‘Beni yağmalama’

İSTANBUL İl Çevre Düzeni Planı ile uyumlulaştırma adına yapılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Metropolitan Merkezi’nin yaptığı, 100 bin ölçekli?

Trakya Alt Bölgesi-Ergene Havzası Çevre Düzeni Revizyonu Planı’, Havsa’da yapılan Marmara Çevre Platformu toplantısında ağır eleştirilerle karşılandı.
Havsa Ziraat Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya katılanların çoğunluğunu çiftçilerin oluşturması dikkat çekti. “Biz İstanbul’un çöplüğü olmak istemiyoruz” dediler, Trakya toprakları üzerinde yeni oluşturulması düşünülen tarımsal bölgelerle topraklarının ellerinden alınacağı endişesini seslendirdiler.
Trakya bölgesinin insanı artık toprağına sahip çıkıyor; “Ergene Trakya’nın can damarı, kirletene indirmeli şamarı” diyor. Bir hafta önce de Uzunköprü’de tepkiler dile getirilmiş, Ergene’nin kirlenmesine karşı acil önlemler alınması istenmişti.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Emre Aysu, eski Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Osman İnci, TEMA Vakfı Hukuk Bölüm Başkanı Ömer Aykul ve MARÇEP Başkanı Prof. Tanay Sıtkı Uyar, çevre, çevre hukuku, yerel yönetimler ve yenilenebilir enerjiler üzerine ilginç konuşmalar yaptılar.
İstanbul’la ilgili ortaya çıkan eleştiriler ve görüşleri daha sonra yazacağız. Namık Kemal Üniversitesi’nden Doç. Okan Gaytancıoğlu, çarpıcı verileriyle Türk tarımındaki sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koydu. Bitkisel ve hayvansal üretimin gerilediğini, siyasi istismar malzemesi yapıldığını anlatırken şöyle konuştu:
“Buğday ekim alanları 7 yılda 1.3 milyon hektar azaldı. Bu süre içinde 12 milyon ton buğday ithalatına 3.5 milyar ödendi. Bir zamanlar buğdayda büyük üretici iken bugün ithal eden bir ülke konumuna geldik; bakliyatlara giden dövizimiz 200 milyon dolar... Şekerpancarı üretiminde geri gittik, fabrikaları özelleştirdik. Mısır üretimini son zamanlarda arttırdık ama ithalatın rantını da bir kesim yedi. 2.2 milyar dolar bitkisel yağ ithalatına gidiyor. İthalat, kendi üretimimizden fazla olmaya başladı. 330 bin aileyi tütün ekiminden alıkoyduk. Üzüm üreticileri kan ağlıyor. Pamuk üretimini bitirdik, ithalatçı olduk. Hayvancılığımız can çekişiyor.
? Üreticiden esirgenen paralar dışarı akıtılıyor. Özetle üretim geriliyor, ithalat artıyor. Kırklareli’nde üreticinin sütünü değerlendiren Köy-Koop kredi alamadığı için bir şekilde battı. Bu işe gönül veren kooperatiftçi Erdoğan Kantürer’in kulakları çınlasın.
? Uzunköprü’de Ergene Platformu’nda açıklandı; çeltikçinin 2000 yılında elde ettiği verim, dönümde 800 kilo iken, 2010 yılında 75 kiloya düşmesi acıdır.
Ayçiçeğinde de aynı sürede verim 300’den 50 kiloya düştü... Ergene’nin kirliliğinden yıllık gelir kaybı 1 milyar doları aştı.
? Çiftçimiz verilen destek primlerinin kesilmesiyle 4 yılda alması gereken 16.2 milyon TL’yi almadı yani daha da fakirleşti. gelir kaybına uğradı. İktidar yoksulluğu da yönetemiyor. Sorunu, sorunun sahibi çözer. Çözüm, çiftçiyi donatıp yarıştırmaktan, daha fazla üretim denetimi yapmaktan ve örgütlü ve katılımcılık sağlamaktan geçer...”

Şeytanın sözleri!

CUMA namazını kılmak için İzmir Bayraklı’daki Taşkent Camii’ne gittim. Orada hutbeyi vermek için Gaziemir’den gelen bir din görevlisi; hutbe bittikten sonra Gaziemir’de camii, Kuran kursu ve kütüphanenin olacağı bir merkezin yapılması için cemaatten para yardımı talep etti. Ancak bunu yaparken verdiği örnek çok şaşırtıcıydı. Söyledikleri aynen şöyleydi:
“Siz şimdi 5 lira yardım için niyetlenirsiniz ama farzı kılarken şeytan sizi dürter ve der ki, ‘Boşver 3 lira versen de yeter’. Sonra son sünneti kılarken şeytan yine vesvesesini yapar, bu seferde der ki, ‘3 lira da çok 1 lira versen yeter’. Namaz biter cami çıkışında şeytan tekrar dürter. Bu seferde der ki, ‘Boşver cemaat zaten verecek. Ben 1 lira versem n’olur vermesen ne olur?’ dersin ve para vermeden çıkar gidersin. Sakın haa böyle yapmayın! Burası Allah’ın evi olacak. İnananlar demelidir ki burada benim de bir tuğlam olsun. Allah yapacağınız yardımları kabul etsin” diyerek hutbesini bitirdi.
İnsanların din duyguları Allah’ın evi olarak gördüğümüz camilerde işte bu şekilde sömürülmektedir. İnsanların ekonomik durumları göz önüne alınmadan, bu parayı veremeyecek olanların inançları eksik olarak gösterilmiştir.
Y. TOLGA

Kitap fuarı

TÜYAP 29. İstanbul Kitap Fuarı başladı. 7 Kasım’a kadar açık kalacak. Bu vesile ile bize gelen güncel bazı kitapları tanıtalım:
Doğan Hızlan ‘Kitaplarla Kültür Turu’ (Doğan Kitap), Mustafa Balbay ‘Silivri Toplama Kampı-ZULÜMHANE (Cumhuriyet Kitapları), Sıtkı Uluç (Prof. Ahmet Taner Kışlalı ve Kemalizm’ (anadoluticaret@ttmail.com), Müslüm Ulusoy ‘Devrimci Türkler’ (Asya Şafak Yayınları), Aycan Alp ‘Küresel Tezgâh ve Türkiye’ (Karınca), Asım Arslan ‘Telekulak Cumhuriyeti-Dinleme-İzleme, Fişleme’ (0542-642 89 66), A. Vahap Akgün ‘Işıklar Sönmeden Söz İstiyorum (1) (vahapakgun@mynet.com), Alev Coşkun ‘Türkiye’nin İkinci 12 Eylül’ü-Anayasa ile Sivil Darbe’ (Cumhuriyet Kitapları), Işık Kansu/Murat Sayın ‘Ufukta Bora Alabora’ (Cumhuriyet Kitapları), Bedri Bayram ‘Sivil Diktaya Hayır’ (Piramit), Orhan Bursalı (Ulus Yıkıcılığı Zamanları-Ulusalcılık üzerine yeni bir deneme) (Cumhuriyet Kitapları), Örsan Öymen (Bir İhtilal Daha Var-1908-1980) (Doğan Kitap)

Biliyor musunuz

ALEVİ Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Abdal Musa Derneği gibi Alevi örgütlerinin ortaklaşa olarak düzenledikleri ‘Abdul Musa Ocağı, taşocağı olmasın’ eyleminin bugün 13.30’da Taksim tramvay durağında yapılacağını...
Yazarın Tüm Yazıları