eski Enerji Bakanı Bill Richardson geçenlerde bir televizyon programında ülkesindeki nükleer santrallerin tam güvenli sayılamayacağını söyledi.
Çin dahil sayısız ülke nükleer programlarını dondurdu.
Türkiye hiç tartışmadan, konuşmadan gözü kapalı bir şekilde nükleere maceraya sürüklenirken Greenpeace’in bu araştırması hızır gibi yetişti.
Dün Greenpeace Akdeniz Direktörü Dr. Uygar Özesmi’ye sonuçları sordum.
Özemsi, Başbakan Erdoğan’ın nükleer santralleri hemen iptal etmesi gerektiği görüşünde.
“Rakamlar ortada. Şehirde olsun, köyde olsun insanlar nükleere karşılar. Bugün AKP seçmeninin yüzde 41’i “nükleere hayır” diyorsa halkı dinlemek, halkın iradesine göre hareket etmek başbakana yakışan bir tavır olur” diye konuşuyor Özemsi.
TÜSİAD: Nükleer aceleye gelmesin
ÇERNOBİL’in 25. yıldönümünde enerji konuşmak üzere TÜSİAD’ın Tepebaşı’ndaki merkez binasındaydık.
TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner ile birlikte masanın etrafında Enerji Grubu Başkanı Selahattin Hakman, grubun üyeleri Ali Kibar, Zeki Eriş, Fahrettin Arman, Batu Aksoy var.
Türkiye’nin önde gelen enerji yatırımcılarını bünyesinde toplayan TÜSİAD, 2020 yılında enerji ihtiyacımızın dünya ortalamasının üzerine çıkacağı ve 50 milyar dolarlık cari açığın içinde enerjinin payının 40 milyar dolar olduğu gerçeğinden hareketle bazı noktalara dikkat çekiyor.
- Daha güvenli, daha verimli, daha ucuz, daha az karbon yoğun bir enerji politikası şart.
- Hem cari açık, hem arz güvenliği açısından yerli kaynaklardan maksimum düzeyde yararlanmak gerekiyor.
- Bu bağlamda HES’ler daha kontrollü, çevrecilerin hassasiyetleri göz önüne alınarak inşa edilmeli.
Ümit Boyner’in dediği gibi, enerji konusu zor bir denklem.
Cari açık, dışa bağımlılığı azaltmak, arz güvenliği, çevreye dikkat derken ip üzerindeki cambaz geliyor aklıma.
Ne ki, en önemlisi enerji politikalarının şeffaflığı ve kamuoyu nezdinde güvenin tesisi.
Özellikle de nükleer söz konusu ise.
Boyner nükleer için “Bu konu salt bir enerji meselesi değil. Türkiye bir deprem ülkesi. Riskler var. Süreç tüm ayrıntılarıyla ele alınmalı, daha
şeffaf yönetilmeli. Aceleye getirilmesin” diyor.