Gazeteciler sordu Başbakan cevapladı

Güncelleme Tarihi:

Gazeteciler sordu Başbakan cevapladı
Oluşturulma Tarihi: Eylül 25, 2010 15:06

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, milletvekili genel seçimlerinin Haziran 2011'de yapılmasını düşündüklerini söyledi.

Haberin Devamı

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, medya yöneticileriyle 3 saat süren "Dolmabahçe Buluşmaları"nda konuşmasının ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in mederatörlüğünde soruları cevaplandırdı. Yanıtlarda şu başlıklar öne çıktı:

Seçimler 1 ay öne alınarak Haziran’da yapılacak. Yeni anayasa seçimlerden sonraya bırakılacak. Öcalan’ın hiçbir ağırlığı yok dağdaki ve avrupadaki terör örgütü yöneticileri liderlik mücadelesi veriyor. Çılgın proje, İstanbul’da dalga bir proje olacak. Basın özgürlüğü daha da etkin şekilde korunacak. Güvenlik anlamında Hakkari ve Şırnak’a özel uygulama getirilip burada vatandaşı terör kıskacından kurtulacak. Çift anadil ya da çok anadil iç barışı bozar. Başörtüsünü anamuhalefet isterse hemen hallederiz. Twitter’a danışmanlarım ilgileniyor bana özetlerini getiriyorlar çünkü zamanım yok. BDP’nin silahların gölgesinde aldığı oy net değildir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sorulara verdiği cevaplar şöyle:

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ YASAYLA KORUNACAK

Özellikle basın özgürlüğünün yeniden ele alınması konusu, gerçi biz bu dönemde böyle bir adım atmıştık ama yeni bir bu konuda adım atılması konusunda faydalı olacağı kanaatindeyim. Parlamentonun 1 Ekim’de açılmasıyla birlikte bu konuyla ilgili Bülent Bey’in ve sizin katılımınızla bu konudaki neler sorun alanlarımızdır bunları belirlemek, neler yapabiliriz, bunları gözden geçirmek ve bu konuda yeni bir basın özgürlüğüyle ilgili yasa hazırlığına girebiliriz. Bu adımı da süratle biz atarız. Zaten Bülent Bey de burda. Bu çalışmayı gerek Doğan Grubu gerekse diğer basın grupların bu konuda çalışma yapması. Bizim de bununla ilgili ön hazırlıklarımız olması gerekir. 2004 yılında yapılan çalışmayı çok daha ileri taşıyacak, özgürlükçü bir basın sağlayabilmek, köşe yazarlarımızla, atılan başlıklar v.s. bunun tanımının yapılması ve bu alanda daha önce 2004’te yapılan ki en özgürlükçü yasa deniyordu. Fakat bu gömlek bize dar gelmeye başladı öyle anlaşılıyor. Onun için bu çalışmayı birlikte yaparak, bu dönem içinde bunu çıkarabiliriz. Yeterci bu çalışmaları süratle yapalım.

Yeni etik yasasıyla ilgili malum yasa Meclis'te. Fakat konuyla ilişkin sizlerin bazı teklifleri varsa bunu gerek RTÜK Başkanlığı'mıza gerekse aynı şekilde Başbakan Yardımcımıza bu tür temenni ve tavsiyeler iletilebilir ve Genel Kurul müzakereleri esnasında şu anda alt komisyonda geçmiş vaziyette. Bunun üzerine çalışmalarımızı ona göre yeniden değerlendirerek adımımızı atarız.

ANAYASAYI BİRLİKTE YAPALIM

Muhalefet partilerinin destek vermemesi halinde, MHP daha ortada bir şey yokken katılmayacağını açıkladı. Bunu bu pakette de yaptılar. Anamuhalefet partisi de kapımızı açmadan açıklamaları yaptılar. Tabi Genel Kurul’daki tartışmaları takip ettiyseniz, 26 maddeyle olmadı. Çok farklı alanlarda oldu bu tartışmalar. Biz 2011 seçimlerinin nasıl bir tablo mecliste oluştaracağını bilemiyoruz. Fakat beklentilerimiz doğrultusunda, inandığımız doğrultuda bir meclis tablosu oluşacak olursa biz yine aynı şekilde bir mutabakat arayışını şiddetle isteriz, savunuruz ve peşinde oluruz. Ama olmadı kendimiz yine aynı şekilde yola çıkarız. Bu halkımıza gidişimiz de böyle olmuştu, gene gideriz. Ama Meclis’te çözebilecek gücü bulabiliyorsak Meclis’te bunu çözmenin yolunu ararız. Bu yeni anayasa ki büyük ihtimalle 2011 seçimlerinin bana göre gündemine bu oturacaktır. Ağırlıklı olarak bu başı çekecektir. Dolayısıyla tüm siyasi partiler aslında 2011 seçim propagandasına yeni anayasa ağırlıklı girecek. Bizim de çalışmalarımızda bu önemli bir yer alacaktır.

HAKKARİ VE ŞIRNAK’A ÖZEL UYGULAMA

Özellikle Güneydoğu kısmen Doğu Anadalu bölgemizdeki güvenlik ve özgürlükle ilgili sorun şüphesiz bir hassasiyet arz ediyor. Bunu yok farz edemeyiz. Bizzat yerinde gördüm, müşahade ettim. Ağırlıklı Hakkari’yi söylüyorum, BDP var AK Parti var, üçüncü bir parti yok. Partinin oradaki ilçe başkanını orada tehdit ettiler. En sonunda istifaya zorladılar ve istifa ettirdiler. Şimdi bu bir gerçek. Tabi bizim şu anda birinci derecede orada yapmamız gereken güvenliği sağlama noktasında yeniden gözden geçirmek. Bu konudaki çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Orada güvenlik yapılanmasında bir değişim içindeyiz. Şu anda yürütüyoruz. Bu yeterli değil. Çok daha farklı bir çalışmanın da içerisindeyiz. Onu da kısa bir süre içerisinde neticelendireceğiz. O çok daha farklı bir tepki meydana getirecek. Fakat biz illerimiz gibi Hakkari ve Şırnak’a yönelik özel bir tasarrufu yapalım diyoruz. Bu çalışmalarımızı yaparken de tabi ki bu bölgeye yönelik güvenlikte alacağımız tedbirler ora halkına yönelik sağlayacağımız güvence onlarında inanıyorum ki terör örgütüylü bağını koparacak adımlar olacaktır. Tabi bunu yüzde yüz başarabilir misiniz? Bu mümkün değil. Nasıl ki boykotun kırılması Hakkari dışında belli bir neticeyi verdiyse, Hakkari’de aldıkları neticeyi diğer illerde alamadıysalar mesela yine en çok satan gazetelerimizden bir tanesinin Van ve Diyarbakır’daki bayilere tehditler göndererek bu gazeteleri burada dağıtmayacaksınız tehditleri var. Bu tehdidin yapıldığını bize ilettiler. İş şimdi bu noktaya doğru geliyor. Fakat bu böyle de olsa bu mücadeleyi anında ulaştırmak lazım ki biz de gerekli güvenlik tedbirlerini alalım ve üzerine gidelim. Medyanın terör örgütüne asla bırakmak istemiyoruz. Bunu da tabi beraber yapacağız. Bizler hükümet olarak, devlet olarak gerekli tüm güvenlik önlemlerini alacağız. Halkımızın bilinçlendirilmesi ve özellikle iletişimin sağlanması ki onların bu noktada belli adımlara karşı tavrını koyabilmesi açısından çok büyük önem arz ediyor. Burada bizim pes etmemiz diye bir şey söz konusu olmamalı. Tek yanlı bir yayına biz o bölge yayaşan insanları mahkum etmemeliyiz, buna fırsat vermemeliyiz. Bunun içinde önemli bir gayretin içinde olmalıyız. Burada bir kaç örnek vermek istiyorum. Bazı televizyonlarda anlattım. Örneğin Hakkari’de 150 yataklı bir modern hastane yaptık. Vatandaşı o açılışa göndermediler. 150 - 200 kişiyle bir açılış yaptık. Hakkari merkezde 150 yataklı modern bir hastane yaptık. Orada gerek yolda basın mensuplarını taciz ettiler. Camlarını kırdılar, yaralananlar oldu. Orada böyle bir şey yaşadık. Yüksekova’da havaalanı yapıyoruz. Vatandaşın gelmesini engelliyorlar. Aynı şey Şırnak’ta havaalanı yapıyoruz. Fakat yatırımları engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Düşünün artık Yüksekova’ya havaalanı ve uçak girecek aynı şekilde Şırnak’ta bunu engellemeye çalışıyorlar. Mesele devletle halkın arasına girmek.

Fakat ne yaparlarsa yapsınlar biz bu işi kıracağız ve oralara bir defa bu topraklar Türkiye Cumhuriyeti topraklarıdır, bunun aksi bir şey düşünmemiz mümkün değil. Buna ben gittiğim gibi bakan arkadaşlarım da gidiyor. Biz oraları asla boş bırakmayacağız, boş bırakamayız. Bunu başardığımız anda inanıyorum ki orada da özgürlüğün çıtası çok daha yükselecek. Özgürlüklerin orada yaşanması noktasındaki sıkıntı farklı yerden kaynaklanıyor. Bir düğün yapılacak düğünde eğlenmek, müzik terör örgütünün temsilcilerine bağlı. Onlar müsade ederse müzik var müsaade etmezse müzik yok. Böyle bir anlayış. Bütün bunların aşılmasıyla ilgili çalışmayı hep birlikte sürdüreceğiz. Bu dengeyi de inşallah çok sürmeyecek sağlayacak.

SEÇİMLER 1 AY ÖNE ALINACAK

Yeni anayasada bir açıklama yapmayı doğru bulmuyorum bu aşamada. Katılımcılarla birlikte nasıl bir şekil alacak hep birlikte bakacağız. Şu ana kadar üzerinde durduğumuz aynı zamanda partimizin politikasını oluşturan konular var ki bunları cevaplandıracağım. Burada anamuhalefet partisinin seçimi beklemeyelim hemen yeni anayasa ile ilgili adımları hemen atalım yaklaşımını doğrusu samimi bir yaklaşım olarak görmüyorum. Niye derseniz ben şu 10 ayın takdimini yapayım. Böyle bir geniş çaplı bir anayasa yapılabilir mi yapılamaz mı.. Önümüzde bir bütçe görüşmeleri başlıyor. Yıl sonuna kadar bu zaten sürece tamamen kapsayacak. Büyük ihtimalle bizim düşüncemiz seçimi bir ay kadar öne çekmek yani bunların kapanıyışla seçimi o arada birlikte yapmak. Temmuz’a seçimi bırakmamak. 1 ay kadar bir öne alma söz konusu ki o zaman ocak, şubat, mart, nisan, mayıs 5 ay gibi bir süre kalıyor. Bu beş ayın da 3 ayı kampanya sürecidir. 90 gün normalde seçim takvimini kapsayacağı süreçtir. Bunun fazlası vardır eksiği yoktur. Bu süreç içerisinde Allah aşkına bir anayasa çalışmasını yapabilir misiniz. Böyle bir şey olabilir mi. Bir de 26 maddelik yaptığımız değişiklikler var. Yeni anayasa ile ilgili yapacağımız yasal düzenlemeler bu uyum yasalarını mecburi olarak yapmamız gerekiyor. Şu anda Mecliste onu halledip bunu meclisten geçirelim ve 26 maddelik anayasa değişikliği uyum yasalarıyla birlikte halkımızın önünü açsın. Şu andaki programımız özellikle 2010 sonuna kadar ve 2011 bununla dolu. Bu aralıkta bir de Meclis Genel Kurulu’nda olmazsa olmaz bazı yasalar var. Onları da bu arada çözeceğiz. Yeni anayasa ile ilgili olarak bundan kaçmak diye bir şey değerlendirmeyelim. Burada MHP’nin yaklaşım tarzı daha önce de belliydi 2011 sonrası için de adeta kapıları da kapattı. Onlar zaten 2011 sonrası diyordu. Dolayısıyla uzlaşmanın bir tarafı yok. Burada bir durum var.

ÇİFT DİL VEYA ÇOK DİL İÇ BARIŞI BOZAR

Anadilde eğitim ve öğretim her ikisi de farklı. Anadilde öğretimin önünü zaten açtık. Neyle açtık, kurslarla açtık. Bu konuda gidip kurslar açabilirler ve bu kurslarda bu tür çalışmalar yapabilirler. Fakat eğitime yönelik de bazı adımlar attık. Üniversiteler de biliyorsunuz bunun adımını attık. Oralarda da yine aynı gerek Kürdoloji Enstitüsü noktasında gerekse yaşaşan diller konusunda üniversitelerimizde bunların adımını attık. Bu üniversitelerde bu veriliyor. Fakat burada önemli olan şu eğitimi çift dilli veya çok dilli yapma mantığı özellikle Türkiye’nin iç barışının bir defa geleceği açısından bir sıkıntı. Biz burada iç barışı tehdit edecek yollara giremeyiz. Böyle bir şeye evet diyemeyiz. Burada bizim ortak dilimizi tahrip eder, bozar. Buna bu noktada sıcak bakmak mümkün değil. Benim Kürt kökenli vatandaşlarımızın ve aydın kesimin iyi düşünmesi lazım. Türkiye’de etnik unsur sadece Türkler ve Kürtler’den oluşmuyor. Kürt kökenli vatandaşlarımızın yanında birçok etnik unsur mensubu vatandaşlarımız var. Hepsinin bu noktada bir beklentileri. Bu noktada biz önünü açtığımız bu kurslarla büyük ölçüde zaten anadilini konuşma görüşme mesela cezaevlerinde bu yasaktı biz bunun önünü açtık. Cezaevlerinde biliyorsunuz yasaktı biz bunun önünü açtık. Evlat anesiyle, anne evladıyla rahatlı görüşmesini yapabiliyor. Güneydoğu’da özellikle o bölgede bakıyorsunuz çeşitli bilordlarda ilanlarını duyurularını yapabiliyorlar. Geçmişte bazı sıkıntılar yaşanmadı değil ama bunlar büyük ölçüde aşıldı. Yani bunu hiçbir zaman aşağılayan bir tutum olarak görmek hiçbir zaman mümkün değil.

AZINLIKLARIN DİL TALEBİ AB GETİRİSİ

Azınlıkların dil talebiyle ülkenin kendi vatandaşının dil talebini birbirine karıştırmayalım. Almanya'yı örnek veriyorsunuz. Orada yaşayan Türkler azınlıktır ve azınlıkların bu tür dil talebi AB'nin de getirisidir. Onlara bu tür dil eğitiminin verilmesi onların en doğal hakkıdır. O hakkı gündeme getiriyoruz. Bizim konuştuğiumuz budur. Tüm bunlara rağmen bunu Almanya şansölyesiyle konuştuk. Tüm bunlara rağmen Türkler'e tanınmıyor. Bazı eyaletlerde zar zor buna müsaade ediyorlar ama bazı bölgelerde hala bunu defaatle konuşmamıza rağmen bunu aşabilmemiş değiliz. Bu AB müktesebatında vardır. Bunu aslında vermeleri gerekir. Bu bakımdan bununn bu şekilde bilgilendirmek olarak açmakta fayda var diye düşünüyorum.

SİLAHLARIN GÖLGESİNDEKİ OY NET DEĞİL

Özel hayatın gizliliği noktasında bu zaten hepimiz için gerekli olan noktadır. Biz yaptığımız bütün düzenlemeleri bu hassasiyet içerisinde yaptık yapıyoruz. Bir diğer konu zihinsel anlamda yani Bgün bölgede boykot edin çağrısına uymayan, tehditlere rağmen sandığa giden bunca Kürt kökenli vatandaşım olmuştur. Bunlar çok net tehdit edilmişlerdir. Buna rağmen gidip oylarını kullanmışlardır. Bu tehdite rağmen onlara en güzel cevabı vermişlerdir. Biz sizin dedikleriniizi yapmıyoruz, çağrılıranıza evet demiyoruz demişlerdir. Bu kadar samimi bıraksınlar kendi haline antidemokratik yaklaşım olarak. Silahlırı vesayilereleri ellerinden bıraksınlar demokrasi mücadelesini o şekilde versinler. O zaman aldıkları oy bakalım ne kadar olacak . Asıl net oyları o zaman çıkacaktır. Şu andaki net bir oy değil brüttür. Bu da silahların gölgesinde brüttür. Bununla bizim bu kadar oyumuz var demek sadece kendi kendilerini aldatmaktan öte bir şey değildir.

BAŞÖRTÜSÜNÜ HEMEN HALLEDERİZ

Başörtü meselesi gündeme geldi. Biz, ana muhalefet partisi liderinin sözlerine anında cevap verdik. Bugünden tezi yok. Meclis açılır açılmaz bu üç maddelik bir olaydır. Hemen yaparız. Zaten Anayasa Mahkemesi’ne kimse bunu götürmediği takdirde meclisten çıktığı gün bu biter. Bu problem hemen halledilebilir ve önümüzdeki sorunlardan bir tanesi kalkmış olur. Bunu anamuhalefet partisi gündeme getirirse ne ala gündeme getirmezse de biz kendilerine hatırlatırız. Buyursunlar hemen arkadaşlarımla otursunlar konuşsunlar. İçeriği nasıl olacak ona göre adımı atmış oluruz.

TWITTER’A ZAMANIM YOK

Twitter konusunda arkadaşlarım burada ne var ne yok bilgilendiriyorlar. Bu konuyla ilgili olarak bunlarla ilgilenme noktasında, vakit noktasında ciddi bir sıkıntım var. Sağolsun yanımdaki bütün danışman arkadaşlarım özetlerini getiriyorlar.

İFTİRA KAMPANYALARI

Ben tespiti yapıyorum. Bir de tabi vatandaşlarımın bu noktada yanlış bilgilenmesini yani iftira at iz bırakır noktasında yanlış bilgilendirilmesine vesile olduğu için bu teşhisi yapıyorum. Hakikat veya gerçek söylenmeyior. Olmayan şeyler söyleniyor. Bunu ortaya koyuyorum. Bu ülkenin böyle bir başbakanı var denilmesin diye bunu söylüyorum. İşin gerçeği o değil işin gerçeği farklı. Bunu konuşalım, yapalım. Haaa doğru neyse o yapılsın yazılsın. Ama yalan yanlış haberler yazılırısa, bu tür iftira kampanyaları olursu bizi ciddi manada üzer.

ÖCALAN’IN AĞIRLIĞI YOK

Öcalan’ın bu süreci yönlendirme diye bir şu anda ağırlığı yoktur. Öcalan üzerinden şu anda liderlik mücadelesinin verildiği bir yapı vardır. Öcalan’ın sadece ismi kullanılmaktadır. Yoksa verdiği sinyalllerin işaretlerin hedef bulması, yer bulması diye bir şeyin ben şu başbakanlığım süreci içerisinde doğrusu görmedim. Zaman zaman eylemsizlik, böyle oldu şöyle oldu. Hiç alakası yok. Gerekli olan kararları şunları bunları hepsini dağda liderler var avrupa da siyasi liderler var radikaller var. Bunların arasında devam eden bir süreç bir mücadele var.

GENEL AF VE SİYAHİ AF

Genel af dediğiniz zaman bu katillerin affı meselesidir. Siyasi af dediğiniz zaman eğer düşünce suçlularını ifade ediyorsanız, katliamlara, teröre bulaşmamış insanları söylüyorsanız o farklı bir durum. Bunların üzerinde oturup konuşup tartışması yapılır.

ÇILGIN PROJE BİR DALGA PROJE OLACAK

Biraz daha olgunlaşsın ondan sonra çılgın projeyi açıklarız. Projenin aslında bütün çerçevesi bellidir. Yeni bir olay değildir aslında. Bu ama söylendiği gibi o gün de söyledim Atatürk Kültür Merkezi’yle alakalı değil. AKM’nin yanında ve arkasında en az kendisi kadar büyük bir alan var. Bu alanı kapsayacak şekilde istiyoruz ki orada bir opera, sanat, kültür merkezi tesis edelim, inşaa edelim. Buradan maalesef bu ülkede mimar mühendisler odasından en yetkili ağızları inanın bizi üzüyorlar. Buraya alışveriş merkezi yapıyorlar diyorlar. İnsan biraz sıkılır. Bizim böyle bir derdimiz yok. Ama dünyada bütün büyük şehirler meydanlarıyla anılır. Sizler istanbulda yaşaşyan medya mensupları arkadaşlarımızsını. Doğru dürüst bir meydanımız yok. Taksim’in adı var ama kendisi meydan değil. Belediye başkanlığım döneminde taksimle ilgili hayalim tüm trafiği yer altına alıp Taksim’i çınar ağaçlarının dışında bir meydan haline getirmek. Çınar ağaçlar baki kalacak. Gerçekten AKM o meydana yakışan bir kültür merkezi değil. Bir yarışmayla bütün o yandaki ve arkadaki boşluğu kapsayacak şekilde opera sanat kültür merkezini oraya tesis edelim. Araç trafiğini de yer altına alınca orada devasa bir meydan inşaa edelim. Bizim arzumuz ve hedefimiz bu. Şu anda burayı güçlendirme maliyeti yaklaşık 70 trilyon. Biz 70 trilyon niye buraya verelim. Bakın biz Harbiye Kongre Merkezi’nde 13 kat yerin dibine girdik.

Orada muhteşem bir kongre merkezi inşaa ettik. Şu anda bizim AKM’nin maliyeti o rakkamı ancak bulur bulmaz. Burada yapacağımız şeyle ne otopark sorunumuz olaracak ne de ihtiyacı düşürecek değil, çok daha farklı salonlar oluşturmak suretiyle 3 bin 3 bin 500 kişilik salonlar oluşturarak orada opera salonlarına sahip olacak bir kültür merkezi inşaa etmek istiyoruz. Şu andaki AKM’nin böyle bir özelliği yok. Böyle bir durum söz konusu değil. Bunu farklı yerlere çekmek suretiyle buna bir yaklaşım sergilemek gerçekten bizi üzüyor. Önümüzü de yargıyla el ele vererek kesiyorlar. Aynı şeyi de Muhsin Ertuğrul’da yaptılar. Bakın bunlar sanat düşmanı. Gösteriler yaptılar. Biz dedik ya etmeyin eylemeyin. Burada doğru dürüst sahnesi olmnayan bir Muhsin Eİrtuğrlu var. Biz burayı yıkıp daha büyük sahnelere sahip soyunma odalarına kadar daha modern, bir Muhsin Ertuğrul’u inşaa etmek istiyoruz. İnanmadılar. Eee ne oldu. Yaptık. Dedikleriyle kaldılar. Fakat biz önemsemedik. Biz aynenyolumuza aynen devam edeyior. Kongre merkeziyle Muhsin Ertuğrul birbirini tamamlıyor. Öbür tarafta Lütfi Kırdar, Cemal Reşit Rey. Bizim kongre vadisi dediğimiz şey her geçen gün zenginleşerek devam ediyor. AKM’deki hedefimiz de trafiği yerin altına alınmış. Orada büyükçe bir kültür merkezi inşa ederek yeni bir meydan düzenlemesini sağlamak. Daha dün akşam bile belediye başkanımla bunun bir değerlendirmesini aramızda yaptık. Özellikle çılgın proje İstanbul’umuzun geneline farklılık getirecek. İstanbul’umuz inşallah büyük bir sıkıntı ve yükten kurtulacak. Bir dalga proje olacağına inandığım bir proje.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!