MEDYADAN : Ortaya karışık

Güncelleme Tarihi:

MEDYADAN : Ortaya karışık
Oluşturulma Tarihi: Eylül 14, 2003 17:52

Görmüşsünüzdür ama, kaçıran olduysa diye “malum bölgeden” bir fotoğraf – Özlem Conker bizi çok korkutmuş – Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses, hala, enişte, amcam vs – Boru döşeme festivalini açan iki manken – Bilimsel bir moda yazısı – İki engelli çocuk yetmemiş, üçüncüyü de yapmışlar – Mahallenin namusu ve gazetecilik ahlâkı – Ölü ölmüş - Muhabirin canı yok mu? – Bakan “Merhaba Hulusi” demiş – İki seviyeli aşkın arasında kalan iş adamı ve daha neler neler...

Haberin Devamı


Anadolu Ajansı, 11 Eylül – Gazeteler, 12 Eylül

Gazetelerin hemen hepsi kullandı, ama (yukarıdaki fotoğrafı) belki görmeyen olmuştur...

Dedelerinden bir yayla evi kalmış. Belli ki dünya güzeli bir yığma taş bina. İki kardeş miras meselesini halledemeyince, 80 metrekarelik evi ... ortadan ikiye bölmüşler. Kardeşlerden biri de payına düşen 40 metrekareyi yıkarak yerine iğrenç bir kondu dikmiş.

Bu hadisenin Türkiye’nin hangi coğrafî bölgesinde cereyan ettiğini söylememe gerek yok sanırım.

*

ÖNEMLİ BİR SAĞLIK HABERİ

Hürriyet, 9 Eylül

Nazar’a nazar değdi, diye bir haber.

Kanal D’de yayımlanan Kınalı Kar dizisinde Nazar’ı canlandıran Özlem Conker, önceki gün ciddî bir kaza atlattı” diye giriyor haber.

Aman aman, acaba başına ne geldi, diye heyecanla okuyorsunuz. İkinci cümle şöyle:

“Geçtiğimiz hafta (önceki gün mü, geçtiğimiz hafta mı, önce ona bir karar verseydik) İstanbul’daki yağışlı havada sokakta yürürken ayağı kayıp düşen Özlem Conker evde istirahate çekildi.”

Müthiş bir tehlike atlatmış!


*

BURADA HALA KİM, ENİŞTE KİM?

Şok, 10 Eylül

İbrahim Tatlıses, Bülent Ersoy için “Eko destekli şarkılar söylüyor” demiş.

Bülent Ersoy da çok kızmış, Tatlıses’in “musikî açısından bilgi fakiri” olduğunu söylemiş ve demiş ki
:

Çingene şaşırırsa eniştesine hala dermiş!”

Söyleyenin Bülent Ersoy Hanımefendi olması, enişteli halalı bu güzide atasözümüze aynı bir anlam katıyor.


*

ARTIK BU KADAR REZİLLİĞE DE ALET OLMAYALIM!

RBT Reklam – PipeLife basın bülteni, 4 Eylül

Tam anlamıyla işin b.ku çıktı artık. Haber olacağız, ilgi çekeceğiz diye reklamcıların, şirketlerin yapmadığı rezillik kalmadı.

Hürriyet gazetesine 4 Eylül’de bir “basın bülteni” daha doğrusu “davetiye” faksı geldi. Teyit etmek için açıp sormayı bile istemedi canım. Ancak, Posta’nın 10 Eylül’de bu haberi kullandığını gördüm.

Basın daveti şöyleydi:

BORU DÖŞEME YARIŞMASI BAŞLIYOR -  Eylül 2003-09-10 Pipelife 1.Geleneksel Boru Döşeme Yarışması – ASUMAN KRAUSE ve YELİZ YEŞİLMEN ŞOV

Sırf basında haber olmak için bu kadar seviyesiz bir “etkinlik” düzenleyen boru firması (1.Geleneksel görgüsüzlüğü de cabası), bunu “basın daveti” haline getirip gazetelere fakslayan ve organize eden halkla ilişkiler şirketi, “Boru döşeme yarışması” diye, mini eteğiyle, yırtmacıyla gazetecilerin, kameraların karşısına çıkan iki “manken”, bunu haber yapan gazeteciler....

Hangi birinize laf söyleyeyim, bilmem ki!


*

BİLİMSEL KORSE

Sabah’la Günaydın, 11 Eylül

Bayılıyorum kendinden menkul bilimsel laflara. Günaydın ilavesinin Yaşam sayfasında “Ortaçağ korsesi, iç çamaşırın miladı oldu” diye bir manşet. Yazı “Bundan yüzlerce yıl önce kadınlar hayvanların kürklerini kullanarak örtünürdü” diye başlıyor. Meslektaşımın ailesini bilmem tabii ki, ama benim bildiğim o, binlerce yıl önceydi. Neyse. Devam edelim. “Antik Mısır’da (Eski Mısır demek istiyor) pamuk ve kumaş üretimi yapılmaya başlandıktan sonra, Çinliler’in ilk kez ipek üretmesi, dışı giyimde adeta çığır açmıştı. (MÖ 3 binde yapılan Paris Moda Fuarı’nda mesela bütün modacılar Çin ipeği kreasyonlarını tanıtmışlardı.) Tarihi bilgilendirmeye devam ediyoruz. “Bundan yüzlerce yıl önce, antik dünyanın insanları, her ne kadar sütyenle hiç tanışmamış olsa da, erkeklerin çoğu iç çamaşır giymeye çoktan başlamıştı bile.” Devam edeyim mi, hâlâ altınıza kaçırmadınız değil mi? “İç çamaşırı kültürünü (!) 12 yy’da Yunanlılar’ın keşfetmesinden sonra (12.yüzyılda Yunanlılar dediği kim ola ki? Bizans mı acep?) Avrupa’da da insanlar iç çamaşırlarını artık sıkça kullanmaya başlamıştı...” diye gidiyor bu sosyo-kültürel ve antrolopo-sosyolojik etüd!


*

İKİ KERE NEFES ALDIK

Hürriyet, 11 ve 12 Eylül

11 Eylül’de, Fatih Altaylı’nın birinci yazısı şöyle başlıyordu: “İki gün kaçamak yaptım, kıyameti koparmışsınız, ‘Niye yazmıyor?’ diye.”

12 Eylül’deyse, Fatih Altaylı eski bir Paşa ile görüşmüş, heveslisi çok ama irtica Türkiye için bir tehdit değildir, diyor. Yazısının son cümlesi şöyle: “Açıkçası ben de kendi adıma ‘irtica’ tehdidinden korkmuyorum. Çünkü kendimi biliyorum. Biz varsak, bu ülkede irtica olmaz.”


*

İKİ ENGELLİ YETMEDİ Mİ?

Vatan, 12 Eylül

Haber zaten yeteri kadar korkunçtu. Gözleri görmeyen 4 yaşındaki bir çocuk beşinci kattaki bir pencereden düşerek öldü, 20. yaşındaki ablası da küçük kardeşime sahip olamadım diye kendini kahretti.

Vatan’ın haberine göre Antalya’da pazarcılık yapıyormuş baba Hasan Kahramanoğulları. Karısı Nuriye Hanım’dan 4 çocuğu varmış.

20 yaşındaki abla Serap sağlıklı galiba. En azından haberde aksi söylenmemiş. Ama diğerlerinin hepsi engelli: 11 yaşındaki Mehmet âmâ, 9 yaşındaki Ercan sağır, 4 yaşında ölen Sezer de âmâ... Muhtemelen akraba evliliği, değilse bile bir sorun var... Bir çocuk yapmışlar, gözleri görmüyor. Bir tane daha yapmışlar, kulakları duymuyor. Bir aileye iki engelli çocuk yeter, dememişler, bir tane daha yapmışlar, onun da gözleri kör...

Bu nasıl bir cehalettir, nasıl bir cesarettir!...


*

YERSE !..

Şok, 12 Eylül

Ailenizin gazetesi Şok, Gülben Ergen’e saldırıyor. İddiaya göre kasetlerde daha 11 mankenin ve şarkıcının cinsel ilişki sahneleri varmış, “Maskeleri düşecek, ayıbı olanlar tir tir titriyor” diye seviniyor Şok.

Sürmanşetinde isim vermeden diyor ki: “Ve en çok merak edilen kadın : Sözü edilen 11 kadından biri olan, günümüzün en genç assolistinin sevgilisi bu utanç kasedini ele geçirebilmek için bütün imkanlarını kullanıyor.”

Ekinci sürmanşetinde şöyle bir haber: “Genç assolistin talk-show hayali başka bahara kaldı – Günümüzün en genç assolistleri arasında yer alan Petek Dinçöz’ün ...”

Yani "piyasada bir seks kasedi olduğu söylenen genç assolistin" kim olduğunu bu yolla duyuruyor. Mahallemizin namusu böyle dürüst ve ahlaklı gazetecilerin elinde...


*

YANGIN YANMIŞ, ÖLÜ ÖLMÜŞ!

Milliyet, 12 Eylül

AKP’li bakana taciz infazı, diye Türkçe özürlü bir başlığın ardından gelecek haber cümlesi ne olabilir?

Şöyle: “6 Eylül tarihinden beri kayıp olan Güroymak’ın cesedi, dün akşam 17.30’da, Bozkurtlar’ın evinde ölü olarak bulundu.”

Demek ki cesedi acımadan öldürmüş alçaklar!


*

MUHABİRLER ÖLSÜN!

Hürriyet, 8 Eylül

Gazetenin sürmanşeti: Yağmurda rock – Ebru Çapa ve Savaş Özbey’in festival notları 5.sayfada

5.sayfayı açıyorsunuz, Ebru Çapa ile Savaş Özbey’in iki kısa “intiba” yazısı. Rok festivalinin ana haberini yapanlarsa iki muhabir, Asım Güneş ve Mustafa Küçük.

Birinci sayfada esameleri bile okunmamış...


*

DOĞRUYSA MUHTEŞEM !

Vatan, 24 Ağustos

Benim gözümden kaçmıştı, Yakup Karahan bulup göndermiş. Vatan’daki Ankara dedikodusu nefis:

“Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen, geçtiğimiz günlerde bir resepsiyona katıldı. Afganistan Büyükelçiliği'nin rezidansındaki Ulusal Gün kutlamalarına çok sayıda yabancı diplomat da davetliydi. Her resepsiyonda olduğu gibi davetliler birbirleriyle ayaküstü sohbetler yaparken Vatikan'ın Ankara Büyükelçisi Monsenyör Edmond Farhat, Bakan Ergezen'in yanına yaklaştı ve “Hello Mr.Minister, I'm the Ambassador of the Holy See" dedi. Türkçesi ise şöyle:  “Merhaba Sayın Bakan, ben Vatikan'ın Ankara Büyükelçisi'yim." (“Holy See” uluslararası literatürde Vatikan anlamında kullanılıyor. Vatikan Büyükelçiliği'nin adı da Embassy of the Holy See diye geçiyor.) Ama Bakan Ergezen durumu anlamadı ve elini Büyükelçi'ye uzatarak “Merhaba Hulusi, nasılsın, n’aber?" dedi. İşin kötüsü Büyükelçi, Türkçe'den az çok anlıyordu. Büyükelçi, Ergezen'le tokalaşıp, teşekkür ettikten sonra uzaklaştı.”


*

E.S.E.K. STANDARDI

Sabah’la Günaydın, 13 Eylül

Üçüncü Türden Yakın İlişkiler ile adını duyuran Espri Standartları Enstitüsü Kurumu’nun (E.S.E.K.) kurucusu Uğur Uludağ, yeni oyunları Tanrım Beni Baştan Yarat’ın bu sezonun en iyi oyunu olacağını söylüyor, diyor spot.

Başlık: Espri standartlarını E.S.E.K. belirliyor

Doğrusu bu başlataki espiriyi kavrayamadım. Bizde bütün standartları E.S.E.K.’ler belirliyor zaten!..


*

ARTIK ÖĞĞĞĞ

Posta, 14 Eylül

Havalimanında güvenlik cihazından geçerken belindeki kemer ötünce, polislere hakaret eden, hatta (benim favori cümlemdir) “Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?” diye bağıran “manken” Tuğba Özay, kendini savunmuş:

O gün regl olduğum için asabiydim!”

“Inn” olsun da isterse adet kanaması olsun...


*

SEVİYELİ İKİLEKTELİK

Gala, 14 Eylül – Şok, 15 Eylül

Oyuncu Yeliz Yeşilmen, evli ve iki çocuklu bir adamla berabermiş. Kısa zamanda kendine bir ev, bir araba aldırmayı başarmış. Evli adamın karısı Gülbin Akbaş da, magazin deyimiyle “içini Gala’ya dökmüş.”

Kendisini boynuzlayan, çoluğunun çocuğunun rızkını ona buna yediren kocasına hiç laf etmiyor da, Yeliz Yeşilmen’e kızıyor. “Çoluğumun çocuğumun nafakasını ona yedirmem” diyor. Demek ki derdi “Sadece duygusal!” Bu arada diyor ki “ Ondan (Yeliz Yeşilmen) ne farkım var? Kiminle dans ediyor? Tapulu adama sahip çıkılmaz. Kızlığımı, hayatımı verdim...”

Şok’taki habere göreyse de “aldatılan kadın” Gülbin Hanım, “Ben bir şey istediğimde (kocam) malî krizde olduğunu söylüyor, ama Yeliz kredi kartından istediği kadar alışveriş yapıyor... Yakaladığım yerde Yeliz Yeşilmen’in ağzını burnunu dağıtacağım” demiş.

İşadamı Ali Uras Akbaş, iki “seviyeli birliktelik” arasında kalmış anlaşılan...


*

TÜRKİYE'Yİ TEMSİLEN ATHENA

Gala, 14 Eylül

Erkin Koray fark etmiş çelişkiyi, doğrusu ben de Gala’da okuyunca uyandım. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi Athena temsil edecek ya, Erkin Baba “Aaa, Türkiye’yi temsil edecek olan grubun adı Athena mı olacak? Fıkra gibi vallahi...” diyor. Haklı!


*

SALLA!

Şok, 14 Eylül

Mahallenin namusundan sorumlu ailenizin gazetesi Şok, “demekten kendilerini alamadılar” metodunu ihraç da etti sonunda.

Hani çırılçıplak insanları yerlere yatırıp, yollara saçıp fotoğaf çeken Amerikalı sanatçı Spencer Tunick var ya, bu sefer de Portekiz’de 300 kişinin katılımıyla Imaginarium adını verdiği bir çalışma yapmış. Şok diyor ki: “Amerikalı fotoğraf sanatçısını çalışırken görenler, yanına yaklaşıp ‘Sürekli insanları çırılçıplak soyuyorsunuz. Sizin amacınız ne?’ sorusunu yöneltmekten kendilerini alamadılar.”

Portekizcede “Yalancının?” nasıl denir acaba?


*

ÇOK DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

Şok, 14 Eylül

Kavram Dershaneleri de “açılış” yapmış. Gaziosmanpaşa Şubesi’nin açılışına “ünlüler” katılmış. Hadi, Millî Eğitim İl Müdürü Ömer Balıbey tamam, Atatürk’üns manevî kızı da amenna, “manevî” kıymeti olan bir insan... Peki ya Adnan Şenses’i, Hande Ataizi’ni, Tuğba Özay’ı ve Vahe Kılıçarslan’ı kim davet etti? Bu kompozisyon kimin aklına geldi Allah aşkınıza?


*

FİKİR ADAMI!

Vakit, 14 Eylül

Vakit
gazetesi Star’ın bir haberini manşet yapmış, “Ahlâksız Star!” diyor.

Star 13 Eylül tarihli manşetinde, polisin şu ana kadar yakalayabildiği tek Uzan, Bahattin Uzan’ın tutuklanışını “eziyet” diye verdi ya, Vakit diyor ki “27 Ocak 2000 tarihli Star, fikir adamı Salih Mirzabeyoğlu’nun maruz kaldığı işkenceyi dalga geçerek yayınlamış, alkışlamıştı...”

Fikir adamı Salih Mirzabeyoğlu” dedikleri kim, biliyor musunuz?

Terör örgütü İBDA-C’nin elebaşısı...

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!