Yalçın Bayer: Yeter! Söz milletin






Yalçın BAYER
Haberin Devamı

TSK'ya tahsisli arazide şüpheli bir durum var

İSTANBUL, Ortaköy Deresi'nin sonundaki caminin sağından Ambarlıdere'ye çıkan yol üzerinde boş bir alan vardır. Korkmaz Yiğit'in yaptığı konutların alt kesiminde kalır. 'Elmalık' diye bilinen 45.5 dönümlük bölgenin çok eski yıllarda Ermeni mezarlığı olduğu söylenir. 1973'te açılan Boğaz Köprüsü'nü bir savaş halinde korumak amacıyla zaman zaman buraya uçaksavar topları yerleştirildiği bilinir.

Arazi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na tahsislidir. Bu anlamda askeri bölge sayılır. Ancak bundan bir süre önce araziye Ermeni Vakfı sahip çıkar; 20.2.1997 tarihinde zilyetlik davası açar.

Davada, Hazine'yi, Hazine avukatı Necati Zeybek savunur. Ancak, Ermeni Vakfı'na karşı devleti savunmakla mükellef olan avukat Necati Zeybek, dava açıldığında ve dava süresince olan gelişmelerden Maliye Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı'na hiçbir şekilde bilgi vermez.

Sonuçta, davanın 5.3.1998 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı aleyhine sonuçlandığı öğrenilir. Dava, Zeybek tarafından temyiz edilir, ancak temyiz Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2.5.2000 tarihli kararı ile reddedilir.

Bunun üzerine Hazine avukatı Necati Zeybek tarafından Yargıtay kararına karşı 3.2.2000 tarihinde iade-i muhakeme talebinde bulunulur. Ancak talep zamanında yapılmadığı için Yargıtay tarafından 22.11.2000'de reddedilir.

Şimdiki son durum şudur:

Milli Emlak Müdürlüğü, karara karşı konuyla ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Söz konusu arazi üzerinde Ermeni Vakfı'nca yapılan mülkiyet iddiasının asılsız olduğu hakkında İstanbul Muhakemat Müdürlüğü'ne bir yazı gönderiliyor.

Söz konusu arazinin 1968'den beri Hazine adına kayıtlı olduğu, 1973'ten beri fiilen Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullanımında bulunduğu, 1936 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile azınlık vakıflarının mal edinmelerinin dondurulduğu, bu konuda Yargıtay tarafından verilmiş kararlar olduğu, davada Ermeni Vakfı lehinde tanıklık yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, ancak, 'şartla salıverilme' nedeniyle davanın düştüğü anlaşılıyor.

Hazine avukatı Necati Zeybek'in dava ile ilgili olarak Defterdarlık, Milli Emlak ve Milli Savunma Bakanlığı'na bilgi vermemesi, iade-i muhakeme talebinin süre aşımı sonrasında yapılması ilgi çekici bulunuyor. Bunun yanında, avukat Necati Zeybek'in davadan kısa bir süre sonra emekli olması da bir diğer ilgi çekici konuyu oluşturuyor.

Söz konusu gelişme üzerine MSB tarafından karşı dava açılması hazırlıklarına başlandığı bildiriliyor.

İlginç bir durum. Bakalım, ne olacak?

Kazık vatandaşa

TASARRUF Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredilen bankaların kamuya yükü her geçen gün artıyor. Büyük ölçüde hortumlanan 14 bankanın mali durumunu güçlendirmek amacıyla nisan sonuna kadar Hazine tarafından fona 16.3 katrilyon lira tutarında özel tertip devlet iç borçlanma senedi verdi. Günü geldiğinde bu borçlar, 65 milyon yurttaşın ödediği vergilerle karşılanacak. Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği (VAVEK) Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu bankaların zararlarının nasıl katlanarak büyüdüğünü şu acı tablo ile açıklıyor:

Tarih Zarar tutarı

(Milyon TL)

1997 65.805

1998 490.413

1999 3.007.910

2000 5.225.063

2001 12.342.000

‘‘Görüldüğü gibi kamu bankalarının birikmiş tüm görev zararlarının 25.8 katrilyon lira olduğu düşünülürse, içi boşaltılan özel bankaların kamuya getirdiği yükün boyutu ortada’’ diyor Kılıçdaroğlu. Ve haklı olarak soruyor:

‘‘TMSF'ye devredilen bankaların eski sahiplerinden hangi tarihte, kaç lira geri alındı? Bu bankalara borcu olanlardan (açtıkları krediler nedeniyle) hangi tarihte, kaç lira tahsil edildi? Bu bankaların batık kredilerinin tutarı ne kadardır? Bu krediler kimlere açılmıştır? Ve bu bankaların yöneticileri, mevcut -Ziraat, Emlak ve Halkbank- banka genel müdürlerinden kaç misli fazla maaş almaktadır?’’

Genelgeden önce tadilata başladık

‘‘LÜKSÜ de var, garibanı da’’ (22.6.2001) başlıklı yazıda, T. Kalkınma Bankası'nın iştiraki Kalkınma Menkul Değerler'de, tasarruf genelgeleri yayınlanırken, nasıl lüks onarım yapıldığına değinmiştik. Kalkınma Menkul Değerler'in Genel Müdürü R. Sinan Neftçi aradı, bu eleştirinin haksız olduğunu söyledi. ‘‘Bakın’’ diyerek şunları anlattı:

‘‘Şirketimiz faaliyetleri Mecidiyeköy'de ve sokak içinde bankamızın İstanbul şubesinin 2, 3 ve 4. katlarında toplam 1.650 metrekarelik alanda faaliyetini sürdürüyor. Yani yoğun rekabet ettiğimiz finans kuruluşlarının yoğunlaştığı herhangi bir plazada veya bulvar üzerinde değil. Şirketimiz genel müdürlüğü oldukça zor koşullarda yabancı yatırımcıları da kapsayan geniş bir müşteri yelpazesine hizmet vermeyi sürdürüyor. Bankamızca, binamıza 15 yıldır herhangi bir önemli tadilat yapılmamıştır. Ancak, hem müşterilerimiz hem de çalışanlar açısından daha işlevsel amaca yönelik bir ortam yaratılması gereksinimi olarak ortaya çıkmıştır. Bu çerçevede şirketimiz yönetimi kamuda uygulamaya konulan tasarruf tedbirlerinden önce tadilat başlatmış ve haziran sonu itibarıyla sonuçlandırma aşamasına gelmiştir.’’

Neftçi, şirkete bugüne kadar hayati önem taşıyan kalemlerin dışında herhangi bir satın alma yapmadığını belirterek, ‘‘Bankamızdan 1997 yılından aktarılan 475 milyar TL sermaye karşılığı, şirketimiz özkaynağı ve vergi ödemeleriyle 7.82 trilyon TL kaynak yaratılmıştır. Kárlı ve verimli olan şirketimiz bu kaynağı ortalama 35 personelle gerçekleştirmiştir. Şirketimiz yönetim olarak tasarruf ilkelerine mevcut tedbirlerden çok önce, kuruluş tarihinden bu yana riyaet etmektedir’’ dedi.

Yeşil öldü mü?

'YEŞİL' kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım'ın kardeşi Bahattin Yıldırım, TEMPO dergisinden Nilüfer Kas'a çarpıcı açıklamalarda bulunmuş.

1996'dan beri yaşayıp yaşamadığı konusunda Yeşil hakkında çeşitli spekülasyonlar yapılıyor. Ancak Bahattin Yıldırım, ‘‘Ağabeyim öldürüldü’’ diyor; bu arada Mehmet Eymür'ü de suçluyor.

İddialar ilginç ama bazı çevreler de Yeşil'in yaşadığında ısrar ediyor.

Artık bu konunun açıklığa kavuşması gerekiyor.

Yazarın Tüm Yazıları